Erkeğin olduğunu zannettiği şey değildir.

 

Erkeklerin ezici bir büyüklükteki kısmının kafasındaki “sevgi” annesinin kendine gösterdiği, onu yaptığı şeyler için değil – var olduğu için seven ve başka bir sebep aramayan bir sevgi modeli. “beni ben olduğum için seven” cümlesinin karşılayanıdır.

Erkeklerin en büyük yanılgısı, kadınların bu tür bir sevgiye yetkin olduklarını görerek, bunun eşlerine, sevgililerine de yayılabileceğini sanmak.

 

“annem beni çok seviyor – ama sevgilim o kadar çok sevmiyor” diye düşünerek bunun ayni türden sevginin değişik miktarları, değişik seviyeleri olduğunu sanmak.

 

Erkeklerin gözlemlediği bu “sevgi” sadece cocuklara rezerve edilmiş bir sevgi türüdür. Sevdiği kişiyi korumak, kollamak, fedakarlikla davranmaya dayalı bir sevgi. Bu türden sevgi ile sevgiliye karşı olan sevgi benzer – ama farklı şeyler.

 

Öte yandan, erkek sevdiği kadına karşı fedakarlık, koruma iç güdüsüyle karışmış bir cinsel istek de duyar. Ve kendi duyduğu şartlara bağlı olmayan aşkın aynısını kadının da hissettiğini sanır.

 

Halbuki kadının sevgisi – kadın her ne kadar farkında olmasa bile – bir şartnameye bağlıdır. Kadının çoğunlukla bilinçsizce yaptığı bir “şartların ne kadarını karşılıyor” hesap kitabı neticesinde eğer o erkek şartnameyi karşılıyorsa, kadın o erkeğe arzu duymaya başlıyor. Bu arzuya aşk deyin, sevgi deyin ama bilmeniz gereken şey o şartnameye uygunluk sadece aşık olma esnasında değerlendirilip sonra rafa kaldırılmıyor.

 

Bu şartlara uygunluk hayat boyunca tekrar tekrar teyit ediliyor kadın tarafından. “acaba yapabileceğim en iyi alış verişi yaptım mı.. Daha iyisini yapabilir miydim?” sorusu sürekli tekrar ediyor kadının kafasında.

 

Bir gün erkek bu şartlara uymamaya başlar – veya kadının şartnamesi güncellenip değişik maddeler içermeye başlarsa – o zaman kadının arzusu sönüyor. Bu süreci bilinçli olarak takip etmeyen – hatta farkında bile olmayan kadın kaybolan arzusunun sebebi olarak kendi kişisel görüş, beklenti ve eğilimlerine uygun bir masal uydurup ona inanıyor. Rasyonalize ediyor.

Özetle elimizde iki tane kaide var.

 

1-kadın, erkeği erkeğin beklediği gibi sevmiyor. Sevemiyor. Öyle bir yetkinliği yok. Erkeğin özünü sevmiyor.

2-kadın erkeği sadece “o an” için seviyor. O anda ifade ettiği, realize ettiği şeyler için seviyor. Erkeğin geçmişte yaptığı şeylerin bir önemi yok. Geçmişte yapılan fedakarlıklar için kadın vicdanen minnettar olabilir, ancak bu arzu duymasını sağlamayacaktır. Bu ikisi ayrı şeyler.

Gelecekte yapılacak fedakarlıklar ise o anın şartlarına göre değerlendirilecek şeyler. Mühim olan içinde bulunulan an.

 

O yüzden bir kadın bir erkeğe “seni seviyorum” diyorsa bunun erkeğin kadına “seni seviyorum” demesinden çok farklı olduğunun farkında olmanız gerekiyor.

 

(bu entry’de yetişkinlerin birbirine samimi duygularla aşk hissettikleri durumda söyledikleri “seni seviyorum”dan bahsediyorum. Herhangi bir salaklık, öküzlük, şuursuzluk, içten pazarlık vs. Kapsam dışında. Baya birbirine aşık iki insan arasındaki dinamiği anlatıyorum)

 

Gelin mnkym.. Sabahın 7sinde niye bu işin (bu kızla evlenmenin) saçma olduğunu anlatayım size.

 

Önce temel kavramlar.

 

Evrimsel psikoloji kitabımızını linkini verelim, merak eden açsın okusun :

http://emilkirkegaard.dk/…ary-psychology-3rd-ed.pdf

 

(131. Sayfa, ama kitabın 3. Bölümünün tamamından gelen bilgiler var)

Buna göre :

 

Kadınlar eş seçerken adet dönemi çok önemlidir.

28 günlük periyodda ilk 14 gün kadın en iyi genleri (alfa erkek) almaya çalışırken

Ikinci 14 günde ise cocuga en iyi şekilde bakabilecek erkekleri ister (beta erkek)

 

Bunun adına “alfa siker, beta hesabı öder” diyebiliriz.

 

Alfa erkeklerin (testosteron seviyesi yüksek, agresif, rekabetçi vs) cocukları babalarından gelen bu genler sayesinde hayatta kalma şansı daha yüksek çocuklardır.

Buna karşın bu alfa erkekler “çocuk yetiştirme” fazında pek bulunmazlar, aileyi terketme oranları daha fazladır.

 

Beta erkeklerin (makul, uyumlu, korumacı) ise olayı aileye bakmak, sorumluluklarını yerine getirmek, sadakat (kaynakları başka kadınlarla paylaşmama) gibi şeylerdir.

 

Şimdi gelelim 30una kadar her haltı yemiş kıza. Her halttan kasıt “sefam olsun” modeli sayıca çok partnere sahip, uzun dönemli ilişkileri beceremeyen, ekstrem denebilecek deneylerde bulunmuş (grup seks, tek gecelik ilişkiler, uyuşturucu, illegal aktiviteler vs)

 

Yoksa bekaret falan bunlar mühim şeyler değil. 30una kadar bakire kalmış kız daha bile arızadır benim gözümde.

 

20-30 arası yaşlarda bu kız 90% testosteronu yüksek, rekabetçi, özgüveni tam erkeklerle birlikte olmuştur. Kariyer peşinde koşan sebat eden sabreden “nice guy”, “nerd” modeli adamlar ise radarında görünmez bile. 23-24 yaşlarında tepe yapan ve 20-30 yılları arasına yayılan “gençlik güzellik” döneminde alfa erkekleri ya da alfa özellikleri gösteren erkekleri elde etmekte pek bir zorluk yaşamayan kız 30una yaklaştıkça bunun zorlaştığını fark etmeye başlayacaktır.

Özetle çıtayı “düşürmeye” başlayacaktır. Hangi açıdan? Genetik açıdan.

 

Ancak bu kadın zaten “alfa dul” olmuştur bile.

 

Bir nevi “nutellayı tattıktan sonra sarelleyle tatmin olmama” durumu yani.

 

30undan sonra evlenebileceği erkekler, 20lerini ekseriyetle yalnız (ya da problemli ilişkilerle) geçirmiş, kızlarla arası flört etme açısından pek iyi olmayan, ama insan olarak gayet iyi, sorumluluk sahibi, aileye kendini verecek erkeklerdir. Bu erkekler sorumluluk sahibi ve uyumlu oldukları için işleri/kariyerleri de iyidir.

 

Nutella alamayacağını fark eden kadın ufaktan sarelle raflarına bakmaya başlar özetle.

 

Ancak nutellanın tadını asla unutmayacak, herhangi bir olasılık çıktığı zaman nutella yemek için bin türlü alicengiz oyunu yapacaktır.

 

Işin acıklı yanı beyninin ön loblarının – yani bilincinin tüm süreçten tamamen habersiz oluşudur. Yani kız istediği kadar kocasını sevdiğini düşünsün, sadik kalacağini düşünsün vs. Gerçekten kadini heyecanlandiran ve işini bilen (sorumluluğu kadina yikmayan, kadinin üzerinden sorumluluğu tamamen alan, kadina ‘nasil oldu anlamadim, bir anda oluverdi’ dedirten) bir erkek bu bahsettiğimiz kadini rahatlikla elde eder.

 

Özetle alfa sikmeye beta da hesabı ödemeye devam eder.

Kadınların 99%u bu tür kadınları – yani seksi kolaylıkla sunan – erkeklerden daha çok aşağılarlar. “slut shaming” diye bir kavram var, açın bakın. Erkekler bir ortamdaki hafifmeşrep kadından, kadınların rahatsız oldugu kadar rahatsız olmazlar. Hatta cogu zaman eger kadını begenmiyorlarsa umurlarında bile olmaz.

 

Öte yandan kadınlar bu söz konusu hafifmeşrep kızları ellerindeki yegane gerçek kozu (seks) ucuzlattığı için sürekli yererler, etraflarındaki erkekleri de bu yönde etkilemeye çalışırlar.

 

Burada yazan kadınların – ki 99%u 3. Dalga feminizmden etkilenmiştir – çoğunun savunduğu model ise yukarıda anlattığım gençliğinde “parti kızı” modeli takılıp 30unda kariyeri yerinde stabil bir liman arayan kızı değil, kendi halinde yaşayan bazen uzun dönem bazen kısa dönem ilişkisi olan ama sorumluluk bilinciyle hareket eden, mutluluğu arayan, özetle aslında “kaşar” olmayan ama geleneksel kuralları pek sallamayan (erkek arkadaşıyla aynı evde yaşayan mesela) kadınları kastetmektedir. En azından yazdıklarından çıkardığım budur.

 

Bizim burada “her haltı” yemiş dediğimiz kız sizin tarif ettiğiniz kız değil.

 

Rahibeyi 0 noktasına, sokak orospusunu 100 noktasına koyduğunuz bir skalada benim tarif ettiğim kız 80-90larda duruyor.

Sizin tarif ettiğiniz kız 30-40larda duruyor.

 

80-90larda duran kızları erkeklerden çok siz aşağılıyorsunuz, siz reddediyorsunuz.


————–

30ndan sonra da her haltı yemeye devam edecektir.

 

Hayatın her alanında, geçmişte yaptıklarınız gelecekte yapacaklarınızın teminatıdır.

 

Işe adam alırken adamın cv’sine bakıyorsunuz, daha önce ne iş yapmış, bir yerden hırsızlık yapmış mı vs vs diye.

 

Evlenirken “gençliğinde çok kaşarmış ama şimdi durulmuş” demek ne kadar gerçekçi ?

 

Özetle beyler, gençliğinde kaşar olan kız 30unda sizle evlenmek için yırtınıyorsa bilin ki eskiden gördüğü ilgiyi (yaşlanması sebebiyle) görmediği içindir.

 

22sindeyken size bakmayan, 30una gelip 4-5 sene sonra iyice sarkma korkusu sarıp size yavşayan kıza hayatınızı adamanızdan bahsediyoruz.

 

Gerçekçi olun. Enayi olmayın. Bırakın başkası olsun. Emin olun onu alacak başka enayi çıkacaktır.

————————-

Insanların ne kadar saf olabilceğini hepimize gösteren kızdır.

 

Kimseyi ilgilendirmezmiş … Pfftt..

 

Kocası olacak erkeği bal gibi ilgilendirir. (80 sene yaşasa, 30unda evlense) erkek hayatının 50 senesi boyunca tüm enerjisini, sevgisini, vaktini, kaynaklarını harcayacaksa, cocuklarının annesi yapacaksa geçmişi erkeği bal gibi de ilgilendirir.

 

Bunun böyle olmadığını söyleyen bonibon beyinli feministlere ve “acaba karı düşürür müyüm” diyerek erkekliğini kapıda bırakmış beyaz atlı prenslere inanan da net gerizekalıdır.

 

Madem kimsenin geçmişi sizi ilgilendirmiyor, kaçınız bir eski hükümlüyle evlenirsiniz kendinize bir sorun.

 

Dırdır postlarında incelediğimiz ve ekseriyetle kadınların hiyerarşi ve statüyü anlama aracı olarak kullandıkları dırdır’ın anne-cocuk ilişkilerinde nasıl oluştuğundan bahsetmiş

Narsisistik anneler ve kızları.

(bkz: anasına bak kızını al)

evlenmeden önce insanların eşlerini değil, müstakbel eşlerinin anne babasını iyice tanımaları lazım. Zira onlardaki problemler ve olumlu yanlar doğrudan çocuğa yansıyor 20+ yıl boyunca.

Öncelikle narsisistik annenin belli başlı karakteristiklerini sayalım :

1-yaptığı ve söylediği her şey kendisi tarafından reddedilebilir, yalanlanabilir, açıklanabilir. 

Her zaman bir bahanesi vardır. Her zaman bu bahane görünürde iyi bir niyetle sarmalanmıştır. Eleştirileri ‘sizin için endişelenmesinden’dir.
Sadece kızı için en iyi olanı ister.

Çoğu zaman sizin doğrudan yetersiz olduğunuzu söylemez. Onun yerine sizi başkasının cocuguyla, kardeşinizle kıyaslar. Bunu da doğrudan yapmaz, sadece diğer kişiyi ne kadar begendiğini başarılı vs bulduğunu söyler. Yetersiz hissetme kısmını zaten siz tamamlarsınız kendiliğinizden.

Hatta bu gizli agresiflik öyle bir noktaya gelir ki sürekli olarak endişeli ve “nerede hata yapacağım acaba” hissiyatıyla yaşamaya başlarsınız. Özgüven inşa etmek imkansız olur.

Işin kötüsü, anneniz dışarıdan bakıldığında çok iyi bir annedir. Ancak birazdan ayrıntılandıracağım gibi zaten narsisistik kişilerde diğer insanların takdiri çok önemli olduğu için yaptığı ve söylediği şeyler başkaları tarafından ayıplanmayacak şekilde ayarlanmıştır.
Annenizle ilgili kötü tarafları başkalarına anlatmaya çalıştığınızda insanlar sizin deli olduğunuzu düşünür. “sorun annede değil sende” derler.

Hatta narsisistik bir anneyle büyüyen cocuk sorunun kendisinde olduğuna o kadar inanmıştır ki, annesini başkalarına karşı ölesiye savunduğu bile görünür.

 

 

 

 

2-sınırlarınıza saygı duymaz 

sizin yerinize, sizin için kararlar ve sözler verilebilir.
“aa tabi ayşe yapar ne olacak ki” diyebilir sizin aslında yapmak istemediğiniz ya da yapamayacağınız bir şey için.

Kendini iyi göstermek için sizin işiniz, statünüz, tanıdıklarınız vs rahatlıkla kullanılabilir ve sizin adınıza sözler verilebilir. “tabi yeğeniniz hemen yollasın cv’sini ayşe verir patronuna”

eşyalarınız başkalarına hediye edilebilir, cocukken kardeşlerinize “ama o ağlıyor paylaşman lazım” vs diyerek oyuncaklarınız yemeğiniz vs hibe edilebilir.

Özellikle çocukken özeliniz olmaz. Odanız karıştırılır, telefon/günlük/bilgisayar vs gibi şeyler kurcalanır. Büyüdükten sonra doğrudan soramaz ama sinsice bilgi toplamaya çalışır hakkınızda.

Siz bir birey değil, annenin bir uzantısı, 3. Bir kolu gibi görünürsünüz ona.

 

3- adam kayırır. 

Narsisistik anneler birden fazla cocukları oldugunda bir tanesini kendileriyle özdeşleştirir ve onu “altın cocuk” seçer. Diğer kardeşler de asla altın kardeş kadar iyi olamayacak olan cocuklar olarak kalırlar.

Altın cocugun tüm ihtiyaçları giderilir, tüm problemleri çözülür ve suç asla onun değildir.
Günah keçisi cocuklar ise ihtiyaçları karşılanmadığı gibi, altın cocugun ihtiyaçlarının karşılanmasında aktif rol oynamaya mecbur bırakılırlar. Altın cocuk olan abisinin ödevlerini yapmak zorunda bırakılan kız kardeş mesela. Altın cocuk abi goygoyla tembellikle geçirdiği zamanları annesinin yardımıyla meşrulaştırır. Sorumluluğunu yerine getiren ve abisinin kayrılmasına yardım etmek istemeyen kız bencillikle suçlanır, utandırılır.

Burada önemli olan şey altın cocuk ya da günah keçisi cocuk değil, annenin kendini üstün hissetmeye devam edebilmesidir. Altın cocuk sadece anneye itaat ettiği ve onun istediği gibi olduğu sürece (başarılarıyla övünebileceği sürece) altındır.

Dırdır postlarında bahsettiğim narsisistik annenin kız ve erkek cocuklara karşı olan tutumundaki fark burada çok belirgindir.

Erkek cocuk genellikle altın cocuk seçilir. Kız cocuk günah keçisi.

4-baltalar. 

Başarılarınız sadece onun övünebileceği oranda önemlidir. Onu iyi gösterecek şeyler süper, onu iyi göstermeyecek şeyler önemsiz ve geçiştirilebilir şeylerdir.
Hatta sizin ilgi odağı olacağınız olaylarda (mesela düğün) kendi varlığını mutlaka göstermek için aşırı hareketler yapabilir, kavga çıkarabilir, veya erken ayrılarak ilgi odağı olarak kalmanızı engellemeye çalışır.

Aslında sizi desteklemediği işlerde başarılı olduğunuz takdirde kendi “fedakarlıkları”nı öne çıkararak o olmasaydı bunları asla yapamayacak olduğunuzu göstermeye çalışır. Kendisi cocukları için kendini feda etmiş bir şehittir, siz de bundan faydalanmış ve meyvesini haksızca yiyen bir fırsatçı. Tabi bunları da açıktan söylemez – her zaman “ben öyle demek istemedim” açıklamasıyla kurtulabileceği şekilde formülize eder.

 

 

5-küçük görür. Alçaltır

ne yaparsanız yapın, hep başkaları haklıdır. Sizin mutlaka bir kusurunuz vardır.
Çocuklugunuzdan bahsederken “sen ne yaramazdın. Cok ugrastık seninle. Bazen delirtiyordun beni” gibi şeyler diyerek kendi zorluklarını öne çıkarırken sizin ideal bir evlat olmadığınız mesajını verir. Buna karşı bir şey diyemezsiniz zira o asla “öyle demek istememiş”tir ve siz “fazla hassasınız”dır. Zaten “cocukken de küserdiniz böyle”.

6- sizi akıl hastası gibi gösterir. 

Size yaptığı bir istismara dair çok net anılarınız olmasına rağmen siz bunu dile getirdiğinizde asla bunu kabul etmez ve bunu uyduruyormuşsunuz gibi bir tavır takınır. “hayır ben asla böyle bir şey yapmadım” dan tutun “benden nefret mi ediyorsun böyle yalanlar uyduruyorsun”a kadar varacak karşı suçlamalara kadar konuyu yalanlamaya çalışır.
Sinsice gaslighting yapar. (bkz: gaslighting)

7-kıskançtır. 

Sizin sahip olabildiğiniz şeyleri kıskanır. Özellikle kızlarının diğer erkekler (ve babaları) ve gelinlerinin oğulları üzerindeki cinsel etkisini kıskanır. Cocuklarının evliliklerini bozmak için çaba sarfeder.
Kendi eşini damadıyla kıyaslar, kızı ve eşine psikolojik istismar yapar (ama damadını el üstünde tutar, asla haksız bulmaz)
eğer oğlu ve gelini varsa gelin asla oğlu için yeterince iyi değildir, gelinin ailesi asla kendi ailelerine yakışan bir aile değildir. Otomatikman günah keçisi olurlar.

Yine özellikle kız çocuğun başarılarını önemsizleştirme veya kendi fedakarlıkları sayesinde olduğunu göstermek için çaba sarfederler.

8-yalancıdır. 

Ufak yalanlar. Büyük yalanlar. Sayılacak gibi değildir yani yalanları.

Dışarıya karşı yalanlarını dikkatli söylerler ve çoğu zaman meşrulaştırılabilir ya da reddedilebilir yalanlar söylerler. (bkz: plausible deniability) en sevdikleri taktiktir.

Size karşı yalanları daha dikkatsizdir. Zira burada bir “sana yalan söylüyorum, sen yalan söylediğimi biliyorsun, ben de bildiğini biliyorum ama bu konuda elinden hiç bir şey gelmeyeceği ve ben seni sallamayacağım için sana dikkatli yalan söyleme zahmetine girmeye gerek görmüyorum” hissiyatı yatmaktadır.

Ancak yüzeyde elbette ki bu da diğer istismarları gibi daha sosyal olarak kabul edilebilir kılıflara sokulabilecek şeylerdir. Her türlü “yırtar” yani.

9-ilgi odağı olmak zorundadır. 

Kocası ona bakmak ve rahat ettirmek zorundadır.
Cocuklar söylediğini tam olarak yapmak zorundadır.
Aksi takdirde (bkz: winter is coming).

Üzücü olaylar olduğunda önemli olan annenizi nasıl etkilediğidir.
Mutlu olaylar olduğunda önemli olan annenizin nasıl bunda payı olduğudur.
Eğer kendine henüz bir pay çıkaramıyorsa bundan sonrası için kendini iyi gösterecek planlarını açıklar.

Anne yaşlandıkça kendini kurban pozisyonuna kolayca koyabileceği durumlar arar. Sağlığına dikkat etmeyerek hastalıkla ilgi çekmeye çalışır.

10-duygusal vampirlik yaparlar. 

Üzüntünüz ve hayalkırıklıklarınız onun beslenmeyi en sevdiği şeylerdendir.
Sizin kötü durumda olmanız onu üstün ve daha iyi gösteren bir şey gibi gelir. Bu yüzden de sizi üzmek ve tepki alabilmek için manipülasyonlar yaparlar.

11-aşırı savunmacıdır. 

Herhangi bir eleştiri, serzeniş, suçunu gösterme gibi hareketler sert ve kati direnişle karşılaşır, manipülasyon yaparak eleştiri kaynağını suçlu göstermenin yolunu bulur.

Hata onda değil sizdedir.

12-korkuyu kullanır. 

Korku yaratan sözlü istismara ek olarak (ne zaman hata yapıcam ve beni kötü hissettirecek korkusu) fiziksel istismarda da bulunur. Bu klasik cinsel istismar ya da darp şeklinde olmaz. Genellikle sosyal olarak kabul edilebilir şekillerde ve reddedilebilir bir biçimde olacaktır.

Örneğin hastayken okula gitmeye zorlanırsınız. Ayagınız vuran ayakkabıyı giymeye zorlanırsınız.

Ya da altın cocuk size fiziksel istismarda bulunurken araya girmez ve fiziksel acı çekmenize izin verir.

13-çocukça davranır. 

Istediği olmadığında vurmaya çalışır, kendini camdan atmaya çalışır, eşya kırar, bagırır. 3-4 yaşında cocugun yapacağı türden tantrumlar parlamalar gayet rutindir.

14-size ebeveyn sorumlulukları yükler. 

Küçük sayılabilecek bir yaştan itibaren kendi işinizi kendiniz görmek zorunda kalırsınız.
Pratik, ekonomik, sosyal, manevi ihtiyaçlarınızı karşılamaktan bir nevi tiksindiği için bunları mümkün olan ilk anda size yıkarak sizi “hayat karşı hazırlar”.
Bazı durumlarda küçük kardeşe ya da yaşlı akrabaya bakım sorumluluğu yükler.
Part time işlerde çalışıp giysi vs gibi şeyleri almanızı bekler.
Sizin bu yükten dolayı yaşadığınız duygusal zorluklar önemsenmez.
Siz büyüyüp yetişkin oldugunuzda da ona bakmanızı ona ebeveynlik yapmanızı bekler.

15-özür dileyemez. 

Özür dilemesi gerektiği durumlarda bile tam bir özür dilemez. “böyle hissettiğin için üzgünüm” “eger böyle davrandığımı düşünüyorsan üzgünüm” ya da “üzgünüm ama bu konuda artık bir şey yapılamaz” gibi özür gibi görünen ama aslında karşıdakinin davranışından duyduğu hayalkırıklığını ifade eden tavırlar takınır.

Asla hatalı olamayacağını inandığı için asla özür dilemek zorunda olduğunu hissetmez. Hatalı olan ve yok yere hassas davranan kişi karşıdakidir.

16-başka insanların hisleri olduğunu düşünmez.

Solipsizmi doruklarda yaşar. Sadece o vardır evrende. Sadece onun hissetikleri ve etrafta olan bitenin onu nasıl etkilediği vardır. Karşıdakinin de eşit derecede geçerli ve değerli bir ruh halinde olabileceği düşüncesi aklından geçmez. Bunları hesap ederek hareket etmez. Empati yoksunluğu gösterir (bkz: psikopati) den farkı yanlış-doğru ve sonuçların farkındadır. Kurallar olduğunu ve bunların onu da etkileyeceğini bilirler. O yüzden istismarları asla gerçek ve zor sonuçlar doğurmayacak türdendir. Fiziksel şiddet, asla polisin karışacağı seviyeye çıkmaz. Karşıdan “dayakla disiplin” olarak görülecek seviyededir.

17- karşısındakini suçlar. 

Yaptığı kötü şeyler için sizi suçlar. “sizin yüzünüzden öyle davranmak zorunda kalmıştır”.
Başınıza gelen kötü şeyler için de sizi suçlar. Erkek arkadaşınız sizi terk etmişse sebebi “senin dediğin bir şeye takılmış” olmasıdır.

18- belki de en önemlisi , ailevi ilişkileri mahveder. 

Narsisist anneyi idare eden daha güçlü bir figür (baba) yoksa (ya da baba da anne tarafından idare ediliyorsa) ailevi ilişkiler yüzeysel ve sosyal minimumu karşılayan görevler şeklinde olur.
Kardeşler arası ilişki özellikle yetişkinlikte iyice azalır. “altın cocuk” olan kardeş, annenin ona hayatı “easy mode” olarak sunmasından dolayı gerçek zorluklarla başa çıkamaz, buna ek olarak kendisine vadedilen muhteşem hayatı elde edemediği için kendinden de bir tiksinme bir utanma hissiyatıyla yaşar. O yüzden cocukluğunu “altın cocuk” olarak geçiren bireyler ileriki hayatlarında vasat bir profil çizerler.

Tüm cocuklar kendi ikili ilişkilerinde, yanlış inşa edilmiş özgüven (altın cocuk) ve inşa edilememiş özgüven (günah keçileri) sebebiyle büyük sorunlar yaşarlar. Erkekler şiddete meyilli olur. Kadınlar asla kendini güvende ve rahat hissedemez.

Narsisistik bir annenin kızından şu cümleleri duymak gayet rutindir :

“ben yeterince iyi değilim değil mi, o yüzden benimle x,y,z, olmuyor. O yüzden benim sözüm dinlenmiyor, beni sallamıyorsun. Çünkü ben sallanacak kadar değerli bir insan değilim arızayım di mi ben?”

hayatı boyunca öz annesi tarafından böyle hissettirilen bir kadın, en ufak can sıkıntısında yine bu hislere kapılacak ve erkek arkadaşı-kocası hiç bu şekilde düşünmezken “yeterince iyi değilsin” denmiş gibi suçlamalarla karşılaşacaktır. Erkekler için bu bir ikilemdir zira eğer “saçmalama hiç de öyle değilsin, ben senin yeterince iyi olmadığını düşünsem seninle birlikte olmam…” tarzında yaklaşsa kadının tehditlerine boyun eğmiş gibi görünecektir ; öte yandan bu saçma suçlamalara meşruiyet kazandırmamak için cevap vermeme yoluna giderse sessizliği yine bunu teyit etmiş gibi olacaktır.

Işin ilginç yanı, kadının annesinin narsisistik olduğuna dair bir çok işaret vardır, ve bunları bizzat kadın kendisi anlatır “annem böyle yapardı şöyle yapardı” vs diye. Ancak bunun tam olarak ne manaya geldiğini bilmeyen, ve sevgilisini “kurtarmak” ve hayatında belki ilk defa kahraman olmak isteyen erkek bunu bir uyarı olarak değil, fırsat olarak görecek ve bu ilişkiye daha sıkı sarılacaktır.

Açıkçası benim fikrimce insan hayatı bu tür bir dinamiği yönetmek için fazla kısa. Bu tür işaretleri gördüğünüzü hissettiğiniz anda gerçekten var olduklarını varsayıp ona göre ilişkiyi çok uzatmamak bencil de olsa yapılacak en mantıklı harekettir.

Bu hem kadın hem erkekler için geçerli. Annesi narsisistik olan bireyler sağlıklı ve mutlu ilişkiler kurma yetisi ellerinden alınmış, bu hakları çalınmış şanssız bireyler ne yazık ki.

Şimdi diyeceksiniz ki lan dalyarak bir tek kadınlar mı narsisistik oluyor ?

Hayır. Aksine psikologlara göre narsisizm 75% oranında erkeklerde görülüyor. Yani tüm narsisistlerin sadece 25%i kadın.

Peki niye uzun uzun kadınları anlattık?

Çünkü narsisistik erkekler aileyle kalma eğilimi olmayan bireyler. Genellikle anneyi ve bebeği bırakıp gittikleri için verebilecekleri zarar sadece “ortada olmayan, destek olmayan baba” rolüdür. Aktif olarak aileyle kalıp yıllar boyunca gün be gün zarar verme ihtimali çok daha düşüktür.

  • Kaynak : http://parrishmiller.com/narcissists.html – Yazarı bilinmiyor.
  • Kaynak 2: Bol miktarda 1. elden gözlemlediğim vakalar

 

 

 

 

Doğru insan temalı entrylere götümle gülüyorum.

 

He mnkym alnında yazıyor doğru insan oldugu.

He mnkym evlendiğin kişi 10 sene sonra hala doğru insan kalabiliyor.

He mnkym sen hala aynı kalabilyiorsun 10 sene sonra..

Geç bunları.

 

Erkek için evlenmek, sadece ve sadece cocuk istiyorsa yapması gereken bir şeydir. Onun haricinde evlenmek için hiç bir gerekçesi yoktur.

 

Diyelim cocuk yapmak istiyorsunuz ve evlenmeye karar verdiniz.

 

Evleneceğiniz kadının sizin seviyenizden daha aşağı olmasına dikkat etmeniz lazım.

Sosyal statü olarak, güzellik olarak vs sizden mutlaka ama mutlaka daha altta olması lazım.

 

Eger çirkin cahil kız istemiyorsanız, yapmanız gereken hedeflediğiniz güzellik ve zekilikteki kızlardan daha üstün olmak üzere kendinizi geliştirmektir.

 

10 üzerinden 4-5 modeli bir adamsanız (ortalama maaşlı masabaşı iş, göbek, futbol harici hobi olmaması, boş zamanlarda tv izleme vs) gidip 10 üzerinden 6-7lik kızlarla evlenmeye çalışmayın. Kız belki ilk etapta yaşasın evleniyorum nihayet diye gaza gelip mutlu olacaktır, ama garanti ediyorum kısa sürede o iş patlayacaktır ve kız ya ayrılacak ya da hayatınızı dar edecektir (bkz: dirdir) (bkz : ölü yatak odası)

 

Yapmanız gereken ya 10 üstünden 3lük bir kız bulup (ev kızına mı tekabül ediyor artık bilmiyorum) evlenmek, veya götünüzü kaldırıp kariyer, dış görünüş, kültür bilgi vs konularında seviye atlamak ve daha yüksek statülü kızların üstüne çıkmaktır.

Akıllı adam ikincisine kasar.

Uyanıklığı sayesinde kendinden daha üst seviye bir kızı “tavlayabilen” erkekler vardır. Ancak kadınlar erkeğin doğal halini görünce adamdan tiksinirler. Kadınların en korktuğu şey yanlışlıkla düşük statülü bir erkekle birlikte olduğunu farketmesidir. “adam gibi adam” sandıkları adamın ana kuzusu çıkması kadınları delirtir.

 

O yüzden kanca atıp kız tavlayıp sonra kızın terk ettiği adam olacağınıza, kızların yer çekimine giren meteor gibi size doğru meyledeceği adam olun.

 

Kadınlar “ya ne toplayacam elin adamının arkasını ne gerek var evlenmeye”derler sıklıkla. Feminist zırvası.

Bunu diyen kadınların 100%ü brad pitt gibi ya da atıyorum james bond gibi bir film karakteri modeli bir erkeğin arkasını toplamaktan gurur duyarlar.

 

O yüzden statü farkı çok önemli.

 

Diyelim doğru statüde bir evlilik yaptınız.

Ipleri asla karınızın eline vermeyin. Fikrini sorun, fikrine değer verin, ama nihai kararı siz verin.

Önemsiz konularda kararları hep siz verin.

Arabayı hep siz kullanın.

Yemeğe gidecekseniz “farketmez”demeyin

Elbisesi güzel mi diye sorduğunda “farketmez” demeyin.

Her zaman fikrinizi belirtin.

 

Erkek olarak liderlik etmek sizin sorumluluğunuz. Kadınların sizden sorumlu olduğu yıllara biz çocukluk diyoruz, ve sizin sorumluluğunuzu kaldıracak yegane kişi de anneniz. Karınızdan aynı şeyi beklemeyin.

 

Sakın kendinizi salmayın. Unutmayın ki kadını sizinle birlikte olmaya ikna eden şey, sizinle kalmasını sağlayan şeylerle aynı.

 

Siz onu etkilerken sergilediğiniz özellikler ve davranışlar, sırf devlet huzurunda imza attınız diye gereksiz hale gelmiyor. Evrim devlet yüzük cüzdan vs siklemez. Kadının arzusunu canlı tutmak için siz de onu çeken özellikleri sergilemeye devam etmelisiniz.

 

Sanki yarın bekar kalacakmış ve tekrar barlara vs giderek kız tavlayacakmışsınız gibi yaşamanız lazım. Türkçesi götü göbeği salmayın, fazla rahatlamayın, dışarıda kadınlarla flört etmeyi bırakmayın.

 

Kadınlar tek seçeneği kendisi olan erkeği istemezler. Başka kadınların da istediği erkeği isterler.

 

Erkek olarak gardınızı düşürme lüksünüz yok. Hayat boyu imajınızı korumanız lazım.

Son olarak en önemli nokta : asla gerçek zayıflıklarınızı, güvensizliklerinizi, eziklikleriniz paylaşmayın.

Kadın dergilerinde ve tatlı su psikologlarının yazdıkları ilişki kitaplarındaki “daha çok iletişim, hislerinizi paylaşın” zırvalarına asla inanmayın .

 

Kadınlar güçlü bir erkeğin yüzeysel zayıflıklarını paylaşmasından mutlu olurlar. Zira erkek “vulnerable” (türkçesi ne tam bilemiyorum, saldırıya açık olabilir) olarak aslında ne kadar kuvvetli oldugunu göstermiş oluyor. “senin beni bu konuda yargılaman beni etkilemez” mesajı veriyor.

 

Öte yandan gerçekten zayıf oldugunuz noktaları paylaşmamanız lazım. Örnek olarak “dans etmekten anlamam, dans ederken komik göründüğümü düşünürüm” gibi bir itiraf, yüzeysel bir zayıflıktır. Ya da “yemek yapmayı beceremem..” gibi şeyler önemsiz zayıflıklardır.

 

Ama “insanların sürekli hakkımda ne düşündüğünü öenmsiyorum, dışarıdan onay bekliyorum” tarzı bir zayıflık ve eziklik ipinizi çeken tarzda bir itiraftır. Bu türden şeyleri sadece ve sadece yakın erkek arkadaşlarınızla ve sadece çözüm bulmaya niyetiniz varsa ve yardıma ihtiyacınız varsa paylaşın.

 

Kadınlar dertlerinizi dinlemek istemiyor. Kadınlar karşılaştığınız problemleri çözeceğinizi bilmek istiyor. O strese girmek, o derdi sizinle paylaşmak istemiyorlar. Buna maruz kalınca vicdan ve şefkatleri sizinle empati yapmak istiyor ama hisleri sizden tiksinmelerine sebep oluyor. Bu bilinç altında oldugu için zaman içerisinde başka yerlerden patlıyor. Hiç bir kadın bu dinamiği kabul etmez, ki bilinçlerinde böyle bir kafa yapısı yoktur genellikle. Tamamen bilinç altı ve evrimsel olarak avantaj yaratan bir içgüdüdür bu. Üstesinden gelemezsiniz.

 

Cocuk yaptınız diyelim.

 

Cocugun yetiştirilmesinde mutlaka aktif rol alın. Bez değiştirin, uyutun, besleyin, oynayın, öğretin.

Cocugunuzu sadece kadınların (babaanne anneanne anne teyze vs) yetiştirmesine müsade etmeyin.

Kız cocuk sahibi olursanız iyi koca iyi baba nasıl olur sizden öğrenecek ve ona göre bir eş seçecek

Erkek olursa zaten sizi rol modeli alacak ve iyi bir erkek nasıl olur sizden öğrenecek ve ileride ilişkisini sizin yönettiğiniz gibi yönetecek.

Boşansanız bile cocugun hayatından asla çıkmayın. Tek kırmızı çizginiz bu olsun.

 

Sinsi kadın ve korkak erkek işidir.

 

Sinsi çünkü ne olup bittiğinin gayet farkında, ama instagram like’ları gibi yanında etrafında bi oğlan olsun, onu sürekli onaylasın, sürekli pohpohlasın, şakalarına gülsün, erkek işi lazım oldu mu koşsun istiyor – ama sevgililik mertebesine yükseltmiyor – asla da yükseltmeyeceğini biliyor. Niye? Çünkü erkek korkak. Hiç bir kadın korkak erkek istemez.

 

Erkek korkak çünkü bir kızın onu reddetmesi gibi basit ve tırıvırı bir şeyden bile korkuyor, bu reddedilme korkusu onu yıllarca “kanka” modunda takılarak vaktini enerjisini ve kaynaklarını bir kızla paylaşmasına ama karşılığında “ama seni arkadaş olarak seviyoruuum :((” tarzı şeylerle avunmasına sebep oluyor. “eger ben yeterince iyi olursam, iyi davranırsam bir gün beni farkedip onu sikip atan diğer erkekleri bırakıp bana gelecektir” diye bekliyor.

 

Be allahın salağı, madem istediği erkekle takılsa bile koşup dönebileceği sen varsın, niye sana hemen gelsin ki ? Gençliğinin ve güzelliğinin ekmeğini bir güzel yer, mis gibi takılır, sonra yaş 30a gelip memeler sarkmaya başlayınca “barkın ben nasıl olmuş da seni görememişim…” diyerek gelip seninle evlenir. Sen de senede 3 kere seks yaparsan mutlu olursun.

 

He bu dönemdeki korkaklığınız evliliğe de sarkacaktır, kız sizi paspas gibi kullanmaya devam edecektir ve siz paspaslık yapmaya devam ettiğiniz sürece size saygı da duymayacaktır, takdir de etmeyecektir. Ama sizin bonibon kadar beyniniz reddedilmekten terk edilmekten o kadar tırsıyor ki, siz suçu kendinizde arayıp, zaten insanüstü gayretle yaptıklarınızın daha da fazlasını yapmaya kasacaksınız.

O işin sonu yok.

 

Özetle – erkekler lafım size : friendzone’da kalmayın. Kızların sevgilileri olur veya kız arkadaşları olur. Sevgilisi değilseniz pipisi olan bilgisayardan anlayan bir kız arkadaşsınız. Kız arkadaşı olmak gururunuzu incitmiyorsa ok, en azından benim gibilerin rakibi olmuyorsunuz, ama bu durumda kalmak hoşunuza gitmiyorsa yapmanız gereken yetişkin bir erkek gibi gidip konuşmak, eğer kızda benzer hisler yoksa (zira arzunun pazarlığı olmaz, sizin bugüne kadar yaptıklarınız kızın sizi sevmesine zerre etki etmez) da vaktinizi enerjinizi ve kaynaklarınızı harcamayı bırakmak.

 

Denizde hakkaten çok balık var. O kıza harcadığınız eforun çeyreğini yeni insanlarla tanışmak için kullansanız harem kurarsınız emin olun. Karadeliğe gezegen atmaktan vaz geçin.

Gayet mantıklı bir harekettir.

 

Kadınlarda sürü psikolojisi erkeklere nazaran çok daha kuvvetlidir. Diğer kadınların beğendiği erkekleri otomatikman begenirler. Bir nevi “barajı geçmiş” muamelesi yaparlar.

 

Erkekler ise daha rekabetçidir. Kolay kolay diğer erkeklerin fikirlerini kabul etmezler, önce sosyal hiyerarşiyi netleştirmeye, kim besin zincirinin neresinde duruyor anlamaya çalışır, sonra genellikle lideri-alfa’yı takip ederler.

 

Özetle kadınlar diğer kadınlarla hemfikir olmaya daha meyillidir. Yanında güzel kadın bulunan erkeklerin ilgi görmesinin sebebi budur. “kız arkadaşlar”ın begenmediği erkeğin şut yemesinin de sebebi budur.

 

Diğer yandan tek seçeneği kendisi olan kadın erkeğin sadakatine kıymet vereceğine “lan bi ben mi enayiyim bu adamı begeniyorum…” gibi bir şüpheye girecektir.

 

Erkeğin zaman zaman “merak etme, ben başka kadınların da arzuladığı kıymeti olan bir insanım, sen de benimle vaktini gençliğini enerjini boşa harcamıyorsun” mesajını vermesi ve eşini/sevgilisini rahatlatması gerekmektedir.

Işin komiği bunu da ancak başka kadınların kendisiyle ilgilendiğini göstererek ispatlayabilir. Diğer bir deyişle erkek kadınını mutlu etmek istiyorsa başka kadınlarla olan diyaloğunu kesmemeli, flört etmeli, şakalaşmalı, muhabbetini ilerletmelidir.

 

Hatta daha ekstrem bir senaryo anlatayım, erkek kadını aldattığı zaman bile “demek ki bu adam, evli/sevgilisi olduğu halde başka bir kadını sekse ikna edebiliyor, handikaplarına rağmen kızları tavlayabiliyor, demek ki bu adam bırakılmayacak kadar kıymetli ve yüksek statülü bir erkek” mantığı kurarak – mantık kurarak dediğime bakmayın, kadın mantık kurmaktan çok bunu böyle hissedecek, sonra bu hislerini meşrulaştırmak için rasyonalizasyon yapacaktır – erkeğini affedecektir.

 

Erkek açısından kadınlardan ilgi görmesi gururunu okşayacak ve self-worth ya da kabaca türkçe tabiriyle “kendi değeri”nin yüksek olduğunu kendine ispat edecek ve erkeği daha özgüvenli ve mutlu yapacaktır. Burada bir pozitif feedback mekanizması vardır.

Erkek kendini daha özgüvenli ve yüksek değerli hissetikçe ve etrafına bu şekilde (özgüvenli, koruyucu, problem çözücü, iş bitirici) davrandıkça eşi/sevgilisi kendisine ona göre davranacak – daha toleranslı, saygılı, şefkatli ve arzulu olacak, ve ilişki daha mutlu olacaktır.

 

Özetle evli ya da uzun dönem ilişkisi olan erkeklerin kiçini kaldirip spora gidip göbeği eritip kiyafetlerine dikkat edip eşi/sevgilisi harici kadinlarla da muhabbet kurmasi ve ilgilerini çekmesi, ortada herhangi bir aldatma olmamasina rağmen herkes için faydali bir durumdur.

 

Kesin bilgi yayalım.

 

Debe editi : aldatmaktan bahsetmiyorum mnkym. Heyecan yapmayın hemen. Tekrar okuyun aldatmaktan bahsettiğimi düşünüyosanız.

———————————————-

Klasik kadın ya da efemine erkek davranışını tetikleyen olaydır aynı zamanda.

 

Konuyla ilgili kaynaklara ve deneyimlere dayanan ve bence gayet net artiküle ettiğim öneri (götümüzden atmıyoruz yani) bazı kadınların , feministlerin, beyaz atlı disney prenslerinin hoşuna gitmiyor.

 

Hoşuna gitmedikleri şeyin niye hoşuna gitmediğini tam kestiremiyorlar, işin komiği niye yanlış olduğunu gösterecek ispat ya da argümanları da yok.

 

Şu alttaki skalaya göre getirilen “cevap(!)”lar ancak yazım tarzını eleştirme noktasına çıkabiliyor :

https://suphecimelekblog.wordpress.com/…iyerarsisi/

 

(bkz: sikik)

(bkz: faşist)

(bkz: doganiza siçayim)

 

Işin daha da komiği yazdığım entry üstüne basa basa “aldatma olmadığı halde” derken eleştiriler saman adamı yöntemiyle çürütülmeye çalışılıyor. Halbuki dikkatli okusa yazdığımı bahsettiğim şeyin aldatma olmadığını görecek.

Erkekler çok eşlidir evet. Kadınlar da hipergamiktir. Bunu ben icat etmedim, evrim milyonlarca yıllık süreçte böyle adapte etmiş türümüzü. Ben napıyım mnkym?

 

Sanıyosunuz ki ben bunları gayet mutlu mutlu otururken kendim uydurdum.

Hayır, gayet travmatik geçen 10 yıllar sonunda aynı şeyi deneyip ayn sonuçları almaktansa neyi yanlış yaptığımı anlamaya çalışırken öğrendim.

Sanıyosunuz ki ben bunları kolayca kabul ettim. Hayır, aksine bunlar sizi ne kadar kızdırıyorsa beni de o kadar kızdırdı ve hayalkırıklığına uğrattı.

Ama ben bu hayalkırıklığına üzülüp ağlamaktansa konuyla ilgili bir şeyler yapmaya karar verdim.

Kaynaklardan öğrendiğimi deneyimlerimle test ettim ve diyorum ki (bkz: ben ikna oldum)

 

Özetle sen istediğin kadar sabah sabah sinire kes, benim mutluluğumu zerre etkileyebilecek bişey değil :)))

 

Öptm bye.

 

 

 

Kızlar bunu yapmayacaklarını bilir zaten. Kız anlatıyorsa bilin ki acı vermek için yapıyor. Az üstte yazmış “bıçak gibi saplanıyor”. Aynen öyle. Bıçağı saplamış zaten, çeviriyor içerde.

 

Erkekse saflığından anlatabilir. Hisleriyle barışık hassas new-age vs saçmalığına inanıp “biz hiç bir şeyi saklamayız” modeli takılan labunyalar lafım size:

Anlatmayın. Asla anlatmayın. Kaç sevgiliniz olduğunu, cinsel deneyiminizi, hayal kırıklıklarınızı, pişmanlıklarınızı vs anlatmayın.

 

Bir kadın zaten bunu size gelip açık açık sormadan önce aynı bilgiye ulaşmak için normal yolları (sinsice, farkettirmeden) tüketmiş demektir. Zaten diğer yollardan istediği bilgiye ulaşmış olsa gelip size sormaz.

 

Eğer daha önce çok az kadınla birlikte olmuşsanız, bu sizin cinsel değerinizin düşük olduğuna yorumlanacak ve dırdır testleri artacaktır. Çünkü kadın sizin yeterince iyi bir erkek olup olmadığınızı daha fazla teyit etmek isteyecektir.

 

Detaylı bilgi için : (bkz: dirdir/@skeptico)

 

Eğer çok kadınla birlikte olmuşsanız, bu bilgi de sizi yine test etmek bir de üstüne kavgalarda belden aşağı vurmak için kullanacağı bir bilgi olacaktır. Ayrıca özgüven sıkıntısı yaşayan bir kadının mutsuz hissetmesine ve bu mutsuzluğun sebebi olarak da sizi görmesine ve ne yaparsanız yapın asla yeterince iyi olmamasına yol açacaktır.

 

Neden? Çünkü mantıksal çıkarımlar yapmak kadınların meyil ettiği bir şey değil. Kadın önce hissediyor, sonra o hislerine kendi önkabul, önyargı, kişilik ve beklentisine göre bir senaryo oluşturup ona inanıyor. Tümdengelim yapıyor bir nevi.

Bu “kadınlar mantıklı düşünemez” demek değil. Nasıl bir erkek sinirlendiğinde meyil ettiği tepki vurmak ise, kadınlar için de anksiyete anında meyil ettiği şey bu üstteki süreç. “önce hisset sonra rasyonalize et”. “önce vur sonra soru sor” gibi.

 

“benden öncekilerin memeleri kesin daha büyüktü” gibi bir düşünce bile bu süreci tetiklemek için yeter de artar bile. Sonra gelsin “onu da buraya mı getirirdin?” “zaten adam olsan 10 tane kız seni terk etmezdi..” gibi laf sokmalar. Sanki onu bugüne kadarki eski sevgililerinizle aldatmişsiniz gibi gelecek. Ne yapsaniz sizi diğer kizlarla hayal edecek, mutsuz olacak.

 

“pınar neyin var?” diye sorunca da “yok bişey…” diyecek. Sonra “niye bu kızlar böyle rererö”.

Dalyarak, sen adam olabilirsen, kızlar dünyanın en güzel şeyi.

 

Özetle erkekler, canınız pahasına bile olsa eski sevgililerden bahsetmeyin. Bunu normal bir dırdır gibi algılayıp ona göre cevap verin.

 

“sakın hisleriyle barışık”, “açık iletişime inanan” vs gibi öğleden sonra kadın kuşağı modeli ilişki tavsiyelerine, evlilik danışmanlarına vs. Inanmayın, kullanmayın. Ben bunların kadınların geliştirdiği ve gerçekten kıymetli erkeklerle ezikleri ayırmak için kullanılan bir araç olduğuna inanmaya başladım. Yani bu kadar salak olunamaz.

 

Aynı sebepten ötürü aynı sosyal ortamdan kızlarla birlikte olmamaya çalışın. Birbirini tanıyan, ya da sizin eski ilişkinizi bilen kadınlarla birlikte olmamaya çalışın. Ha sen anlatmışsın ha kendisi görmüş şahit olmuş. Aynı kapıya çıkar çoğu zaman.

6 senelik ilişki, sonra da 10 senelik evlilik deneyimim var. başka kişilerle, aynı değil. bu perspektiften yazılanların hepsini okudum ve diyorum ki

 

hepiniz gerizekalısınız.. yok lan çok sert oldu.

hepiniz safsınız. size anlatılan masallara inanıyorsunuz.

bu masallara ben de inanıyordum. yılmaz savunucusuydum disney modeli aşkların ilişkilerin.

 

gel gelelim öyle bir dünyada yaşamıyoruz. disney modeli aşk, mickey mouse kadar gerçek.

 

başlığı açan arkadaş “onun için şehir değiştirdim” demiş. burası sıçtığı andır işte.

 

kadın kendisi için şehir değiştiren, fedakarlık yapan adamı siklemez.

 

kadınlar erkek gibi hissetmezler. düşünmezler demedim bak – kadınlar elbette bilinçlerinde fedakarlık yapan, onlar için ugrasan erkekleri istediklerini düşünürler.

 

ancak bu erkekler için arzu hissetmezler. içlerinde hep bir boşluk bir eksiklik vardır.

 

kadınların istediklerinden haberi olmayan şey , erkekleri mütemadiyen maruz bıraktıkları önemsiz ve gereksiz seçenekler ve testleri ciddiye almayan, kendi bildiğini yapan, kadınını kadınına rağmen koruyan ve evin gerçekten de direği, kayası olabilen erkektir.

başlığı açan arkadaş inisiyatif alabilseydi, ilişkiyi pilot-yardımcı pilot dinamiğinde yönetseydi, terk edilmezdi.

 

en çok güldüğüm de “bitmemiştir o tırmala” tavsiyeleri.

 

kadınlar hakkında bilmeniz gereken ilk şey şudur : bir dalı bırakmadan önce mutlaka başka bir dalı tutmuşlardır.

pipeline’da hazırda bekleyen başka biri (birileri) vardır ve onun gözünde yeni seçenek, eski seçenekten daha iyidir.

 

bunun bilimdeki adı hipergami’dir.

 

erkeğin görevi, kendine anlatılan masalları kafasından silmek, evrimsel psikoloji öğrenmek ve kadın erkek dinamikleri hakkında feministler tarafından zehirlenmemiş kaynakları kullanarak kuralları öğrenmektir.

 

 

evrimsel psikolojiye giriş için güzel bedava pdf: http://emilkirkegaard.dk/…olutionary-psychology.pdf

Erkekler için yazıyorum.

 

Şimdi düşünün, bir kızla birliktesiniz. Kıza iyi davranıyorsunuz, kızın bir dediğini iki etmiyorsunuz, kız mutlu vs görünüyor. Sonra çat.

 

Terk edildiniz.

Sonrasında “sana yapılır mı be..” “vay kevaşe”.. “abi benim gözüm hiç tutmamıştı zaten” tarzı kankalarla içki masasında ful gaz muhabbetler. Noldu? ” kız zaten orospuydu, sana kız mı yok.”

 

Şimdi gel kızdan ne istediğimizi gerçekçi olarak ele alalım.

 

Kızdan beklediğimiz şey en başta şu : sadakat.

 

Yani diyorum ki : benden daha iyi – daha yakışıklı, yüksek statülü, daha çok parası olan, sosyal bağlantıları olan, daha komik, daha ilginç, hobilerinde daha usta, daha..daha..daha.. – bir erkek gelip kıza ilgi gösterirse kız bunu pas geçecek.

Niye?

Ben önce geldim diye.

 

Yani kız beni aldatamaz, beni terk edemez çünkü ben önce geldim.

 

Birisi bana ferrari veriyor, ama ben geçen sene toyota aldığım için ferrariyi elimin tersiyle itiyorum.

 

Böyle saçma, haksız bir şartname olamaz.

Burada erkeğin görevi sadece önce geldiği için kızın ona ilgi gösterecek daha iyi bir erkeğe gitmesini o veya bu yöntemle engellemek değil.

 

Sırf bu sebepten dolayı daha iyi bir erkeği pas geçerek sizinle kalan bir kız ilişkini geri kalan (kısa) süresi boyunca sizden nefret edecektir zaten. Birden yaptığınız hiç bir şey yeterince iyi olmayacak.

Kız birden ne kadar mutsuz olduğunu fark edecek.

 

Erkeğin sorumluluğu kızın saygısını kazanmak.

Terk edilmeyen, aldatılmayan bir erkek haline gelmek için çalışmak.

 

Saygı yerde bulunmaz,

Saygı istenmez,

Saygı ağaçta yetişmez,

Saygı kazanılır.

Peki insanların size saygı duymasını nasıl sağlarsınız ?

 

Kendi kendinize saygı duymakla başlayarak. Sen kendine saygı duymazsan, başkalarını memnun etmeye çalışır kendini arka plana atarsan başkası sana niye saygı duysun ki?

 

Erkeğin işi güçlü olmak, önemli olmak, başarılı olmak. Kendi kendinize yatırım yaparak kendinizi yükseltmek. Böylece etrafınızda bulunan insanlar size yakın olduğu için yükselecektir zaten.

 

Herkesin istediğini yerine getirmeye çalışan, herkese yardım eden,

Kendi işini aksatacak, kendi hayatına zararlı olacak bile olsa başkalarının işini gören üniversite mezunu beyaz yaka ali size haftasonları çalışarak biriktirdiği para ile aldığı bir araba hediye etse kıymeti olmaz.

 

Ama Ali Koç sizin elinizi sıksa kıymetlidir.

 

Erkek olarak göreviniz bir James Bond gibi olmak.

Erkeklerin olmak istediği,

Kadınların yatmak istediği adam olmak.

 

O zaman terk edilmek, aldatılmak gibi şeyler sizin evreninizde bulunmaz.

Bugün iyi günümdeyim. Siz kızlara hoşlandığınız erkeği nasıl tavlayabileceğinizi anlatıcam.

 

Alttaki stratejiyi izleyin, rüya erkeğiniz avucunuzdan yesin.

 

1- feminen olun.

 

Gerekiyorsa kilo verin. Güzel giyinin. Düzgün makyaj yapın. Hijyen olayına dikkat edin. Doğurganlık ispatı olan özelliklerinizi öne çıkartın. Mesela gerçekten feminen bir yüzünüz (ince çene, ufak burun ve kulaklar, büyük gözler) yoksa saçlarınızı kısacık kestirmeyin, uzun bırakın. Etek giyebilecekken pantolon giymeyin. Feminenliğinizi maksimize etmeye çalışıyorsunuz. Saklamaya değil. Feminenliğinizin erkek tarafındaki dengi ferrari, bankada para, 3 katlı villa, kültür, espritüellik, sosyal statü vs. Hangi erkek bunlara sahip olup saklar? Siz de saklamayın.

 

Oğlan cocugu gibi olmayın. Erkek gibi yürümeyin. Erkek gibi konuşmayın. Erkeklerin arasında rekabet etmeye çalıştığınızı biliyorum, ama emin olun feminenliğinizi koruyarak çok çok daha rahat rekabet edersiniz. Erkek gibi davranmanıza ve görünmenize gerek yok. Rekabet için, sosyal hayatta erkek gibi kazanımlara sahip olmak için tek ihtiyacınız olan erkek gibi düşünmek sadece.

 

Duygularınızı ikinci plana atıp, onun yerine soğuk mantığınızı kullanıp, neden sonuç ilişkilerini dikkate alır ve sorumluluk alıp yerine getirirseniz sosyo ekonomik hayatta başarılı olursunuz zaten.

 

Burada erkek gibi görünmek-konuşmak-davranmak için hiç bir gereklilik yok.

 

Kadın gibi görünmek sizi zayıf yapmıyor. Kadın gibi davranmak sizi zayıf yapıyor. Çünkü duygularıyla hareket eden kadına (ve erkege) güvenilemez, sorumluluk teslim edilemez ve eline geçirdiği gücü sorumlu bir şekilde kullanamaz.

 

“karı gibi” derken erkek arkadaşlarımıza kastettiğimiz bu. Duygularıyla yaşayan. Panikleyen. Kriz anında güvenilemeyen. Eli tutulması gereken. “karı gibi” olmayın.

Özetle – feminen görünün. Konuşmanız, vücut diliniz, kıyafetiniz, parfümünüz, feminen olsun. Gamer girl modeli kızlar ancak oğlan cocuklarına çekici gelir. Çünkü bu oğlan cocukları gerçek kadınlardan tırsar, bırak ilişkiye girmeyi gidip konuşamazlar bile. Öyle erkeklerle işiniz olmamalı zaten.

 

Neymiş ? Erkeğin gözünde feminen – eş potansiyeli (seks yapma cocuk dogurma potansiyeli) olan birisi olarak görünmeniz lazım. Oğlan cocugu gibi değil. Kadın gibi.

 

2-erkeğin “koruma & kurtarma” içgüdüsünü harekete geçirin. (bkz: damsel in distress) ne demek öğrenin – ama bunu sürekli teselli edilmesi gereken bunalım ve depresif bir model sanmayın.

 

Kızlar nasıl ezik erkeklerden tiksiniyorsa, emin olun teselli edilemeyen depresif kadın da bize o derece itici geliyor. Biz problemlerinizi çözmeye niyetliyiz zaten. Bunu siz mutlu olun diye yapmak istiyoruz. Kaç kere kendimi zor durdurdum sevgililerimin problemlerini çözmemek için hatırlamıyorum. Hepsinin (her insan gibi) sürüyle problemi var. Benden yardım istemedikçe bu problemlere dahil olmamayı öğrendim. Ama bu benim o problemleri çözmek istememi engellemiyor.

 

Fakat burada kilit nokta cocuklara özgü masumiyeti ve hayat enerjisini korumanız – veya o enerji hala varmış gibi rol yapmanız. Herkesin problemleri var – ama bu problemleri doğal karşılayıp genel olarak depresyona teslim olmayan ve enerjisini, pozitif bakışını koruyan kadın her daim çekici. Bunun detayına girmeyeceğim – ama bana güvenin. Mutlu kadın = çekici kadın.

 

Ikinci sebep “problem çözmeye yetkin” erkek, statüsünü problemleri gerçekten çözerek ispat ediyor. Bir nevi reklam yapıyoruz yani problem çözerek. Içgüdüsel olarak “bakın ne kadar kral bir erkeğim” mesajını vermek için pusuda bekliyoruz. Bunlar hep evrimsel miraslar bize atalarımızdan kalan. Kuşlarda bile var bu davranış (karşılıksız iyilik yapmanın aslında reklam olması) merak eden baksın :

 

https://www.jstor.org/…seq=1#page_scan_tab_contents

 

Yani neymiş ? Masum, mutlu, yaşam enerjisi olan – ama korunmaya ve kollanmaya muhtaç görüneceksiniz.

3- erkeğin egosuna oynayın.

 

Erkeğin egosunu neyin beslediğini – yüzeysel “çok yakışıklısın” değil – gerçekten neyin besleyeceğini öğrenmek için kendini yetersiz hissettiği, özgüvensiz hissettiği konuları bulmanız lazım.

 

Bu güvensizlikler erkek sizi memnun etmeyi başaramadığı zaman başlatacağınız kavgalarda belden aşağı vurmak için şahane cephane olacaktır size. O yüzden güvensizlikleri, travmatik geçmiş olayları vs öğrenmek ilk amacınız olmalı.

Havuç ve sopa yani. Havuç vereceğiniz zaman da güvensiz olduğu noktaları kullanacaksınız, sopa vuracağınız zaman da aynı noktaları kullanacaksınız.

 

Bunu nasıl öğrenirsiniz?

 

Çok basit. Sorarak tabi ki.

 

Erkekler konuşurlarken bilgi alış verişi vardır. Doğuştan gelen makyavellist bir yapısı yoksa, erkek konustuğu zaman 99% aklındakini kastediyordur. “satır arası okumak” gibi şeyler bize zor gelir. Ekstra pratik, öğrenme ve efor gerektirir. O yüzden duyduklarımıza inanmaya ve düşündüklerimizi söylemeye meyilliyiz. Aldatan erkeklerin yakalanması hep bundan. “what you see is what you get” erkekler tarafından, erkekler için icat edilmiştir.

 

Özetle, zaten feminizmin zehirlediği popüler medyadaki “duygularıyla barışık hassas erkek” rüzgarını arkanıza alarak zaten oğlan cocukluğundan tam manasıyla çıkamamış erkeği konuşturarak zayıf noktalarını öğrenmek iş bile değil.

 

Yani neymiş ? Hassas oldugu noktaları bulup onu özellikle o noktalardan besleyin.

 

Ufak bir tüyo – her erkek yatakta “bugüne kadarki en iyisi…” sözünü duymak ister. Bu yüzden “partner sayısı az kız” değerlidir. “çok daha iyi bir erkekle birlikte olmuş” olma riski daha düşüktür. Çünkü erkekler tam olarak farkında olmasa bile daha önce nutella’yı tatmış kızın çokokremle uzun süre idare etmeyeceğini bilirler. O riski almak istemezler.

 

O yüzden tavlamak istediğiniz erkek bugüne kadar birlikte olduğunuz tartışmasız – ikinciyi 5e katlayan – en iyi erkek. Kız arkadaşlarınıza hava attığınız erkek. Okulda/işteyken aklınıza gelip kukunuzu ıslatan erkek. Bazı şeyleri ilk kez yaptığınız erkek. Normalde hiç orgazm olamamanıza rağmen sizi 3-4 kere getiren erkek. Anladınız işte. Adam rocco siffredi beyler.

 

Tabi bunu söyleyip haftada bir o da erkeğin zorlamasıyla seks yaparsanız inandırıcılığı olmaz. Ama zaten tavlamak istediğiniz erkekten bahsediyoruz – o yüzden arada bir seksi başlatmak çok zor olmasa gerek.

 

4- geleneksel görünün. “evin direği erkektir” deyin. En azindan yüzeysel konularda erkeğin dediğini yapmaktan gocunmayin. Onun istediği restorana gidin. Onun hediye ettiği/sevdiği elbiseyi giyin. Onun istediği filmi izleyin. Bunlari yaparken egosuna oynamaya devam edin. Adamin fantezisi olun.

 

Erkek hem ne kadar çok ortak noktanız olduguna şaşırıp sevinecek hem de siz egosunu beslerken bugüne kadar karşınıza çıkan en iyi erkek olduğu ilüzyonuna inanacaktır. Bu da size güvenmesine, kendini sizinle güvende hissetmesine ve 3. Maddede bahsettiğim ve normalde paylaşmadığı gizli sırlarını (hassas oldugu noktaları) daha da çok paylaşmasına sebep olacak – sizin de bunları istismar etmenize olanak sağlayacaktır.

 

Eğer gerçekten kaldıramadığınız şeyler yapmanızı istiyorsa (her ne sebeple olsun) o erkekle birlikte olmanız iyi bir fikir olmayabilir. Ama sırf inattan ya da gerizekalıca feminist fikirlerinize ters düşüyor diye – en azından yüzeysel konularda- erkekle yok yere didişmeyin. Erkek zaten 99% size ne yapmak istediğinizi soracak, ne yemek istediğinizi soracak, giydiğiniz elbiseye değil içindekine odaklanacak.

 

“sen ne istersen bebegim” demeniz problemi çözmüyor – “benim canım pizza istiyor – ama senin canın başka bir şey istiyorsa o da olur, o kadar da aç değilim – sen karar ver” deyin, ama sonra kalkıp urfa dürüm gelince de dırdır yapmayın. Unutmayın adamı tavlamaya çalışıyorsunuz.

Bırakın gücü elinde bulundurduğunu sansın. Ilişkiyi yönetiyorum sansın. Kendi izni ve bilgisi haricinde sinek bile uçmaz sansın.

 

Bu üsttekiler sağlıklı bir ilişkinin temelleri olabilecek şeyler değil elbette. Bunlar bir erkeği o veya bu sebeple “tavlama” stratejisi.

 

Gerçekten üstte saydıklarımı o erkeği mutlu etmek ve onunla mutlu olmak amacıyla da yapabilirsiniz. Hassas olduğu noktaları öğrendikten sonra o noktaları besleyip – kavga ederseniz de o noktalara saldırmamaya dikkat edebilirsiniz mesela. Veya gerçekten bugüne kadar birlikte oldugunuz en iyi adam oldugunu düşünüyorsunuzdur – bunu söylemekten çekinmeyin. Ya da erkeğe önerinizi ve düşüncelerinizi söyleyip son kararı kendisinin vermesini (ve bunun sorumluluğunu almasını) da isteyebilirsiniz. Zaten vereceği kararlara güveniyorsanız bu sizin için problem olmayacaktır. Eğer vereceği kararlara güvenmiyorsanız zaten yanlış insanla birliktesiniz, oturup tekrar uzunca bir düşünün ne istediğinizi.

 

Erkekler : unutmayın – gerçek olamayacak kadar iyi görünüyorsa çok büyük ihtimalle gerçek değildir. Üstte saydığım taktikler rutin olarak kadınlar tarafından kullanılıyor. Uyanık olun. Gerçekten sizi sevdiği için doğal olarak böyle davranan kadınlarla makyavellist taktikler kullanan kadınları ayırmayı öğrenin.

Güvenin, ama her zaman teyit edin.

 

————————————————–

 

“işe yarayan” ve “ahlaki-iyi olan” şeylerin ayrı şeyler olduğunu göremeyen insanların karşı çıktığı şeydir.

 

Erkek ya da kız tavlamakta kullanılabilecek stratejiler çekiç gibidir.

 

Çekiçle ceviz kırıp karnınızı da doyurabilirsiniz, birisinin kafasını patlatıp cebindeki parayı da alabilirsiniz.

 

Çekiç kullanmak ahlaksızcadır demek için birinin kafasını patlatıyor olmamız lazım. Ceviz kırmak ya da tablo asmamız değil.

 

Özetle az yukarıda özetlediğim taktikler “çekiç” olarak görülmelidir. Eğer gerçekten iyi niyetlerle aşık olduğunuz erkeği tavlamak için yardıma ihtiyacınız varsa , gereken araç yukarıda yazdıklarımdır.

 

Evet bu manipülasyondur bir açıdan.

 

Tıpkı makyaj yapmak, modayı takip ederek güzel giyinmek, spor yaparak fit olmak, kuaföre giderek vücut kıllarını almak, saçınızı yaptırmak, estetik yaptırmak, ilginç sohbetler edebilmek için görgünüzü kültürünüzü artırmanın olduğu gibi.

 

“kendin gibi ol” diyenlerin kaçı acaba makyaj yapmayı, ince bele sahip olmayı, saçlarının güzel olmasını, dekolte kıyafetleri vs manipülasyon olarak görüyorlar?

 

Hoşunuza gitsin ya da gitmesin hayatımızı öncelikle karşı cinsin beğenisini kazanmak üzere şekillendiriyoruz. Attığımız her adımda arzuladığımız karşı cins mensuplarının ilgisini çekmek için bir şeyler var. Bu doğanın kaçınılmaz bir gerçeği. Doğa bizi mutlu olalım, ahlaklı olalım, iyi doğru olalım diye evrimleştirmemiş. Doğa bizi çoğalalım, neslimiz devam etsin diye evrimleştirmiş. Geri kalan her şey o çerçeve içerisinde, çoğalmamızı maksimize etmek için gelişmiş. Hepsi bu dürtümüzün doğrudan ya da dolaylı yan ürünleri sadece.