Anlatmaya çalıştığım şey

Bir kaç gündür farkettim ki ekşisözlük’teki bir kaç başlıkta bahsettiğim şeylerle yakından ya da uzaktan alakalı sansayonel bir durum olursa benim adım olayla ve sansasyona sebep olan kişiyle bağdaştırılıyor. Artık kötü şöhret sahibi Kırmızı Hap düşüncesi, adeta şemsiye bir yafta ile her türlü düşüncenin müessibi olarak gösteriliyor.

Elbette bu bağdaştırma konuyla ilgisi ve bilgisi tesadüfi olan kişilerce yapılıyor.

Belirtmem gerektiğini düşündüğüm şey şu – benim müridim, takipçim, öğrencim yok. Tıpkı düşmanım, nemesis’lerim, rakiplerim olmadığı gibi. Yazdıklarımı bir şeyler anlatmaktan çok kendi anladığımı test etmek, zayıf noktalarını bulmak ve gelişmeye açık kısımlarını geliştirmek için yazıyorum. Çoğu orijinal değil, ama hepsi samimi.

Geçen haftasonu bana ilk defa mesaj atan ve “dostum” demekten kesinlikle imtina etmeyeceğim bir ekşisözlük yazarının mesajını, kendisinin de izniyle paylaşıyorum. Anonimliğine zarar verebilecek kısımları, anlam bütünlüğüne dikkat ederek çıkardım.

Bana bugüne kadar mesaj ve email atan yüzlerce kişiden çok çok azı gerçekten ne anlatmak istediğimi anladı. Kırmızı Hap nedir, neyi kastediyoruz çok az kişi idrak etti. Belki bu benim yazar olarak beceriksizliğim, belki de insan doğasının bir cilvesi, bilemiyorum. Çok da merak etmiyorum.

Ancak bu mesaj benim için eforlarımın tümden ziyan olmadığının ispatıdır. Bugün yazdıklarımı silsem ve erişimi imkansız kılsam bile bu yazarın hayatına olan – kendi ifadesiyle – “etkim”,  benim için kârdır, başarıdır.

 

Abicim, ben 22 yaşındayım. Yazılarınızın hemen hemen hepsini okuduğumdan dolayı yaşınızın benden büyük olduğunu biliyorum. Burada ikimiz de birbirimizi tanımıyoruz, o yüzden yazacaklarım sadece benim başıma nelerin geldiğini net ve vurgulu bir biçimde aktarmaktan ibaret olacak. Hızlı bir şekilde yazacağımdan dolayı hatalar olabilir.

 

Yeni çağa ayak uydurabilmemiz için kendi içimizdeki merak ve öğrenme isteğini canlı tutmak zorundayız düşüncesi çocukluğumdan beri benimleydi. Merak insanın “ilerlemek” için sahip olduğu en önemli niteliktir. Sanatın, bilim ve teknolojinin, endüstrilerin gelişmesi merak sayesinde olmuştur.

 

Hepimiz merak dürtüsüyle doğarız. Çocuklar bir sorunun cevabını alana dek yılmadan sormayı severler. Fakat ne yazık ki aile, okul ve toplum çocuğun doğasındaki bu merakı o kadar bastırır ki sonunda neredeyse hiç soru sormayan büyük insanlar çıkar ortaya. Oysa bizi zihinsel olarak büyüten ve geliştiren de aslında bu meraktır. Ben ise (ekşisözlük rumuzu-S.) olarak içindeki doymak bilmeyen bu iştahın sınırlarını zorladım, kullanabileceğim tüm alanları içindeki özü alana dek kurcalayacağımı kurcaladım. Bir dönem felsefehayat.net sitesinde yazıyordum. Kuantum teorisi, evrim teorisi ve yeni felsefe, eski felsefe üzerine yazıyordum orada. Sizle tanışmadan önce dergi çıkartma denemelerim oldu, 10 sayı çıkarttık.

 

Bilim, sanat, edebiyat ve felsefe içerikliydi. 4 adet fanzin çıkartıp , dağıttık vs. Hayatım sürekli olarak okumak, öğrenmek ve bunlarla etrafımdaki insanların ağzını açık bırakmakla geçiyordu. Onlara öğrendiklerimi aktardıkça daha net ve akıcı konuştuğumun değiştiğini [sic] görüyorum.

 

Vücut geliştirme üzerine spor yapmıyordum fakat yelkenclik ve yüzücülük kulüplerindeydim sürekli. Tüm bunlar olurken 5 yıldır beraber olduğum ve tüm bu yaptıklarıma gururla ve hayranıkla bakan kız arkadaşımdan ayrıldım. Kendisi muhteşem güzellikte ve akılcı bir kızdı, sebebi şu girdinizde yazılanların tamamen karşılığıydı resmen : (bkz: Erkek Olmak)

 

Ben bu girdinizi okuduğumda koca bir hassiktir çekmiştim..

Kadınları anlamaya yönelik bir gayretim yoktu, yıllarımı bir kızla geçirmiş ve kendimi dışarı kapatmıştım. Onunlayken gelen teklifler, tanışma istekleri ve daha ötesi olan şeyleri görmezden geliyordum. Benim öğrenme isteğim ve ilerleyişim kendi çapımda olan, kendi ortamımda olan bir şeydi. Bunu asla dışarıya karşı kullanmamıştım. Sizin yazılarınızla tanıştıktan sonra ilk insandan, buzul çağı insanına, tarımsal ve yerleşik düzenin baslaması, kadın ve insan piskolojisi üzerine daha detaylı araştırmalar yaptım. Sizin yazdıklarınız beni garip bir şekilde etkilemişti. Sürekli okuyor, onlar üzerine internet üzerinde arayabileceğim makaleler için anahtarlar cıkartıyordum.

 

Reddit – the red pill olayına giriştim, orada uzun bir süre takıldım ve içlerinden işime yarayacakları Word belgesi olarak kaydedip okuyordum. Bu çok garip bir şey, insan aradığını buluyor gerçekten. Buldukça bir şeyler daha iyi oturuyordu yerine. Sizin yazılarınız net bir gerçekliği gösteriyordu bana gün ve gün.. Insanlara, topluma, kadınlara ve başarıya bakışım tamamen değişmişti. Beni daha fazla itiyordu başarının açlığına bunlar. Fit bir vücudum, kızlar tarafından ilgi gören bir tip ve boy oranım olmasına rağmen bunun bana yeterli gelmediğini hissettim. 2 yıl önce vücut geliştirmeye basladım ve 2 yıldır hiç bırakmadan gidiyorum. ( bu tamamen sizin sayenizde ) hayalini dahi edemeyeceğim bir vücut, çene yapısı yaptım. Etrafımdaki kadınların ilgisini hissediyordum. Sizin yazılarınızın her bir satırı onlarla konuşurken kafamın içinden geçiyordu ve ben kendimi bir kıza bağımlı bırakıp etrafımdaki onca güzellikleri kaçırdığım için kendime kızıyordum..

 

Burada bana nelerin olduğunu ve nasıl aşamalardan geçtiğimi okuyan, öğreten birisi olarak anlamışsınızdır.

 

Şimdi ki hayatım nasıl mı?

 

Muhteşem bir okul hayatım var, hocalarımın yurtdışı seminerlerine beraber gidiyoruz. Bölümde ek dil alma olanağı sayesinde İspanyolca ve Almanca’da inanılmaz seviyelere geldim. Ingilizce zaten eğitim dilimiz. 2 yılda 300 adet yazı yazdım, bunları bir gün değerlendireceğim. Kadınlar ve diğerleri bir konuyu tartışırken ben konuştuğumda susup benim ağzımdan çıkan her bir kelimeyi hipnoz olmuş gibi dinliyorlar. Mezun olduktan sonra üniversitede hoca olmam ve daha da ilerlemem, master yapmam için planlarımız var.

 

Hiç abartmıyorum, bunların hepsini sizin yazılarınızı okuduktan sonra gelen hırs, öğrenme azmi, başarı açlığı ile yaptım.

 

Kadınlar? Onlar için hiçbir şey yapmıyorum artık, hepsi kendiliğinden oluyor. Kadınlarla olan ilişkilerim hakkında detaya girmeye gerek görmüyorum, kadın ilişkilerim hakkında nasıl bir hayatım olduğunu zaten siz görselleştirmişsinizdir kafanızda.. Beni bir şeyin tetiklemesi gerekiyordu, bir şeyleri net bir şekilde görmem gerekiyordu sanırım. Hayatım değişti, size sonsuz teşekkürler ediyorum. O yazıları anlayabilenler için orada büyük detaylar var ve ben o detayları tamamen yakaladım..

Advertisements

2 thoughts on “Anlatmaya çalıştığım şey

  1. Merhaba,

    Yazılarınız için size çok ama çok teşekkür ederim.

    Sizin yazılarınızdan önce eşim ile sorunlarım çok artmıştı, ne yapsam olmuyordu. Sizin yazılarınızı bir dini bayramdan tam 1 hafta önce okudum. Tarihi çok iyi hatırlıyorum, çünkü eşimi kendi memleketimize annesinin evine tatile göndermiştim. Benim annemler ise onlara en fazla 10 dk mesafede iken eşim asla ve asla annemlere gitmek istemediğini belirtiyordu. Bayramda annemlere gitmeye nasıl ikna edeceğimi düşünüyor, küçük çocuklarımız sebebi ile boşanmak istemiyor, katlanıyordum.

    O gün yazılarınızı okumuştum ve okuduktan hemen sonra hatalarımın hepsini anladım, bana yaptığı testleri buldum. Onun dünyasında ben çok güçlü bir erkektim fakat iş stresim, piyasaların çok kötü gitmesi, o dönemki avukatımın mali müşavirimle anlaşarak maddi olarak beni mahfetleri, Türkiye de asla sonuç alınamayan uzayan mahkemeler, bankalar ile olan icra/iflas süreçleri, müşteri ve iş yaptığım firmaların baskıları ile gelen stres hem benim hem de onun stresini çok arttırmıştı, eşim ile ilişkilerde hiç farkında olmadan ciddi hatalar yapmışım farkında olmadan, bu hataları yazılarınız yüzüme çarptı.

    Yazılarınızı okuduktan sonra mini bir strateji geliştirip her gün eşimi aramaya başladım, testlerini teker teker hissedip uygun cevaplar ile onu rahatlattım. Bir hafta sonra eşim ve çocuklar ile annemlerde kahvaltı yapıyorduk, eşim aileme tam görmek istediğim gibi davranıyordu.

    İstanbul a dönünce eşim hayatımız ile ilgili olağanüstü planlar yapmaya başlamıştı, ondan gelecek hayalleri duymak çok güzeldi. Beni daha çok motive etti.

    Yüzbin yıl önce yaşasam ne yapardım diye düşündüm. Hala az da olsa ticari itibarım kalmış olan ülkemizin çok büyük firmalarından birinin temsilcisini 30 günlük çek ile bana mal vermeye razı ettim. Malları haraç meraç spotçu simsarlara satıp, parası ile yurtdışında güzel bir ev kiraladım. Ailemi de alıp ülkeden çıktım. Neticede bu toplumun haklı iken haksız hale getiren saçma düzensizliği benim kısa hayatımı ve ailemi mahfetmemeliydi. Bulabildiğim ilk firmaya toplum düzensizliğinden kaynaklanan zararımı karşılıksız çek olarak yazdım ve çıktım. Şimdi sabah akşam beni arıyorlar, gülüyorum. Çek yazdığım firma esnaf olsa üzülürdüm ama onlar türkiye nin en zenginlerine ait firmalar, nasıl olsa bir yolunu bulup tüm zararlarını bir şekilde vergi verenlere çıkartırlar, on yıllardan beri yaptıkları gibi.

    Eğer o gün yazınızı okumasaydım, bugün İstanbul da iş yapamayan, sinir/stres içinde arayan herkese insanca cevap vermesine rağmen azar işiten, akşam evinde huzur bulamayıp bir an önce uyumayı ve evden çıkmayı bekleyen, çocukları ile haftasonu yolda gülerek yürüyemeyen bir o avm senin bu avm benim diyerek otopark çilesini geçebilirsem bir şeyler almaya çalışan bir adam olacaktım.

    Çok teşekkür ederim, her kim isen ve nerede yaşıyorsan.

    Like

    1. e hocam gelecek planı yapmaktan tamamen mi koptunuz. orada ne yapmayı planlıyorsunuz gibi sorular aklıma geliyor bu durumu düşününce

      Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s