Akın ve Şeyda’nın ibretlik hikayesi

Sen Akın, neredeyse yoktan 20 senede var olarak muazzam nüfuz ve paralar kazandın. Evliydin, ama 99% karın senin eski halini bildiği için aranızda arzu, sevgi vs bitmişti.

Gel gelelim egonu okşayan 5/10’luk ilk kız olan Şeyda’nın ağına düştün. Becerebildiği ilk anda hamile kalarak sana çocuk formatında bir kanca takarak hayatından asla tam olarak çıkaramayacağın birisi oluverdi.

Kırmızı Hap farkındalığına sahip olsan bu durumda olmayacaktın. “bu durum ne lan?” diyeceksin. Henüz olaylar patlamadığı için farkında değilsin, ama bu senaryo o kadar tipik, o kadar tahmin edilebilir ki…

Olacakları söyleyeyim.

Şeyda senden sıkılacak, ama paranı sevmeye devam edecek. Çocuğunu sana karşı kullanarak hem onun psikolojisinde onarılmaz hasarlar açacak, hem de seni her adımda beyaz bayrak sallamaya mecbur bırakacak.

Çünkü Akın sen ne kadar başarılı olmuş olsan da, yüzlerce kişinin patronu, tüm ülkenin tanıdığı bir sima, tonla paran olsa da sen özünde bir “iyi adam”sın. Kimseyi kırmamaya çalışan, üzmemeye çalışan bir adamsın. İşe aldığın kimseyi kovmadığın anlatılıyor. Gerekirse iş icat edip yine de kovmuyorsun. Uzlaşmacı, ‘tatlıya bağlayalım’cı, ‘amanalirızabeytadımızkaçmasın’cı bir adamsın. Bunlar kötü özellikler değil. Ama işte seni paspas yapan özellikler de bizzat bu.

İşin kötü yanı ne biliyo musun Akın – bu davranışların altında yatan şey bizim “Meriç psikolojisi” olarak tanımladığımız mentalite olması. Senin kafandaki senaryoda gizli anlaşmalar var. “Ben insanlara iyi davranırsam, üzmezsem, kötü hissetirmezsem, hep iyi hissettirirsem, onlar da bana istediğim şeyi verirler” anlaşması.

Aradığın şey erkekler olarak hepimizin aradığı şey. Takdir edilmek, saygı görmek ve sevilmek. Ancak problemin, bunları satın almaya çalışıyorsun. İnşaat baronu Halil Abaoğlu gibi bariz bir şekilde “parasını verdim benim” modeli yapmaya çalışmıyosun. “İyi adam” olarak satın almaya çalışıyorsun. Cömertliğinin altında yatan şey bu. Sevilme ihtiyacı. Cömert değilsin. İstediğin bir şeye değer biçip karşılığını ödüyorsun sadece. Ama gizliden. Sinsice.

Bu açıdan bakınca Halil Abaoglu ne azından “arkadaş benim verdiğim belli istediğim belli, açık ve netim” diyerek senden daha asil bir duruş sergiliyor. Bu sebeple de kimse Halil Abaogluna sana takılana benzer bir kanca takamıyor işte.

Bu yoldan dönmen zor biliyorum, 50sine yaklaşmış adamsın. Ama mümkün. Sürüyle örnek var hayatını 50 yaşından sonra çeviren. İstediği ve hakettiği türden ilişkileri olan, sahip oldukları ve gizli anlaşmalar neticesinde etrafına dağıtabildikleri için değil, gerçekten varlığından ve birlikteliğinden hoşnut insanlarla ilişkileri olan birine dönüşebilirsin. Omurganın sertleşmesi imkansız değil. Çük sertleşmeyince mavi hap var, ama omurga için alman gereken hap başka renk bir hap.

Gel gelelim bu geçiş öyle yumuşak olmayacak. Kanlı olacak. Travmalı olacak. Köşeye sıkıştırılmadan, “ben nerede hata yaptım” demeden olmayacak. O zaman bile çok zor olacak çünkü Şeyda’yı koruyan sürüyle asalak var. Bu asalakların bahsettiğim mentaliteye düşmanlığı şaşırtıcı bile değil. Çünkü onlar da şimdi senin muzdarip olduğun hastalıktan muzdaripler.

Aptal bir adam değilsin. Sadece perspektifin yanlış. Perspektifini değiştirip parçaların nasıl tıkır tıkır yerine düştüğünü, yap-boz parçalarının nasıl rahat bir şekilde yerine oturduğunu görmen zor değil. Tek yapman gereken içinde olduğun duruma acımasız bir gerçekçilikle bakmak, egona zarar verecek diye bariz olan şeyleri görmezlikten gelmemek ve yapman gereken değişikliği kafanda netleştirmek.

1 comment

  1. Bu okuma listesinde Viktor Frankl yok.
    Okuma listesinin altında yorum bölümü yer almadığı için buraya yazdım.
    İyi güler.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *