Bir kadının ‘seni çok seviyorum’ demesi

Erkeğin olduğunu zannettiği şey değildir.

 

Erkeklerin ezici bir büyüklükteki kısmının kafasındaki “sevgi” annesinin kendine gösterdiği, onu yaptığı şeyler için değil – var olduğu için seven ve başka bir sebep aramayan bir sevgi modeli. “beni ben olduğum için seven” cümlesinin karşılayanıdır.

Erkeklerin en büyük yanılgısı, kadınların bu tür bir sevgiye yetkin olduklarını görerek, bunun eşlerine, sevgililerine de yayılabileceğini sanmak.

 

“annem beni çok seviyor – ama sevgilim o kadar çok sevmiyor” diye düşünerek bunun ayni türden sevginin değişik miktarları, değişik seviyeleri olduğunu sanmak.

 

Erkeklerin gözlemlediği bu “sevgi” sadece cocuklara rezerve edilmiş bir sevgi türüdür. Sevdiği kişiyi korumak, kollamak, fedakarlikla davranmaya dayalı bir sevgi. Bu türden sevgi ile sevgiliye karşı olan sevgi benzer – ama farklı şeyler.

 

Öte yandan, erkek sevdiği kadına karşı fedakarlık, koruma iç güdüsüyle karışmış bir cinsel istek de duyar. Ve kendi duyduğu şartlara bağlı olmayan aşkın aynısını kadının da hissettiğini sanır.

 

Halbuki kadının sevgisi – kadın her ne kadar farkında olmasa bile – bir şartnameye bağlıdır. Kadının çoğunlukla bilinçsizce yaptığı bir “şartların ne kadarını karşılıyor” hesap kitabı neticesinde eğer o erkek şartnameyi karşılıyorsa, kadın o erkeğe arzu duymaya başlıyor. Bu arzuya aşk deyin, sevgi deyin ama bilmeniz gereken şey o şartnameye uygunluk sadece aşık olma esnasında değerlendirilip sonra rafa kaldırılmıyor.

 

Bu şartlara uygunluk hayat boyunca tekrar tekrar teyit ediliyor kadın tarafından. “acaba yapabileceğim en iyi alış verişi yaptım mı.. Daha iyisini yapabilir miydim?” sorusu sürekli tekrar ediyor kadının kafasında.

 

Bir gün erkek bu şartlara uymamaya başlar – veya kadının şartnamesi güncellenip değişik maddeler içermeye başlarsa – o zaman kadının arzusu sönüyor. Bu süreci bilinçli olarak takip etmeyen – hatta farkında bile olmayan kadın kaybolan arzusunun sebebi olarak kendi kişisel görüş, beklenti ve eğilimlerine uygun bir masal uydurup ona inanıyor. Rasyonalize ediyor.

Özetle elimizde iki tane kaide var.

 

1-kadın, erkeği erkeğin beklediği gibi sevmiyor. Sevemiyor. Öyle bir yetkinliği yok. Erkeğin özünü sevmiyor.

2-kadın erkeği sadece “o an” için seviyor. O anda ifade ettiği, realize ettiği şeyler için seviyor. Erkeğin geçmişte yaptığı şeylerin bir önemi yok. Geçmişte yapılan fedakarlıklar için kadın vicdanen minnettar olabilir, ancak bu arzu duymasını sağlamayacaktır. Bu ikisi ayrı şeyler.

Gelecekte yapılacak fedakarlıklar ise o anın şartlarına göre değerlendirilecek şeyler. Mühim olan içinde bulunulan an.

 

O yüzden bir kadın bir erkeğe “seni seviyorum” diyorsa bunun erkeğin kadına “seni seviyorum” demesinden çok farklı olduğunun farkında olmanız gerekiyor.

 

(bu entry’de yetişkinlerin birbirine samimi duygularla aşk hissettikleri durumda söyledikleri “seni seviyorum”dan bahsediyorum. Herhangi bir salaklık, öküzlük, şuursuzluk, içten pazarlık vs. Kapsam dışında. Baya birbirine aşık iki insan arasındaki dinamiği anlatıyorum)