Boş zaman

“abi boş zamanlarında neler yapıyorsun?”

Zaman. Sınırlı olan ama sınırsızmış gibi kullandığımız bir şey. Verimli kullanamadığımız halde hayatın kısalığından şikayet etmemiz yeni bir şey değil. 2000 sene önce Seneca birebir aynı şeyi eleştirmiş, “günümüzü nasıl geçirdiğimiz aslında hayatımızı nasıl geçirdiğimizdir” ve “zamanı iyi kullanırsan hayat fazlasıyla uzun” demiştir.

Problem vaktimizin az olması değil, çoğunu boşa harcamamız. Hayat yeterince uzun ve zamanı doğru şekilde kullandığımız zaman büyük başarılara imza atabileceğimiz kadar cömert. Ne yazık ki vakti faydasız işlerle geçirip ölümle yüzleştiğimiz zaman hayatın biz farketmeden geçip gittiğini görüyoruz. Yaşamak için kısa bir hayatımız yok, onu biz kısaltıyoruz. Kaynaklara sahibiz ama ziyan ediyoruz. Hayat, kullanmayı bilirsen fazlasıyla uzundur.

Para kazanılabilir. Daha çok çalışarak eline geçen para miktarını artırabilirsin. Şanslıysan lotodan para tutturup elindeki parayı artırabilirsin. Zengin akraban ölür eline para geçer. Zengin kayınpederin vardır paran olur.

Sağlığına dikkat edersin, zayıflar ve spor yaparsın, yediğine içtiğine dikkat eder, hayatta gereksiz risk (içkili araba kullanmak gibi) almazsın, sağlığını en optimize şekilde tutabilirsin, artırabilirsin.

İlişkilerini iyileştirebilirsin. Seni zehirleyen kişileri hayatından çıkarıp daha sağlıklı ilişkiler kurabilir, mutluluğunu artırabilirsin.

Dünyada bir iz bırakmak için çalışmalarını değiştirebilir, daha verimli olabilirsin.

Ama üzerinde hiç bir etkin olamayacağı yegane şey olan zamanını artırmak için yapabileceğin bir şey yok. Hayatına 1 saat daha eklemen imkansız. O an gelene kadar var olan saatlerini nasıl bir hayata dönüştürmek istediğin ise bambaşka bir şey.

Zaman paradır derler ya, aslında hiç değildir.

1 saatlik boş oturma ve 1 saatlik verimli çalışmanın maliyeti aynıdır : 1 saat.

1 saatlik oyun ve 1 saatlik kitap okumanın maliyeti aynıdır. 1 saat.

Ancak yaptığınız şey o 1 saatin değerini çok değiştirebilir.

 

Boş zamanlarımda ne yapıyorum peki?

Burada konudan saparak hedeflerden bahsetmek istiyorum.

Hayatta gerçekleştirmek istediğim şeyler için nasıl hedefler koyuyorum?

Kısa cevap : büyük – çok büyük hedefler.

Uzun cevap: Bir çok insanın “imkansız” – hatta “saçma” diyeceği seviyede büyük hedefler koyarak. Böylece küçük hedefler koyarak potansiyelimi ziyan etme riskini minimuma indiriyorum.

1 milyon lira para kazanmak yerine 500 milyon lira para kazanma hedefim var.

1 kitap yazma hedefim yerine 30 kitap yazma hedefim var.

Yılda 10 şarkı yazma yerine 100 şarkı yazma hedefim var.

Kıyafetliyken “normal” görünmek yerine plajda insanların dönüp tekrar bakacağı “manken ya da sporcu heralde” diyeceği bir vücuda sahip olma hedefim var.

Hedeflerinizi size makul görünen miktarın 10 katı olarak belirlediğiniz takdirde boş zaman kavramı tamamen değişiyor.

Boş zaman “yapacak hiç bir şeyinizin olmadığı zaman” yerine “proje X’e değil proje Y’ye çalıştığınız zaman”a dönüşüyor.

Para kazandıracak projelerimden sıkıldığım ve verimli çalışmamın imkansız olduğu noktada oturup TV izlemek yerine kitap yazmama yardımcı olacak şeyleri (araştırma, okuma, not alma, yazma) yapıyorum. Ondan sıkıldığım zaman piyanonun başına geçip şarkı yazmaya koyuluyorum. Ta ki vücudum artık fiziksel yorgunluğu kaldıramayacak hale gelip 8 saatlik uykumu almak üzere yatana kadar.

Hedeflerime hizmet etmeyen hiç bir şeyi yapmıyorum. Ailemle, arkadaşlarımla geçirdiğim zamanı bile “daha iyi insan ilişkileri, aile ilişkileri kurma hedefim”e hizmet eden aktiviteler olarak görüyor, öyle planlıyorum. Oğlumla boş boş ben TV’de o ipad’de takılır halde zaman harcamak yerine anılar yaratabileceğim, ilişkimizi güçlendirebileceğim şeyler yapmaya çalışıyorum.

Elbette insan olduğum için her zaman bu ideal plana sadık kalamıyorum. Ben de herkes gibi engellerle, kendimden şüpheyle mücadele ediyorum.

Fakat karşıma çıkan engellere bir başka Stoik filozof olan Marcus Aurelius’un en sevdiğim sözlerinden biri olan “Yolunda duran şey, yolun olsun” tavsiyesini hatırlayarak yaklaşıyorum.

Yolumu, aştığım engellerle bulmaya çalışıyorum.

 

“boş zamanlarımda film izlerim bisiklete binerim” gibi bir cevap da verebilirdim. Ama izlediğim filmlerin hangi hedefime hizmet ettiğini, bisikletle yaptığım kilometrelerin hangi hedefime hizmet ettiğini anlatmadan verdiğim cevap son derece manasız olur. Ne yaptığım kadar niye yaptığım da önemli diye düşünüyorum.

Koyduğum 500 milyon lira, 30 kitap, yıllık 100 şarkı hedefime ulaşıp ulaşmamam önemli değil. 500 milyon lira olmaz 1 milyon lira olur, 1 kitap olur, 100 şarkı olmaz 3 şarkı olur. Ama bu bile 500.000 lira, sıfır kitap ve 1 şarkıdan daha iyi bir hedef.

Bu bağlamda “hiç boş zamanım yok” diyebilirim. Çünkü zamanımın tamamını hedeflerime hizmet edecek şeylerle doldurmak benim için hayatın en büyük önceliklerinden birisi.