Boşanmak

Erkeklere tavsiye :

 

Bakın olm, öncelikle bilmeniz gereken şey kadın ve erkeklerin “eş-sevgiliyi kaybetme” durumunda olaya bakış açılarıdır.

 

Kadınlar erkeklerini kaybettikleri zaman (boşanma olur, ölüm olur, ayrılık vs olur) “savaş esiri” psikolojisindedirler. Bu ne demek ?

 

Kadınlar tarihin en başından beri , savaş esiri olarak görülmüş, ganimet olarak görülmüş ve savaşlarda erkekler gibi idam edilmemiş, ganimet gibi eş olarak saklanmıştır. Bu ilkel kabilelerden tutun muhammed (peygamber) devrinde bile böyledir. Kadınlar ve küçük cocuklar idam edilmez, ganimet olarak alınır.

 

Böyle zor koşullarda hayatta kalma şansını artırıcı bir psikoloji “esir” psikolojisidir. Yani (ölen-idam edilen-sürülen) eşine 100% baglılık gösteren, yeni “efendi”lerine “sahipleri”ne zorluk çıkaran kadınlar değil, yeni duruma adapte olabilen kadınların hayatta kalma şansı yüksektir.

 

Zorluk çıkaran esirler de idam edilir zira. Adapte olabilen, başka bir erkeğin eşi – kölesi neyse artık olan kadınlarsa yaşamaya devam ederler ve bu genleri (yeni ortama adaptasyon) ileriki nesillere aktarılır.

 

Özetle bugünkü geldiğimiz noktada kadınlar, erkeklere nazaran yeni duruma adaptasyonu daha kolay başarmaktadırlar.

 

Kadınların zorlandıkları konu şudur; belli bir süre evli kalmış kadınlar yaş ilerlediği için evlenmeden önce gördüğü ilgiyi alakayı artık görmemektedir. Kaldığı yerden devam edememektedir. Çıtasını düşürmek durumunda kalmaktadır çoğu zaman. Zira erkekler için en arzulanan kadın yaş aralığı 18-24 arasıdır. 35 yaşında evlilikten çıkmış kadının rakibi bu genç ve güzel kızlardır yani.

Özetle boşanma sonrası kadınların en büyük zorluğu yeni bir eş bulma aşamasındadır.

 

Ancak….

 

Etrafta gençliğinde kadınlarla şansı yaver gitmemiş, bu konuda ezikliği bulunan, ama profesyonel hayatında olsun, kişisel gelişiminde olsun mesafe katetmiş bir cok erkek vardir. Özetle bu söz konusu kadinlar eğer obez , bipolar vs gibi bariz bir arizaya sahip değilse tekrar evlenmesi ya da uzun dönem ilişkisine girmesi gayet olasidir.

 

Diğer bir deyişle çoğu zaman kadınlar çok geçmeden yeni duruma adapte olur, ve kocası tarafından terk edilmiş olsa bile (belki kocası kadar yüksek statüye sahip olmayan) bir eş bulabilir. Veya yalnızlığı kabul edip ona adapte olur (kediler, sezen aksu, börek falan)

 

Gelelim erkeklere.

 

Erkeklerde bu ilkel dönemlerden miras kalan psikoloji “ganimet” psiklojisidir.

Yani bir kadını – eşi kaybetmek erkekte sadece eşi kaybetmek manasına gelmez. Sanki köyünü rakip kabile basmış, evini yakmış, hayvanlarını öldürmüş, silahlarını çalmış, arkadaşını öldürmüş, karısını çalmış cocuklarını çalmış gibi bir hissiyat oluşur erkekte.

 

Mevcuttaki etki alanını (domain) kaybettiği gibi, bu kayıp ilerideki etki alanını, sekse erişimini etkileyen bir şey olarak görülür/hissedilir.

 

Özetle erkek için eşinin başkasına kaçması, terk etmesi, boşanması vs dışarıdan görünmese de içeride ciddi yıkımlara, travmalara sebep olur ve buna adapte olması daha uzun sürer. Bilinçli olarak bu hissiyatı yalanlayan objektif olarak değerlendirmeye çalışan bir efor sarfetmesi gerekir. Kendi haline bırakırsa depresyon, alkolizm vs gibi problemlere dahi yol açabilir.

 

Hatta boşanma- ayrılık’tan yıllar sonra bile eski karısının sevgilisinin başkasıyla birlikte olması erkeğe tabiri caizse çok pis koyar. Zira kadını ganimet olarak değerlendiriyor hala bir bakıma. Birisi gelmiş evinin ortasına sıçmış ona meydan okumuş gibi hissediyor. Evet saçma günümüzde ama oluşan hormonel tepki bu.

 

Bu hormonel tepki, atalarımızın evini kabilesini karısını vs daha çok savunmasına ölümüne savunmasına sebep oldugu için o şartlarda bir avantaj sağlarken 7 milyar insanın yaşadığı günümüzde erkeklerin yeni duruma adaptasyonunu zorlaştıran bir genetik-evrimsel mirastır.

 

Özetle erkekler, geçirdiğiniz zor zamanlar size has değil, gayet normal ve beklenen tepki.

 

Yapmanız gereken şey bilinçli olarak objektif kriterlerle olaya bakmak ve “çivi çiviyi söker” lafını ciddiye almaktır.

 

Hemen gidip 6 ay sonra başkasıyla evlenen erkekleri duyuyoruz hep. Bunun sebebi o “kabilemi katlettiler, evimi yaktılar karımı çaldılar” psikolojisindeyken ilk tanıştığı kadına 8 elle sarılan adamın aşık oldum sanmasıdır. Halbuki adam “etki alanım tecavüze ugradı” hissiyatından kurtuluyor. Mevcut sevgilisiyle alakası yok.

Bu dönemi nasıl atlatırsınız ?

 

Erkekler oturup düşünerek kurularak problemlerini çözen insanlar değil. 99% aksiyon alarak, bir şeylerle meşgul olarak, bir şeyler inşa ederek, bir şeylerin üstesinden gelerek kendilerini iyi hisseden varlıklar. Oturup arkadaşlarla “bu bana yapılır mı” temalı rakı masalarını kastetmiyorum.

 

Seyahat etmek, yeni insanlarla tanışmak (açın olm tinder minder ne bileyim), hobilerinize geri dönmek ya da hiç yapmadığınız yeni bir hobi öğrenmek, iş değiştirmek, özetle sizi hareket ettirecek, zihninizi meşgul edecek bir şeye sarılmanız lazım.

 

Bir de sakın ola ki “benim tek aşkım aylin’di….” moduna girip yeni kadınlarla şansınızı denemekten imtina etmeyin (yaşlıyım evet) . “aşk” dediğimiz şey, aslında bilinç altında yapılan bir hesap kitap. Beynimiz, genetik olarak sağlık olarak vs en uygun gördüğü eşi bulduğu zaman (farzedin beyinde excel listesi var, kriterlere bakıp kırmızı-yeşil olarak işaretliyor) belli hormonel tepkileri vererek (adrenalin, oxytocin neyse artık) bizim “aşk” dediğimiz şeyleri hissettiriyor. Bizim en uygun eşi bulunca cocuk yapmamizi sağlayan evrimsel bir mekanizma.

 

Bu durumu nasıl kullanırız? Mümkün oldugu kadar çok potansiyel eş adayıyla tanışarak, onları tanımaya calısarak. Tavşan misali her gördüğünüz kızı skmeye çalışın demiyorum ama bu olay malesef bir “numbers game”. Sayısal loto gibi. Yeterince çok excel hücresi yeşile dönünce aşkı bulmuş olacaksınız. Bunu gerçekleştirmenin yolu ilk bulduğunuz kadındaki kırmızı hücreleri yeşile cevirmeye çalışmak değil, halihazırda yeşil hücreleri bol olan kadını bulmaktır.

 

Bu aşamada kadınlara nazaran çok büyük bir avantajı var erkeklerin * o da yaş haddi diye bir şeyin pratikte olmaması. Kadınlar için eş seçiminde fiziksel özellikler erkeklerde oldugu kadar önemli değil. Yani erkekler yaşlı kadınları eş olarak değerlendirmezken kadınlar 60a kadar erkekleri değerlendirmeye devam edebiliyor. Hatta erkeklerin cinsel olarak değerinin tavan yaptığı yıllar 33-40lı yaşlar arası. Eger obez vs değilse (kadınlarda oldugu gibi) azıcık kendine bakıyorsa 25 yaşındaki yeni mezun cocuklara kıyasla cok fazla avantajı var. Hele kadınların biraz da baba rolünü üstlenip onları koruyabilecek, güven duyabilecekleri erkekleri istedikleri düşünülürse.

 

“gerçek aşk”ı anlatıyodum.

Bunu bulabilmek için de çiçeği bulana kadar bir sürü ota konmanız lazım. 100 tane yeni kızla tanışıp 1 tanesiyle ciddi ve mutlu bir birliktelik kurmanız, 10 tane kızdan 1 tanesine takılıp onunla idare etmenizden kat kat daha saglıklı bir strateji.

 

Ha… 100 tane kızın sizinle randevuya gitmesini nasıl sağlarsınız?

 

Onu da başka gün anlatırım 😉

 

Öptm bye.