Email aracılığıyla bana ulaşan feminist bir okuyucunun soruları ve cevaplarım:

1. Sorum: erkekten supermen olmasini bekleyen ataerkil duzen. Neden ataerkil duzeni elestrilmiyorsunuz?

Ataerkil düzen yapay bir kurallar bütünüymüş ve kötü niyetli küçük bir grup erkek tarafından yazılmış gibi düşünüyorsunuz. Öyle değil.
İnsanın evrimini başarılı kılan pratiklerin zaman içerisinde doğal olarak çeşitli birbirinden uzak kültürlerde din-kanun-gelenek olarak kurallaşmasıdır sizin “ataerkil” dediğiniz sistem.

Dinleri ele alın mesela. Dinler uyanık bir kaç adamın oluşturduğu kurallar değil. Zaten grubun yaşama şansını artırıcı pratikleri kurallaştıran ve bunu yaparken direnci minimuma indirmek amacıyla otorite olarak sorgulanamaz bir varlığı (tanrılar) gösteren bir yapı.
Gerçekten tanrı olmasına gerek yok bunun için. Homofobi ile ilgili yazıda uzun uzun anlattım. Din kuralları insanların mutluluğundan feragat ederek grubun hayatta kalma şansını artıran şeyler.
Ataerkil düzen dediğimiz, erkeği köle-kahraman olarak konumlandıran ve her zaman en iyi performe eden bireyi yükseltirken, geri kalan bireyleri grubun devamını sağlamak üzere harcanabilir olarak gören düzen de bu şekilde.

Ataerkil düzen sayesinde bu medeniyeti kurduk. Evet bireylerin mutluluğu ve hayatından feragat edildi, ama insanlık olarak grubun geldiği nokta ortada.

Feminizmin problemi ataerkil düzenin kahramanları ve sahip oldukları güce bakarak bu gücün tüm erkeklerde olduğunu farzetmesi ve güç mücadelesini tüm erkeklerin zararına olacak şekilde vermeye çalışması.
Bu da aslında güçlü olmayan çok sayıda erkeğin daha da ezilmesine ve ataerkil düzen içerisinde rekabet etmeyi gereksiz ve ödülsüz bir mücadele olarak görmesine sebep olacak.
Feminize olmuş toplumlarda bunun örneklerini son 20-30 yıldır görebiliyoruz. Örn : Amerika, Japonya, Kuzey Nordik ülkeler vs.

 

 

2. Sorum: Erkeklerin ölüm oranlarinin kadinlardan yüksek olmasini gostererek  kadin cinayetlerinin  abartildigini iddia ediyorsunuz. Sebebi ne?

Kadın cinayetleri çok küçük bir yüzdeye sahip olan bir problemi hakettiğinden kat kat fazla bir kamuoyu oluşturarak başka alanlarda güç kapmak için kullanılan bir silah haline geldi.
Kadın cinayetleri yazısında detaylı anlatıyorum, cinayetin kadın kurbanları ismen bilinirken, cinayetin erkek kurbanlarına dair istatistiki bilgiye bile ulaşmak için toplamdan kadın cinayetlerini çıkarmak gerekiyor.

Bir kadının sevgilisi eşi vs tarafından öldürülmesi elbette çok kötü. Ama erkeklerin de borç para, kıskançlık, park yeri kavgası gibi şeylerden öldürülmeleri en az aynı derecede kötü.

Uyuyan kocasını silahla öldürüp “beni satmak istiyordu” diyen başka bir kanıt göstermeyen Çilem Doğan dünyanın desteğini alarak hapisten çıktı.
Uyuyan karısını “kızımı erkeklere pazarlamak istiyordu” ya da “sevgilisiyle bir olup beni öldürecekti” diye öldüren bir erkek olsa idi ne kadar destek görürdü?

Kadının günahları affedilirken erkek otomatikman suçlu olarak kabul ediliyor ve masumiyetini ispat etmesi bekleniyor.

Kadının fiziksel olarak güçsüzlüğü toplumsal olarak büyük bir güce dönüşüyor.

 

 

3.sorum : Elinizde eski esi veya sevgilisi tarafindan öldürülmüş kac erkek var?

Karıları tarafından öldürülen erkeklerin oranı kadınlara oranla çok düşük. Elbette bunun sebeplerinin en önemlisi erkeklerin başka sebeplerle çok daha fazla öldürülmesi.
Eski eşleri tarafından öldürülen insanların sayısı her iki cins için 500 olsa,
1000 tane erkek yerine 10000 tane erkek öldürüldüğü – ama aynı süre zarfında 1000 tane kadın öldürüldüğü takdirde kadınların 50%si eski eş cinayetine kurban giderken bu oran erkeklerde 5% olacaktır.
Buna ek olarak kadının yeni sevgilisi tarafından öldürüldüğü (kadının azmettirici olduğu) durumlar genellikle bu istatistiklere dahil değil.
Global rakamlar güvenilir değil. Erkeklerin ölüm nedenlerinin istatistiğini tutan feminist watchdoglara benzer yapılar yok.

Erkeklerin 10 kat fazla cinayete kurban gittiğini Kadın cinayetleri yazısında rakamlarıyla göstermiştim.
Global cinayet rakamlarının güvenilir olmadığıyla ilgili Steven Pinker’in “Better angels of our nature” isimli kitabında detaylı bilgiler mevcut.

 

 

 

 

Sahibini beğenmediğiniz 90% cinsel amaçlı ilgi göstermelerin tamamı.

Özellikle kadınlar için istemeyecekleri bir erkekten iltifat almak, ilgi gördüğünü anlamak, hele ki canının çektiği erkeklerden bu iltifatlar vs gelmiyorsa çok can sıkıcı bir durumdur.

“Benim arzuladığım berk’ler mert’ler beni sallamıyor, beni isteyen yegane erkekler ziya, hasan ve seyfullah. “,

Bu durum kadının egosuna çok büyük bir darbe vurmaktadır. Hele günümüzde güçlü bir baba figürünün olmadığı evlerde yetişen cocuklarda kız prenses gibi büyütülüyor, ama gerçek dünyada işler beklediği gibi gitmeyince bunun kızgınlığını yaşıyor.

“taciiiz” diye bağıran, linçler başlatan kızların hiç birisi, hem de hiç birisi söz konusu taciz atıyorum brad pitt gibi bir erkekten gelse bu tepkiyi vermeyeceklerdi.

Esas problem “taciz edilmek” değil. Esas problemleri kendilerini taciz etmelerini istedikleri erkeklerin değil, istemedikleri erkeklerin taciz etmesi.

“tacizin ne olduğuna kadınlar karar verir” bu perspektifte gayet mantıklı bir cümleye dönüşüyor.

Kadın orada tacizi belirlemiyor. Tacizi yapan adamın ne kadar arzulanır olduğunu belirliyor. ,

Ama bu sığlığı sosyal kurallar çerçevesinde dile getiremediği için sadece beğenmediği adamların yakınlaşma çabalarını “taciz” olarak tanımlarken , begendiği adam ne kadar hödükçe ya da kazmaca yaklaşsa bile asla “taciz” olarak sınıflandırılmıyor.

Veya,

En başta hoşlandığı adamın aslında hoşlanmadığı türden bir ekek olduğunu ama bunu daha önce göremediğini fark ettiğinde, daha önce taciz olarak görmediği şeyi sonradan “taciz” olarak sınıflandırabiliyorlar. Yeni çıkan kanunun geçmişteki olayı illegal yapması gibi bir şey.

Kadın “ben daha önce hata yapmışım” demiyor, “kandırılmışım” diyor.

Yani rıza gösterip yattığı adam, sandığı türden bir erkek çıkmayınca o erkek hakkındaki fikir değişikliği, geçmişe de uygulanıyor ve dün hoşuna giden cinsel amaçlı yaklaşmalar birden taciz, iki tarafın rızasıyla gerçekleşen seks de tecavüz oluveriyor.