Category Archives: Uncategorized

Cengiz Han

(Ekşideki redpill başlığındaki eleştirilere cevaben)

Olm çok komik lan “babasız büyüyen cengiz han adamın dibiydi” gibi bir savunma gelmiş.

Bak ben sana cengiz han’ı biraz anlatayım da dinle.

Cengiz han, Urgenç şehrini ele geçirdikten sonra, şehir teslim olmadı ve savaşmayı seçtiği için hayatta kalan tüm urgençlileri , tek sıra haline sokup önlerine birer asker koyup askerin kaynaklara göre 24er tane savaş esirini kılıçla öldürmelerini emretmiş birisi.

Bak tekrar anlatayım anlamadıysan.
Cengiz han geliyor, şehir kuşatıyor, teslim olun çağrısına uymayan şehri ele geçiriyor, sonra hayatta kalan tüm urgençlileri birer asker önünde tek sıra haline dizip sırayla teker teker öldürtüyor.

Bunu yapan asker sayısı da 50.000 civarı deniyor yine kaynaklarda. artık rakam ne kadar gerçek bilemiyorum tartışmalı. 50.000 x 24 = 1.2 milyon kişi.

Sen de gelmiş bu karakteri – ki dark triad olduğu kesin neredeyse – bize “babasız büyümüş örnek karakter” diye gösteriyor musun?

Bari Atatürk’ü falan göster “bakın babası olmadan büyümüş ama neler yapmış” de.

Bu kadar şuursuzsun işte.

Bir kere bilimsel çıkarımlar yapmak için istisnai olaylara bakman kadar saçma bir şey olamaz.

“Babasız büyüme” meselesini doğru anlamak için istisnai olaylara bakmak yerine genel trendlere bakman lazım.

Babasız büyüyen cocuklar okulda babası hala hayatlarında bir şekilde bulunan cocuklara göre ne kadar başarılı,
bu cocukların benzeri sosyo ekonomik şartlardaki akranlarına göre suça meyletme oranı ne kadar farklı,
yaşam süreleri, kariyer açısından, sosyal açıdan başarıları ne kadar farklı bunlara bakarak ancak “sadece anne tarafından büyütülen cocuk / sadece baba tarafından büyütülen çocuk / anne babanın aktif rol aldığı ortamda büyüyen cocuk” cıkarımı yapabilirsin.

800 sene önce yaşamış bir psikopata bakarak değil.

Konuyla ilgili en tatmin edici ve en kapsamlı yapıtlar, eski amerikan feminist ve national organization for women’de 3 kere direktör olarak seçilmiş sonra erkeklerin sorunlarının sistematik olarak hasır altı edildiğini farkedip diğer perspektiften kitaplar yazmaya başlamış olan Warren Farrell’ın kitapları.
ingilizcesi ve interneti olan herkes hemen amazon.com’dan kindle versiyonunu satın alıp read.amazon.com üzerinden bilgisayardan ya da herhangi bir tablet telefondan okuyabilir.

Bunların kırmızı hapla alakası ne peki ?

Kırmızıhap ahlaktan muaf bir şey. Bilim gibi. Fizik kanunları nasıl ahlaktan muafsa, senin havaya attığın taş gidip birinin kafasını patlattığında “ama yerçekimi” diyemiyorsak kırmızıhap’ın dile getirdiği şeyler de aynı şekilde ahlaktan muaf.

Bu size “sınırsızca bildiklerinizle manipülasyon yapın, saf insanları kandırın, kızların (ya da erkeklerin) en temel isteklerini kafanıza göre tatmin eder gibi rol yapın, keyfinize göre takılın” vizesi vermiyor tabi ki.

Kırmızıhap’taki ağır Stoik felsefe ve erdemli yaşama vurgusu da bu neredeyse “süper güç” denebilecek bilgileri ve pratikleri sorumlu bir şekilde kullanma zorunluluğunun yoksa çok fazla acıya sebep olunacağını gerçeği sebebiyle.

Kırmızıhap’ı “pick up artist” taktikleriyle karşılaştırmak, meseleye sadece uzaktan bakan ve anlamak için efor sarfetmeyen, erdem sinyallemeyi daha kolay bulan birinin yapacağı şey.

Kırmızıhap size doğa ile ilgili neredeyse yadsınamaz bilgileri gayrı resmi bir şekilde tarif eder. Size şunu yap bunu yap demez. “İçinde yaşadığımız dünyanın, hayatın acımasız gerçekleri bu bu bu bu, bunla ne yaptığın beni ilgilendirmez, senin kendi kararını verip sorumluluğunu alman gereken bir şeydir bu” der.

Bu bilgiyi kullanıp sorumluluk almak yerine “tüm x’ler y’dir yea” diye işin içinden sıyrılacaklar da var, “olm her türlü karı artık köpeğim” diyecek sosyopatik eğilimli olanlar da var. Tıpkı tüm diğer insan gruplarında olduğu gibi. Bunun kaçarı yok.

Ama şundan hiç bir şüphem yok – ve bana gelen mail, mesaj vs’lerden de bunu yüzlerce kez teyit ettim ki, insanların çok çok büyük bir kısmı, kırmızıhap’ın anlattıklarını gördükten sonra amı götü dağıtmak yerine çevresine zarar vermek yerine kendini hayata daha iyi adapte edip daha mutlu olduğu gibi, etrafındakilerin de (kimi zaman sevgilisi ,kimi zaman anne babası çocuğu, iş arkadaşları vs) gerginliğinin azaldığını ve tatmin seviylerinin arttığını gözlüyorlar.

Çünkü insanların çok büyük bir kısmı sosyopatik eğilimlere sahip değil. Çoğu özünde ahlak ve empati duyguları gelişmiş ve kendilerinin ve çevrelerindekilerin hatta kendilerine kötülük yapmış insanların kötülüğünü istemeyen insanlar.

Sosyopata çekiç verince kafa patlatıyor doğru, ama aynı çekici bir şeyler inşa etmek için kullanan milyonlarca başka insan da var.

Bak bugün sabah mesajla haberdar olduğum bir kitap – nasıl da farkında olmadan kırmızıhap tarifi yapmış :
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ayse-arman/iyi-evliligin-formulu-5s-1i-40824165

bu kitap benim 2 sene kadar önce yazdığım şu entry’nin çok benzeri şeyler söylüyor belli ki:

Boşanma oranlarının artma sebepleri

Böyleyken böyle.

Sorusu olan varsa msj atsın mail atsın vs.
Açıkçası o kadar küfür yedim ama kim etti hatırlamıyorum, mesajı kim atmış daha önce ne yazmış vs gibi bakacak vaktim de yok. Sabah akşam bana sövmüş kendine göre rezil etmiş olsan da msj atınca ben farkında olmadan sıfırdan birisi yazıyomuş gibi olacak.

Neyse gidem de dota atam porno izleyem kola cips yapam manga izleyem maç izleyem

Advertisements

Anlatmaya çalıştığım şey

Bir kaç gündür farkettim ki ekşisözlük’teki bir kaç başlıkta bahsettiğim şeylerle yakından ya da uzaktan alakalı sansayonel bir durum olursa benim adım olayla ve sansasyona sebep olan kişiyle bağdaştırılıyor. Artık kötü şöhret sahibi Kırmızı Hap düşüncesi, adeta şemsiye bir yafta ile her türlü düşüncenin müessibi olarak gösteriliyor.

Elbette bu bağdaştırma konuyla ilgisi ve bilgisi tesadüfi olan kişilerce yapılıyor.

Belirtmem gerektiğini düşündüğüm şey şu – benim müridim, takipçim, öğrencim yok. Tıpkı düşmanım, nemesis’lerim, rakiplerim olmadığı gibi. Yazdıklarımı bir şeyler anlatmaktan çok kendi anladığımı test etmek, zayıf noktalarını bulmak ve gelişmeye açık kısımlarını geliştirmek için yazıyorum. Çoğu orijinal değil, ama hepsi samimi.

Geçen haftasonu bana ilk defa mesaj atan ve “dostum” demekten kesinlikle imtina etmeyeceğim bir ekşisözlük yazarının mesajını, kendisinin de izniyle paylaşıyorum. Anonimliğine zarar verebilecek kısımları, anlam bütünlüğüne dikkat ederek çıkardım.

Bana bugüne kadar mesaj ve email atan yüzlerce kişiden çok çok azı gerçekten ne anlatmak istediğimi anladı. Kırmızı Hap nedir, neyi kastediyoruz çok az kişi idrak etti. Belki bu benim yazar olarak beceriksizliğim, belki de insan doğasının bir cilvesi, bilemiyorum. Çok da merak etmiyorum.

Ancak bu mesaj benim için eforlarımın tümden ziyan olmadığının ispatıdır. Bugün yazdıklarımı silsem ve erişimi imkansız kılsam bile bu yazarın hayatına olan – kendi ifadesiyle – “etkim”,  benim için kârdır, başarıdır.

 

Abicim, ben 22 yaşındayım. Yazılarınızın hemen hemen hepsini okuduğumdan dolayı yaşınızın benden büyük olduğunu biliyorum. Burada ikimiz de birbirimizi tanımıyoruz, o yüzden yazacaklarım sadece benim başıma nelerin geldiğini net ve vurgulu bir biçimde aktarmaktan ibaret olacak. Hızlı bir şekilde yazacağımdan dolayı hatalar olabilir.

 

Yeni çağa ayak uydurabilmemiz için kendi içimizdeki merak ve öğrenme isteğini canlı tutmak zorundayız düşüncesi çocukluğumdan beri benimleydi. Merak insanın “ilerlemek” için sahip olduğu en önemli niteliktir. Sanatın, bilim ve teknolojinin, endüstrilerin gelişmesi merak sayesinde olmuştur.

 

Hepimiz merak dürtüsüyle doğarız. Çocuklar bir sorunun cevabını alana dek yılmadan sormayı severler. Fakat ne yazık ki aile, okul ve toplum çocuğun doğasındaki bu merakı o kadar bastırır ki sonunda neredeyse hiç soru sormayan büyük insanlar çıkar ortaya. Oysa bizi zihinsel olarak büyüten ve geliştiren de aslında bu meraktır. Ben ise (ekşisözlük rumuzu-S.) olarak içindeki doymak bilmeyen bu iştahın sınırlarını zorladım, kullanabileceğim tüm alanları içindeki özü alana dek kurcalayacağımı kurcaladım. Bir dönem felsefehayat.net sitesinde yazıyordum. Kuantum teorisi, evrim teorisi ve yeni felsefe, eski felsefe üzerine yazıyordum orada. Sizle tanışmadan önce dergi çıkartma denemelerim oldu, 10 sayı çıkarttık.

 

Bilim, sanat, edebiyat ve felsefe içerikliydi. 4 adet fanzin çıkartıp , dağıttık vs. Hayatım sürekli olarak okumak, öğrenmek ve bunlarla etrafımdaki insanların ağzını açık bırakmakla geçiyordu. Onlara öğrendiklerimi aktardıkça daha net ve akıcı konuştuğumun değiştiğini [sic] görüyorum.

 

Vücut geliştirme üzerine spor yapmıyordum fakat yelkenclik ve yüzücülük kulüplerindeydim sürekli. Tüm bunlar olurken 5 yıldır beraber olduğum ve tüm bu yaptıklarıma gururla ve hayranıkla bakan kız arkadaşımdan ayrıldım. Kendisi muhteşem güzellikte ve akılcı bir kızdı, sebebi şu girdinizde yazılanların tamamen karşılığıydı resmen : (bkz: Erkek Olmak)

 

Ben bu girdinizi okuduğumda koca bir hassiktir çekmiştim..

Kadınları anlamaya yönelik bir gayretim yoktu, yıllarımı bir kızla geçirmiş ve kendimi dışarı kapatmıştım. Onunlayken gelen teklifler, tanışma istekleri ve daha ötesi olan şeyleri görmezden geliyordum. Benim öğrenme isteğim ve ilerleyişim kendi çapımda olan, kendi ortamımda olan bir şeydi. Bunu asla dışarıya karşı kullanmamıştım. Sizin yazılarınızla tanıştıktan sonra ilk insandan, buzul çağı insanına, tarımsal ve yerleşik düzenin baslaması, kadın ve insan piskolojisi üzerine daha detaylı araştırmalar yaptım. Sizin yazdıklarınız beni garip bir şekilde etkilemişti. Sürekli okuyor, onlar üzerine internet üzerinde arayabileceğim makaleler için anahtarlar cıkartıyordum.

 

Reddit – the red pill olayına giriştim, orada uzun bir süre takıldım ve içlerinden işime yarayacakları Word belgesi olarak kaydedip okuyordum. Bu çok garip bir şey, insan aradığını buluyor gerçekten. Buldukça bir şeyler daha iyi oturuyordu yerine. Sizin yazılarınız net bir gerçekliği gösteriyordu bana gün ve gün.. Insanlara, topluma, kadınlara ve başarıya bakışım tamamen değişmişti. Beni daha fazla itiyordu başarının açlığına bunlar. Fit bir vücudum, kızlar tarafından ilgi gören bir tip ve boy oranım olmasına rağmen bunun bana yeterli gelmediğini hissettim. 2 yıl önce vücut geliştirmeye basladım ve 2 yıldır hiç bırakmadan gidiyorum. ( bu tamamen sizin sayenizde ) hayalini dahi edemeyeceğim bir vücut, çene yapısı yaptım. Etrafımdaki kadınların ilgisini hissediyordum. Sizin yazılarınızın her bir satırı onlarla konuşurken kafamın içinden geçiyordu ve ben kendimi bir kıza bağımlı bırakıp etrafımdaki onca güzellikleri kaçırdığım için kendime kızıyordum..

 

Burada bana nelerin olduğunu ve nasıl aşamalardan geçtiğimi okuyan, öğreten birisi olarak anlamışsınızdır.

 

Şimdi ki hayatım nasıl mı?

 

Muhteşem bir okul hayatım var, hocalarımın yurtdışı seminerlerine beraber gidiyoruz. Bölümde ek dil alma olanağı sayesinde İspanyolca ve Almanca’da inanılmaz seviyelere geldim. Ingilizce zaten eğitim dilimiz. 2 yılda 300 adet yazı yazdım, bunları bir gün değerlendireceğim. Kadınlar ve diğerleri bir konuyu tartışırken ben konuştuğumda susup benim ağzımdan çıkan her bir kelimeyi hipnoz olmuş gibi dinliyorlar. Mezun olduktan sonra üniversitede hoca olmam ve daha da ilerlemem, master yapmam için planlarımız var.

 

Hiç abartmıyorum, bunların hepsini sizin yazılarınızı okuduktan sonra gelen hırs, öğrenme azmi, başarı açlığı ile yaptım.

 

Kadınlar? Onlar için hiçbir şey yapmıyorum artık, hepsi kendiliğinden oluyor. Kadınlarla olan ilişkilerim hakkında detaya girmeye gerek görmüyorum, kadın ilişkilerim hakkında nasıl bir hayatım olduğunu zaten siz görselleştirmişsinizdir kafanızda.. Beni bir şeyin tetiklemesi gerekiyordu, bir şeyleri net bir şekilde görmem gerekiyordu sanırım. Hayatım değişti, size sonsuz teşekkürler ediyorum. O yazıları anlayabilenler için orada büyük detaylar var ve ben o detayları tamamen yakaladım..

İnternette kız yoktur

Öncelikle eğlenceli tartışma için bakınız :

Sözlük kadınlarının ben kadınım diye bağırması

Bu tartışma 10 sene önce 4chan’da yaşanan bir tartışma aslında.

Olay şundan ibaret: gerçek hayatta genç ve güzel bir kız olmanın ekmeğini yiyen, ayrıcalığını yaşayan ama aynı rahatlığı sadece sözlerinin değerlendirildiği internet platformlarında bulamayan kızların bir şekilde güzel ve genç olduklarını beyan ederek aynı ilgiyi internet aleminde de görmeye çalışmasıdır.

İnternet ortamı ise kızın memelerinin ekranda görünmedigi, sadece beyni ve sözlerinin para ettiği – yani erkeklerin büyük çoğunluğu için sıradan olan – bir yer.

İnternet en büyük eşitleyicidir yani. Değer yaratabilecek kapasite ve birikim varsa ilgi görürsün .

Bunlar yoksa göreceğin ilgi Normal hayatta değer yaratamayan erkekler kadar. Yani sıfır .

Özetle, eğer beyninle değer yaratamıyorsan o zaman ya memelerini göster ya da siktir git.

 

 

 

[adToAppearHere]