Dırdır – 7.Bölüm

Peki bu kavgaları dırdırları nasıl azaltırız?

Tamamen durdurmanız imkansız. Çünkü üstteki diğer entrylerde detaylandırdığım üzere dırdır, kadınların “birliktelik kurduğum erkek yetkin mi” sorusunu cevaplamakta kullandıkları bir araç. Bon jovi’nin karısı bile ona dırdır yapıyor emin olun. Ama emekli memur memet efendinin karısı kadar yapmıyor 😉

dirdir’i ve kavgayi meydana çikaran şey esasen anksiyete. Demin söylediğim “yeterince iyi mi” anksiyetesi. Demek ki bizim ailenin sorumluluğunu alan erkek olarak eşimizin sevgilimizin endişelerini mümkün mertebe gidermemiz gerekiyor.

Ancak bu basit bir “x yap z yap y yap, bu iş güzellikle çözülsün” tavsiyesiyle olacak bir şey değil. Tıpkı bir 5 yıllık kalkınma planı gibi uzun vadeli bir plan oluşturup, onu gerçekleştirmeniz ve gerçekleştikten sonra bir 5 yıllık kalkınma planı daha yapmanız lazım.

5 yıl burada metafor. Hakkaten 5 yıl sürmeyecek yani. Ergenler bilmez biz gençken hükümet kalkınma planları açıklardı. Oradan şeyettim. Neyse..

Öncelikle olduğunuz yere çok iyi bakmanız lazım.

Hayatta neredesiniz? Işiniz ne alemde? Ev düzeniniz ne alemde? Hobileriniz var mi? Sosyal ortaminiz var mi? Kendinizin yaptiği (ailenizden karinizdan ayri) – sizi birey olarak tatmin eden bir şey var mi? Geleceğinize dair planlariniz bir misyonunuz var mi?

Bunları buz gibi bir kalple, demir gibi bir objektiflikle ele almanız lazım.

Sonra nerede eksikleriniz olduğunu belirleyip, bunların ideal halini gözünüzde canlandırıp mesela 1 sene sonraki vizyonunuzu oluşturmanız ve şimdiki halinizden vizyondaki haliniz arasındaki boşluğu kapatacak aksiyonları ve bunların uygulama planlarını yapmanız lazım.

Tipki bir şirketin yeni bir ürünü piyasaya sürmesi ya da büyümeyi planlamasi gibi. Şirketler nasil rüzgar nereye eserse oraya hareket etmiyor, uzun zaman öncesinden hareketlerini planliyor, risklerini değerlendiriyor, faydayi makzimize etmeye çalişiyor – siz de öyle yapmalisiniz.

Örnek :

29 yaşında, 1 yıldır falan evli, ortalama bir kurumsal şirkette çalışan, karısının sosyal ortamlarından başka pek takılmayan, bilgisayar oyunu oynayan, maç izleyen, arada bir halısaha maçına giden, akşamları bira içip yabancidiziizle.com’dan karısıyla dizi izleyen, haftada 1 – max 2 kez seks yapan, 1 kere tatile deniz kenarına yazlığa vs giden, bayram tatillerinde ailesiyle takılan bir adam.

Bu adam iyi bir adam. Nice guy. Karısına iyi davranan bir adam.

Ama “erkek olmakta iyi olmak” konusunda hiç bir fikri yok.

Eğer sen bu adam isen şu efsanevi sahneyi aç izle :

http://unutulmazfilmler.co/…lar-k1-sgplus.html#izle

(türkçe altyazılı – 8:40’tan itibaren)

orjinali : https://www.youtube.com/watch?v=v9xw6p0tivc

hayatta kimse senin ne kadar iyi birisi iyi kalpli nazik vs olduğunla ilgilenmiyor. Hayatta herkes senin verdiğin değerle ilgileniyor. Senin olduğun şey, yaptığın şeylere değer biçiyor ve ona göre vaziyet alıyor.

Sen dünyaya ne değer katıyorsun ? Karına ne değer katıyorsun ? Cocuguna ne değer katıyorsun ?

Çalışıyorsun, evin parasını ödüyorsun, naziksin, iyi kalplisin vs.

Bunlar zaten minimum. Sokaktan çevireceğin erkeklerin 90%ı zaten bunu iyi veya kötü yapıyorlar. Ibretlik hikayelerde gördüğümüz şey çok çok küçük bir kesim.

Evet sana “iyi okul bitirir, iyi bir iş bulur, nazik ve iyi kalpli olursan filmin sonunda esas kızı sen kaparsın ve artık rahatlayıp mutlu olabilirsin” masalı önce ailenden, sonra medyadan sürekli olarak anlatıldı.

Ama bu gerçeği yansıtmıyor.

Dünya, senden alabileceği değere göre sana değer veriyor. Ve romantik komedilerde anlatılan masal sadece o : bir masal. Star wars kadar gerçek.

Karın seni bırakıp 1 sene içerisinde seninle aynı değeri veren bir de üstüne kendi çapında başarılı bir hobi aşçısı ya da bir grupla muzik yapan bir erkek bulabilir. Yani senden daha fazla değer alabileceği birisini bulabilir. Çünkü o bir kadın. Onun default bir değeri var. Genç ve güzel olduğu müddetçe senin olmakla yükümlü olduğun çoğu şey onun için geçerli değil. Onun yapması gereken hayatının en “easy mode” yılları olan 20-30 yaş arasında yapabileceği en iyi anlaşmayı yaparak bulabildiği en iyi erkekle birliktelik kurmak.

Bunu yaparken de en fazla değeri veren erkeği seçecek.

Aşık olup seninle evlenmiş olması, aşk faktörü geçince (ki geçecek) bu soğuk değerlendirmeyi yapmasını engellemeyecek, geciktirecek sadece.

O yüzden “karım beni seviyor ya” deme lüksün yok.

Erkek olmakta iyi olmalı, bir vizyona sahip olmalı ve kendini sürekli geliştirmelisin. Hedeflerine ulaştığın anda yeni hedefler belirleyip onların peşinden gitmelisin.

Karın seninle evlenirken bu özellikleri barındırdığını düşünüyordu.
Ama sen “artık kasmama gerek kalmadı, yüzüğü taktım” diye düşünüp misyonunu hırsını ve çabalamanı bıraktığın için karın hayal kırıklığı yaşıyor ve gençliği de yavaş yavaş kaybolduğu için “bundan sonrası hep daha kötüye gidecek” endişesi yaşıyor. Bu da sana dırdır olarak geri dönüyor.

Bu ankisyetenin oluşmasına müsade eden sensin yani. Karın sadece reaksiyon veriyor.

Örnekteki erkek sen isen yapabileceklerin:

1-kariyerini hizlandirmak için ne yapabilirsin ? Mesela teknik bir iş yapiyorsan ek sertifikasyonlar alip çalişma alanini genişletebilir misin ? Yönetici pozisyonlarini hedefliyorsan liderlik eğitimleri, seminerlerine katilabilir misin? Mba yapabilir misin mesela? Veya satiş istiyorsan bununla ilgili eğitimler, ya da bir “mentor” edinip ondan tavsiyeler alip çiraklik yapabilir misin ?
Seni bu noktaya getiren şeyin ileride seni daha da ileri götürmeyeceğinden emin olabilirsin. Ileriye gitmek için neler yapabilirsin, neyi daha iyi yapabilirsin?

2-karınınki harici bir sosyal ortamın niye yok? Arkadaşın mı yok? Ilginç değil misin ? Insanlar seninle muhabbet etmekten hoşlanmıyor mu ? Anlatacak bir şeylerin yok mu? Ya da iyi bir dinleyici değil misin ? Enerjin sosyal ortamların amına koyan düşüren cinsten mi ? Niye arkadaşların içmeye gittiğinde seni çağırmıyor ?
Sen niye böyle bir organizasyon yaparak liderlik etmiyorsun? Niye edilgen bir rolle yetiniyorsun? Eger sosyal ortamın karının arkadaşlarıysa onları yönlendirecek fikirlerle gelmiyorsun?

3- bilgisayar oyunları harici anlatacak bir şeyin yok mu? Roman harici kitap okuyor musun ? Kültür gezisi yapıyor musun mesela ? Haftasonu muze kart alıp çevrendeki muzelere gidip, muze dükkanından kitaplar alıp konuyla ilgili sohbet edebilecek kadar bile bilgi edinmeyi neden düşünmüyorsun da onun yerine karın kuafördeyken oturup simcity oynuyorsun ? Bu sana ne katıyor ? Belediyecilik mi yapacaksın ? Zamanını resmen yakıyorsun.

1 sene sonra olmak istediğin şeyi kafanda canlandır :

göbek gitmiş, kendi vücut agırlığını deadlift‘te kaldırabilecek kadar fit .

Şimdiki halini değerlendir – kaç kilo fazlan var? Ne kadar yağ yüzdesine sahip vücudun? Ne kadar agırlık kaldırabiliyorsun? 1 sene sonra gerçekçi olarak nerede olabilirsin ? O hedefi netleştir – de ki :

1 sene sonra vücut yag oranım 15% olacak, kendi vücut agırlığımı deadlift yaparken kaldırabileceğim. Bunu yapmak için her ay 2 kilo vermem lazım. Şimdi 40 kilo kaldırabiliyorum, 1 sene sonra olmayı hedeflediğim kilo 80. Demek ki her ay agırlıkları 3-4 kilo kadar artırmam lazım.

80 kilo kaldırma hedefini 6 ay sonra yaptın mı ? Sene sonu hedefini değiştirip 100 kilo kaldırmayı hedefle.

Bu şekilde net bir plan yapmadan bu hedefi gerçekleştirmen zor.

Insanların takdir edeceği bir hobide kendini geliştirmiş (muzik aleti olur, online bir blog olur, sinema sitesinde film eleştirileri olur, ne bileyim türkçe altyazı hazırlamak olur… Insanlara değer verecek bir şey düşün. Pınar batum sürüyle yanlış çeviri yapmasına rağmen insanlara bir değer kattığı için “isim” oldu. Benzeri bir hobi bularak orada kendini geliştir.

Pasif gelir yaratabileceğin bir şeyler yap. Atıyorum ios oyunu fikri geliştirip, development yapamıyorsan bunu yapabilecek birileriyle ortaklık kurup bu oyunu yayınlamak , sonra o patlayınca (ki patlayacaktır) ogrendiklerini bir sonraki oyunda kullanıp daha iyisini yap mesela?

Özetle “misyon adamı” olman lazım. Ne yapmak istediğini bilen, eksiklerini bilen ve bu eksikleri nasıl gidereceğini bilen ve o plana hizmet etmeyen hiç bir şeyi yapmayan (insani sınırlarda tabi ki) bir adam olman lazım.

Misyon adamı olmayan, vaktini boşa harcayan adam kendine saygısı olmayan adamdır. Kendine saygısı olmayan adama başta karısı olmak üzere başkaları da saygı duymaz. Nezaket gösterir sadece. Nezaketi saygı ve takdirle karıştırma.

Eger sen saygı uyandıramıyorsan, dırdır – kavga – testler bunlar hep olmaya devam edecek.