Dırdır – 8.Bölüm – Anne-erkek çocuk dinamiği

Napıyonuz gençler?

Özelden gelen bir mesajdan herkes faydalansın diye bu dırdır işinin bir de değişik boyutuyla ilgili yazayım dedim.

Soru : aynı dinamik anne-cocuk arasında var mı?

Var.

Anne-erkek cocuk arasında farklı, anne-kız arasında daha farklı bir dinamik var.

Önce anne-erkek arasındaki dinamikten bahsedeyim :

senaryo 1: anne narsist değil. Dünyada en çok sevdiği insan olan oğulunu (oğullarını) dırdırla nasıl test eder? Nasıl yönetir?

Kadınların erkek cocuklarına olan dırdır testlerinin nerdeyse tamamı yetkinlik testi değil, sadakat testidir.

Yani eşlerine uyguladıkları “bu adam bana ve aileme bakmaya yetkin mi, yeterli güce sahip mi, bizi koruyabilir mi” testlerini değil “bu adam bana bakmayı istiyor mu” testlerine benzer testleri cocuklarına yaparlar.

Bu testler genellikle cocukken baba – anne arasında seçim yaptıracak cinsten olur. Babaya kızıp “bak oglum böyle olma”tarzı serzenişlerden tutun, “babasının oglu” gibi söylenmelere kadar geniş bir skalayı kapsar.

Buradaki kilit nokta bir annenin nerdeyse asla bir evladı başka insanları sildiği gibi silmeyeceği, hayatından çıkarmayacağıdır. Ancak uzun yıllar süren istismar (hırsızlık yapan, kavga çıkaran yalan söyleyen başka insanları üzen zarar veren insanlığa zararlı asosyal kişilik bozukluğundan muzdarip yetişkin erkek) neticesinde görülen bir şey.

O yüzden annelerin erkek evlatlarına testleri, uyguladıkları testler arasında en hafifi ve önemsizidir. Hatta cocuk annesine olan sadakatinde şüpheler uyandıracak şeyler yapsa bile (kaynana gelin kavgasında karısının tarafını tutmak gibi) anne erkek cocugu suçlayıp sorumluluk yüklemektense onu kurban olarak görerek tüm suçu diğer insanlara (bkz: gelin) yüklemeye meyillidir.

Senaryo 2: narsist anne.

Narsist anne hayatta bir erkeğin başına gelebilecek en şanssız olaylardan birisi muhtemelen.

Hayatta sevilmeyi arzu ettiği gibi (şartsız ve eksiksiz) onu sevecek olan yegane insan olan annesinin bu sevgi türüne yetkin olmaması durumu.

Narsisizm çoğunlukla cocuklukta alınamayan ilgi ve şefkat yoksunluğunda ortaya çıkan bir korunma mekanizması.

Yani hayatta gerçekten sevilmeyi beklediğin gibi sevilmek için tek bir şansın var (annen) o da bu türden bir sevgiyi duyamıyor. Bebeklik ve çocukluk döneminde ciddi bir ihtiyaç olan anne şefkati ve sevgisinden mahrum büyümek bir insanın hayatını sikip atabilecek en büyük problemlerden birisi olsak gerek.

Burada anne, cocugunun duygusal tepkilerinden beslenen bir vampir gibidir. Sürekli bir “ben ve onlar” perspektifinden hayata bakar, kendini asla galibiyet görmeyecek bir kurban olarak gösterir ve şefkati bu şekilde sağlamaya ve devam ettirmeye çalışır.
Yaptığı testler sadakat testleridir ama daha şiddetli daha sık ve daha can sıkıcıdır. Bu annelerden şefkat ve sevgi almaya çalışmak anlamsız çünkü :

*onların dertleri daha büyük.
*onlarin hisleri daha önemli
*onlar için en önemli şey, kendilerini iyi bir anne olarak gösteren yanlariniz
*onlar daha hassas, daha alingan
*onlar için başarilariniz zaten beklenen şey
*onlar için zayifliklariniz sizin suçunuz

narsisist anneler başli başina bir kitap konusu. O yüzden detaya girmeye gerek yok.

Hayatında yakınlaşma, güven ve anksiyete problemi yaşayan erkeklerin en muhtemel sorunu narsisist bir anne ve duygusal veya fiziksel olarak ortalıkta olmayan bir babanın varlığı (genellikle ikisi birden) .

Anne ve babanın bu durumlarını anlayıp ona göre bir strateji izlemek ve en başta bu durumun kendi suçları olmadığı – başlarına gelen bir şey olduğunu anlamak bir çok sorunu çözecek.

Devamında anne-kız dinamiği.