Dırdır – 9.Bölüm Anne-Kız dinamiği

Anne-kız dinamiği anne-erkek dinamiğinden çok daha farklı.

Önce normal anne (narsisistik kişilik bozukluğundan muzdarip olmayan anne) senaryosu

anne-kiz dinamiğinin çok önemli bir belirleyicisi baba’nin varliği, gücü.

Baba figürünün güçlü olduğu ve annenin (baba zaten sürekli yetkin, güçlü ve aileyi bir arada tutmaya istekli olduğunu ispat ettiği için) dırdır etmediği ortamdaki kız çocuğu da çok fazla teste tabi tutulmaz anne tarafından.

Evlat sevgisi, birazdan bahsedeceğim diğer duyguların üstüne çıkarak annenin destekleyici ve sevgi dolu olmasını sağlar.
Evdeki baba figürünün güçlü olmasından dolayı az olan anksiyete sayesinde anne kızının normal disiplin şartları içerisinde büyümesinde bir aktör olur.

Ancak babanın güçsüz olduğu, annenin dırdırla kişi ve olayları yönettiği bir ortamda kız çocuğu, annenin içinde bulunduğu anksiyeteden kaynaklı dırdırdan payını bolca alacaktır.

Bunun bir kaç boyutu var.

Öncelikle “zayıf” ve üstteki diğer entrylerde detaylandırdığım “karısının laflarına bile karşı dik duramayan ezik erkekle evlilik” modeli bir ilişkiye (toplumsal ve/veya ekonomik-pratik sebeplerden) mahkum kalarak gençliğini ve değerini görece olarak boşa harcamış bir kadının ruh haliyeti önemli.

Kadın bu durumun (kötü erkekle birliktelik) böyle olmadığını en başta kendine ispat etmek için sürekli olarak erkeği dırdırla test edecek.

Öte yandan kız cocugunu da bu kötü birlikteliğin bir ürünü olarak gördüğü için erkek cocuga yapmadığı baskı ve testleri kız cocuga yapacak.

Erkek cocuga bunu yapmamasının sebebi erkek cocugun “babası gibi olmama” ihtimali ve kadının hayatında eksikliğini hissettiği “güçlü erkek” boşluğunu oğlunun yetişkinliğinde doldurabileceğine olan inancı. Orada bir ümit var hala.

Ama kız cocugun bu şekilde bir boşluğu doldurma ihtimali yok gibi bir şey. Kız çok güçlü ve sıyrılan bir birey olsa bile bunu “güçlü babanın yokluğuna rağmen olmuş bir başarı”diye değil, “güçlü baba olmadğı için mecburen kendini harap eden bir kurban daha” diye görüyor.

Güçlü babanın olmadığı yerde kızın kazanma şansı çok az yani ne yazık ki.

Bunun ikinci boyutu biraz daha tatsız.

Ikinci boyut şu : kız ergenliğe girip güzellik ve gençliğin doruğunu yaşadığı yıllarda kadın artık cinsel değerinin son demlerini yaşıyor. Yani anne için perde kapanırken kız cocuk için alkışlar giderek yükseliyor.

Kızın ikili ilişkilerindeki başarısı için hep anne olarak sevinen hem de kendi kaybettiklerini hatırladığı için üzülen bir kadın ortaya çıkıyor.

Kızı , kendi hayal ettiği gibi bir evlilik yapan bir kadın, “belki öyle değildir” diyerek kocasına karşı dırdırları daha da artırıyor. “belki bir tepki verir ve gerçek bir erkek olduğunu sonunda ispat eder” diyerek. Ancak tüm dürtmelere karşı güçlü bir erkek figürü yine ortaya çıkmazsa kadın üstte bahsettiğim “kendi kaybettiklerini hatırlatan” kızına karşı eleştirel, küçültücü davranışlara devam ediyor.

Hatta damadını kızından çok sevdiğini ilan eden kayınvalideler var. Bunun da en birincil sebebi kendi kocasından yana olan hayal kırıklığı.

Normal annede dinamik bu şekilde. Kadınların dezavantajda oldukları konuların başında geliyor bu “love-hate” ilişkisi. Ve işin acı yönü bir çok insan bunun evdeki güçlü erkek figürünün eksikliğinden kaynaklandığının farkında değil. Bunları izole birer olay gibi insanları izole birer aktör gibi görüyorlar.

“annen böyle”.

Hayır, “erkek böyle”. Erkek her şeyin gidişatını değiştirmesi gereken ve bunu yapabilecek yegane kişi ailede. Cocuklar ve kadin erkeğin davranişlarina reaksiyon gösterebilirler sadece.

Bu tür erkeklerin azlığı hem rol modeli olarak babanın eksikliğine hem de oluşan güç vakumunu annenin doldurması ve bu gücü düzgün yönetememesine sebep oluyor. Bu iki durum da cocukların hayat boyu süren ilişki problemlerine yol açıyor.

Narsisistik anneler ve kızlarına gelirsek. Açıkçası diyebileceğim tek şey şu :

(bkz: bakin bu dramdir)