Erkeklerin zeki kadın sevmemesi

Hello evribadi.

 

Bu çok kompleks bir konu, o yüzden uyarayım baya uzun bir yazı geliyor. Ama yazıyı okuyup anlayacak ve dersler çıkaracak disipline sahipler için sonsuz nimetler vardır.

 

Durumum yoktu okuyamadım diyenler normal vasat hayatlarına dönebilirler. Onların faydalanabileceği bir şeyden bahsetmiyorum.

 

Ok – lets go.

 

Okurken dinlenebilecek muzik playlisti




Öncelikle bilinmesi gereken kavram (bkz: hipergami)

 

Hipergami ne demektir ?

 

Hipergami, kadının kendinden daha güçlü, daha zeki, daha çok kaynaklara sahip, daha statü sahibi bir eş seçme eğilimidir.

 

Çok çok basitçe anlatırsam, kadın kendinden her alanda olmasa bile 90% alanda minimumda “bir tık daha iyi” bir eş seçme eğilimine sahiptir. Bu her alanda erkeğin daha becerikli ve bilgili olması demek değildir, mesela erkek başarılı bir iş adamıdır ama yumurta bile kıramaz – ama bu hipergami eğilimini tatmin eden diğer özellikleri (başarılı bir iş adamı olma, bol kaynaklara sahip olma, iş dünyasının getirdiği statüye sahip olma) bozan bir eksiklik değildir.

 

Kağıt üzerinde kadından daha az başarılı olan bir erkeğin emin olun ki 99% başka özellikleri hipergami eğilimini tatmin etmektedir.

 

Konuya dönersek – kadın kendinden daha üstün bir insan evladını eş olarak seçmek ister.

 

Elbette bu evrimsel olarak gayet mantıklı ve tutarlı bir eğilimdir. Fiziksel olarak güçsüz olan kadınlar yüzbinlerce yıl boyunca kendinden daha güçlü ve kaynaklara çeşitli araçları kullanarak (zeka başta gelmek üzere) erişimini maksimize eden erkekleri eş olarak seçmiş – onların çocuklarını doğurmuş ve bu “hipergami eğilimi” genetik kodunu günümüze kadar gittikçe artan bir baskınlıkla aktarmışlardır.

 

Bilinmesi gereken ilk kavramı kısaca anlattık. Hipergami.

 

Konuyu daha çok merak eden google’dan aratsın.

 

Ikincil konu : yetkinlik ve sadakat testleri.

 

Kadınlar erkeklerinin hipergami eğilimini tatmin edip etmediğini içgüdüsel olarak sürekli test etmeye programlıdır. Buna dırdır deriz, laf sokma deriz, “manyaklık” deriz, “kadınları kimse anlayamaz” vs deriz, ama esasen yaptıkları şey sürekli “bu erkek hala benden üstün mü, bulabileceğim en iyi eş bu mudur, yoksa ben kendimi ucuza mı satıyorum” içgüdüsünün tatmin olmasını sağlamak üzere yaptıkları “teyit” hareketleridir.

 

Dırdır mesela – en temel “yetkinlik testi” aracıdır kadın için.

Şurada yazdım : (bkz: #54086286)

 

Neden kadın erkeği sürekli teyit etmek ister ? Hipergami isteğini eğilimini tatmin etmek için.

Kadın neden dırdır eder? Erkeklerin sosyal hiyerarşiyi belirlemekte kullandıkları araçları (fiziksel başta olmak üzere) çok iyi kullanamadıkları için.

Erkekler bir ortama girdikleri zaman içgüdüsel olarak etraftaki diğer erkekleri scan ederler.

Kim tehdit, kim dost, kim rakip, kim lider, kim uşak…

Bunları anlamak için etraftaki tüm diğer erkeklerin ve kadınların vücut dili başta olmak üzere çeşitli ipuçlarını içgüdüsel olarak algılayıp hesaplayıp bir sosyal hiyerarşi oluştururlar, kendilerini o hiyerarşiye yerleştirip ona göre davranırlar.

 

Neden ? Çünkü ilkel atalarımız için şu kurallar geçerli:

Yanlış erkeği kızdırmak = ölüm.

Yanlış erkeği ezip kaynaklarını çalmamak = açlık > ölüm.

 

Özetle doğada iki göz + bir ağızı nasıl çoğu zaman canlıya benzetiyorsak (bkz: pareidolia) sosyal hiyerarşiyi hızlıca çözümlemek de erkekler için bu şekilde işe yarayan bir araçtır.

 

Kadınlara geri döneyim :

 

Kadınlar birlikte oldukları erkeğin hala hipergamiyi tatmin ettiğini hala onlara, cocuklarına bakmaya yetkin olduğunu, onları koruyabileceğini, dik durabileceğini ve kendini ve ailesini ezdirmeyeceğini teyit etmek üzere programlanmışlardır.

 

Sünepe erkek kadınların en nefret ettiği şeydir. Böcekten tiksindikleri kadar tiksinirler aslında, ama sosyal inşalar kadınların sünepe erkekleri eş olarak kabul etmesini sağlayacak şekilde kurulmuştur – neden? Sünepe erkekler genellikle iyi aile babası olurlar. Aileyi bırakıp gitmezler, bencil davranmazlar, ailenin iyiliğini salahiyetini ilk sıraya koyarlar. Türümüz için faydalıdır yani bir miktar sünepelik.

 

Özetle ortada bir ikilem var – kadın sürekli erkeğin yetkinliğini test edecek şeyler yapıyor – damarına basıyor, laf sokuyor, dırdır yapıyor, tepkisini çekecek şeyler yapıyor – ve bunu erkeğin yetkinliğini test etmek için yapıyor. Öte yandan kadının tüm bu testlerini başarıyla geçecek erkekler genellikle iyi aile babası olmuyor. Efendi adam yerine piç tercih ediliyor, ama piç adam aile için doğru tercih değil.

Kadının ihtiyaç duyduğu şey aile babası ve görece sünepe erkek, ama istek duyduğu arzu duyduğu şey piç adam.

 

Bu iki özelliği gereken miktarlarda bir arada barındıran erkekler ise “rüyaların erkeği” oluyor. Gerektiğinde dominant ve piç, gerektiğinde heyecan kaynağı, gerektiğinde krizlerde güvenli liman, gerektiğinde daima ailenin iyiliğini düşünen – dengede duran bir erkek yani. Ying-yang dengesi düzgün diyebiliriz.

 

Şimdi kadınlar – bu rüya erkeği bulmuş olsa bile, içgüdüsel olarak yetkinlik testlerini yapmaya devam ediyorlar. Ölene kadar durmaz yani bu. Büyükannem 86 yaşında – hala dedemi test eder. Bunun sonu yok yani. 30 yıldır evliyiz hala test mi edecek yeterince ispatlamadım mı diye soran erkek en başa gidip tekrar okumalıdır yazdıklarımı.

 

Bu bitmez.

This will never end.

Ça ne finira jamais (şarkısı da var – johnny hallyday)




 

Şimdi bu testleri kadınlar bilinçli olarak “bakalım ne tepki verecek – hmm 10 üstünden 7 aldı, beraber olmaya devam edeyim..” diye düşünerek yapmazlar. Tamamen içgüdüsel bir durum ve yapılan test – alınan tepki ve kadının verdiği reaksiyon tamamen içgüdüsel

 

1-erkeğe laf sokma

2-erkeğin tepkisi

3-kadının bilincindeki senaryo / kadının hissiyatı

 

Burada 3. Maddedeki bilinçteki senaryo ve kadının hissiyatı 360 derece başka şeyler olabilir

 

He bakıyorum uyuyo musun diye. 180 derece yarraam.

 

Yani kadın erkeğe bir şey der, erkek onu reddeder ve kadın bilinç seviyesinde reddedildim mnkym diye kızarken aslında hissiyatı erkeğin hala hipergamiyi tatmin ettiğini hesaplayan içgüdüsü sayesinde bambaşkadır, rahatlamış ve onaylanmıştır içgüdüsel olarak.

 

Bir diğer senaryoda erkek kadının dırdırına boyun eğip söylediğini istediği şeyi verir – kadın bilinç seviyesinde tatmin olmuş olması gerektiğini düşünür, ama içgüdüsel olarak hipergami tatmin olmadığı için kendini kötü hisseder. Bu kötü hissiyatını da rasyonalize etmek için bambaşka bir şekilde olayı çevirerek erkeği asla kazanamayacağı bir oyun oynuyormuş gibi hissettirir.

 

Örnek :

Kadın: bana artık hiç çiçek almıyorsun (erkeğin ne tepki vereceğini test ediyor içgüdüsel olarak)

Erkek – gidip çiçek alır getirir verir.

Kadın: teşekkür ederim

Kadının içgüdüsü : benim dırdırıma boyun eğdi, hemen istediğimi verdi, benim gibi zayıf bir varlığın her isteğine boyun eğiyorsa dışarıdaki güçlü tehlikeli durumlarda hemen yelkenleri suya koyuveriyordur… Bu erkek yeterince iyi bir eş değil.

Kadının zihni : çiçek aldı getirdi – ben hala iyi hisstemiyorum – çünkü ben söyledikten sonra getirdi, bir kıymeti yok.

 

Bir süredir ilişki yaşayıp da şuna benzer bir diyaloğa girmemiş çift nadirdir.

 

Neyse..

 

Özetle ne anladık ?

 

Kadın hipergami eğiliminin teyit etmek, tatmin etmek için erkeği sürekli olarak test edecek şekilde programlanmıştır.

 

Sorusu olan? Ok devam.

 

Şimdi gelelim “sadakat test”lerine.

 

Sadakat testleri tıpkı yetkinlik testleri gibi, kadınların içgüdüsel olarak yaptıkları ve yeterlilik açısından tatminkar olarak gördükleri , yeterince iyi buldukları bir erkek acaba iyi bir eş olmayı “istiyor mu” sorusunu cevaplamak için yapılan testlerdir.

 

Özetle içgüdüsel olarak “evet bu erkek beni, cocuklarımı tehditlerden koruyabilir, kaynaklar sağlayabilir, krizlerde güvenli liman olabilir, ama tüm bunları yapmaya niyeti var mı – daha önemlisi, tüm bunları ‘benim için’ yapmaya niyeti var mı” sorusunu cevaplamaya yönelik testlerdir.

 

Az yukarıda bahsettiğim efendi-piç dinamiğini dengeli bir şekilde uygulayabilen erkeklerin “efendimetre”si gibidir yani.

 

“evet bu adam yeterince piç, ama aynı zamanda yeterince efendi mi ? ”

 

Bu testler de kadının erkeği değerlendirmesinde önemli bir araçtır.

 

Erkeklerin çoğu için bu testler nadirdir , zira kadınların ilk önce baktıkları şey yetkinliktir.

Neden? Çünkü sperm ucuz, yumurta pahalı.

Diğer bir deyişle x bir kadınla birlikte olmak isteyen erkeklerin sayısı her zaman birden fazla.

Yani “niyet” genellikle “yetkinlik”le kıyaslandığında kolay bulunan bir şey. Erkek çoğu zaman düzenli sekse erişim sağlayabildiği için fazlasıyla memnun ve bunu kaybetmek istemediği için üstte saydığım koruma kollama kaynakları paylaşma vs gibi şeyleri kolaylıkla sağlıyor.

 

Ancak yine de kadınların eş adayları ve eşlerini seçmek için kullandıkları araçlardan birisidir sadakat testleri.

 

Ok – şimdi elimizde ne var?

 

Hipergami eğilimi, yetkinlik ve sadakat testleri.

 

Şimdi geri gelelim “zeki kadın” konusuna.

 

Zeki kadın günümüzde kaynaklara daha çok erişim sağlayabilen kadın demek oluyor. Kariyer yapıyor, güzel para kazanıyor, kültür – bilgi vs gibi şeylere erişim var, yani erkeklerin yapabildiği hemen her şeyi yapabiliyor.

Ancak hipergami kariyer yaptığı ya da üniversite okuduğu için dolaba kaldırılan bir şey değil.

 

Kendi seviyesini yükselten kadın otomatik olarak eş olarak seçebileceği erkeğin de seviyesinin yükselmesini bekliyor. Hipergami tatmini 50-60 yıldır var olan kadınların erkeklerle benzer statüye gelebilmesini sikleyen bişey değil yani. Tatmin olmak istiyor.

 

Zeki kadın eş olarak gördüğü erkeği aptal kadına göre daha şiddetli ve acımasızca test ediyor. Sebebi de hipergaminin tatmin eşiğinin yüksek olması – ve bu tatmini sağlayabilecek araçları (dırdır, laf sokma, tepki ölçme vs) daha ustalıkla ve beceriyle kullanabilmesi.

 

Şimdi başka bir konuya geçmemiz lazım.

 

Cinsel pazardaki değer.

 

Tıpkı borsa gibi insanların bir “pazar değeri” var. Sosyal olarak değeri, insan olarak değeri, cinsel olarak değeri vs bunlar ayrı borsalarda işlem gören kagıtlar gibi düşünülebilir.

 

Mesela bir işadamı şişman kısaboylu kel koca burunlu ve yemek yerken ağzını şapırdatıyorsa vs ise cinsel olarak değeri 5/10 iken sosyal olarak 7/10 olabilir.

Insan hakları evrensel beyannamesi tüm insanların sosyal olarak minimum haklara sahip olduğunu kabul eder. Atıyorum bu beyannameden önce 1/10 diye bir kavram köleliğe denk geliyorsa insan hakları beyannamesi herkesin minimum 3/10 sosyal statüye sahip olduğunu ifade eder gibi…

 

Erkekler için kadınların cinsel pazar değeri çoğunlukla dış görünüşle değerlendirilebilir.

Bunun sebebi de erkeklerin ideal eş kavramının doğrudan doğurganlıkla ilgili olmasıdır.

Erkek fotografa bakıp kadına not verebilir yani.

Yeterince güzelse okeydir. Evet bu kadar sığ karar veriyoruz.

Yeterince güzel olduğuna karar verdikten sonra kariyerdi, sohbetti vs vs bunlar hep ikincil belirleyiciler.

 

Konuyla ilgili şu başlıklardaki entriler incelenebilir : (bkz: erkeklerin sisman kadinlari sevmeme nedenleri/@skeptico)

 

(bkz: #52429455)

 

Kadınlar içinse erkeklerin cinsel pazar değeri fotograftan çok kısmi anlaşılabilir. Hatta kadınların hasta olduğu erkeklerin bir çoğunun tipinde hiç iş yoktur.

 

Kadınlar erkeği 10 tane başka kritere göre puanlarlar. Sosyal statü, vücut dili, kariyer, bilgi, kültür, cocuklarla anlaşabilme vsvs.

Bunlar iki ana başlıkta ne kadar piç, ne kadar efendi sorusunu cevaplayan sorulardır esasen. Detaya girmeyeyim gerek yok zira.

Dönelim konumuza

 

Kadın erkeği hipergamiye göre değerlendirirken kendi değerini baz alarak kendinden üstün olmasını bekliyor.

Ancak burada bir problem var – zira zeki kadının elde edebileceği sosyal başarılar, erkeklerin kadını cinsel olarak nasıl değerlendirdiklerini çok etkilemiyor.

 

Taş gibi bir tezgahtar, şişman kısa boylu bir banka ceo’suna kıyasla erkekleri daha çok cezbediyor. Neden ? Çünkü doğurganlığı sembolize eden özellikleri tezgahtar gösteriyor. Banka ceo’suysa erkeklere memeleri olan bir erkek gibi görünüyor.

 

Kağıt üstünde erkeklerin de kadınlar gibi bilgili kültürlü vs vs kadınlara arzu duymalarını bekliyoruz, ama arzunun pazarlığı olmuyor.

Erkek arzu duyduğu kadınların sosyal statüsünü inceliyor. Eş olarak seçip seçmemeye sonra karar veriyor.

Sosyal statüsünü inceleyip begendiği kadınlara arzu duymaya başlamıyor.

 

Yani kadının kendini skalada koyduğu yerle erkeğin onu gördüğü yer genellikle aynı değil.

 

Kadın kendini ve diğer kadınları erkek kriterleriyle değerlendiriyor çünkü.

 

“ben ünv. Okudum, kariyer yaptım, kıdemliyim, yılda 30 kitap okuyorum 24 ülke gezdim, 3 dil konuşuyorum o halde benim puanım 8/10’dur” diyen kadının karşısında

 

“memeler büyük, popo şekilli, saçlar da güzel ama burnu büyük o halde 6/10” diyen bir erkek var.

 

Bu erkek de örnek açısından 9/10 olsun.

 

Şimdi erkek bu 6/10luk kıza yazıyor, çıkmaya başlıyorlar, ilişki ilerliyor, ama kadın erkeğe 8/10luk testler yapıyor.

Halbuki erkeğin gözünde kadın 6/10. 8lik değil.

 

E adam bakıyor – hakikaten 6/10luk puana sahip ve kafası da bu puanlamayla denk kızlara bakıyor, bu kızlar aradaki puan farkı bariz fazla olduğu için erkeklerini kendini 8/10luk gören kadın kadar test etmiyor, sınamıyor, daraltmıyorlar.

 

Yani adam – kendisi için önemsiz şeylerin bedelini ödemiş gibi oluyor.

 

Hiç kullanmadığın kasko hakları için ekstra prim ödemek gibi bir şey.

 

Kadının okuduğu okul, kariyeri, bilgisi vs vs bunlar erkek için o dırdırı, o testleri, o stresi meşru kılacak faydalar değil.

Adamın sikinde değil zira.

 

“zeki kadın sevmeyen” adam işte tam da bu dinamiğin farkına varan adamdır.

 

Bu adam ya gider hakikaten erkek değerlendirmesine göre 8/10luk bir kadın bulur, en azindan çektiği ekstra dirdirin testin hakkini veren bir eşi olur,

Ya da gider daha az test yapan, daha az stres yaratacak başka bir 6/10luk kız bulur. Iki şekilde de daha karlı çıkar.

 

Kendini yaptığı kariyer, gittiği gezi, okudugu kitap vs gibi şeylerle 1-2 puan yüksek puanlayan kız da feminist olur, “erkekler akıllı kadınlarla baş edemiyor” diye söylenir.

 

Edit : şarkı şu : https://www.youtube.com/watch?v=xssekyaf-8q