Eşitlikçilik – Fırsat ve netice eşitliği

Bana en sık yöneltilen suçlama ayrımcı, cinsiyetçi ve şovenist olduğum. Eşitlik nedir bilmediğim.

Bense kendimi tam bir eşitlikçi olarak görüyorum.

Muhtemelen suçlamaların sebebi benim perspektifimden “eşitlik” ve karşı tarafın perspektifinden “eşitlik” arasındaki farklar.

Benim bakış açımdan eşitliğin iki önemli gereği var:

1-Fırsat eşitliği

2-Meritokrasi.

Toplumun tüm bireylerinin, dil din ırk cinsiyet cinsel eğilim vs gözetilmeksizin eşit temel fırsatlara erişimi olması sağlanmalıdır. Tüm bireylerin mutluluğu diledikleri gibi gerçekleştirme/bulma/yaratma özgürlüğü esastır. Devlet, bunu garanti etmeli, düzenlemeli ve adilane toplanan vergilerle bunu gerçekleştirmelidir.

Ancak solculuğum oraya kadar. Zira bu noktadan sonra meritokrasi devreye giriyor.

Hatta, fırsat eşitliğinden daha da önemlisi benim için meritokrasi.

Başarı, bir “olay”dır. Arkasında yatan süreç insanlar için genellikle önemsizdir.

Kimse milyonlarca satan şarkıcının yıllar süren müzik çalışmalarını, provalarını, sahnede iyi görünmek için yaptığı bitmeyen diyetleri, dans derslerini, finansal endişeleri, yükümlü olduğu sözleşme şartlarını umursamaz. Umursadıkları şey sahneye çıkan, radyoya çıkan “son ürün”dür.

Başarılı olan, geçmişinden bağımsız düşünülemez, ama neticede insanlığın geri kalanı için değer olan şey o başarıdır. Ne kadar şanslı ya da şanssız bir başlangıç yaptığı değil.

Başarıyı realize etmiş birey, kadın-erkek-cüce-dev-zenci-kızılderili vs kim olursa olsun takdir görür. Bu doğal bir insan tepkisidir.

Beni ayrımcılık-cinsiyetçilik vs ile suçlayanların “eşitlik”ten anladıkları şey çoğu zaman “netice eşitliği”dir.

Yani arkada yatan süreç ne olursa olsun, neticede hiyerarşik düzenin o yer ve zamandaki siyasi-sosyal görüşe göre müdahale ile değiştirilmesidir.

Yarışmayı kazanamayan çocuklara “katılım sertifikası”,

Erkekler kadar uzun saatler çalışmayan kadınlara “pozitif ayrımcılık terfisi”

Beyazlar kadar kalifiye olmayan azınlıklara “azınlık pozitif ayrımcılığı” vs.

Bunun, fırsat eşitliği olmadığı için gerekli olduğunu savunan komünist-sol düşünce ve feminizm “netice eşitliği”nin fırsat eşitliğinde yapılması gereken değişiklikleri geciktirdiğini nedense görmezden geliyor.

Bunun gerçek dünyadaki yansımasından bir örnek – dünyanın en feminize ülkesi Amerika’nın ordusundan geliyor – Özel kuvvetler.

Amerikan ordusu geçtiğimiz senelerde sadece erkeklerin girebildiği özel kuvvetler (Marine Corps – tam karşılığı nedir bilemiyorum) birimine kadınların da girmesine olanak tanıdı. Fırsat eşitliği. Çok güzel. Buraya kadar problem yok, olumlu gelişme.

Gel gelelim yıllardır erkekler için uygulanan standartlardaki giriş sınavlarından tek bir kadın bile mezun olamayınca Amerikan ordusu yapması gereken meritokrasiye yaslanma yerine “netice eşitliği” sağlamak için giriş sınavlarındaki zorluk derecesini düşürmeyi tartıştı.

Sonra da standartları düşürmeye karar verdiler. O zaman bile kadınların çoğu 3 barfiks testini geçemedi. Kaynak

Bu eşitlik sağlamaz. Bu pratiği genele yayar, duygular incinmesin, kimse dışlanmış hissetmesin diye herkese “aferin, al bakalım kupanı” dersek insanlık geriye gider.

Kıçını kaldırıp, karşısındakinin genetiğine, kültürüne, parasına bakmadan rekabet edip üstte çıkan benim gözümde değerlidir, takdiri haketmektedir ve yeri gelince emir alabileceğim, tavsiyesini alabileceğim birisidir. Kadın-erkek-cüce-dev olması farketmez.

Hayatta tavsiyelerine en çok uymaya çalıştığım adamlardan birisi Roma imparatoru, bir diğeri Roma’da köleydi. Her ikisi de altın madeni gibi tavsiyeler bıraktılar 2000 sene sonrasına.

Öte yandan – kadın ve erkeğin temelde farklı işleyişleri olduğunu düşünüyorum. Bu beni cinsiyetçi yapıyorsa, evet cinsiyetçiyim. Ama gözlemlerim ve deneyimlerim, erkek ve kadının “tesisat farklılıkları haricinde tamamen aynı” olduğuna ikna edemiyor. Bence bu kötü bir şey değil, zira bugün insanların ikili ilişkilerinde yaşadıkları bir çok mutsuzluğun sebebi karşısındakini kendisi gibi zannetmesi. Kadınlar erkekleri kadın gibi düşünmeye zorluyor, erkekler kadınların niye kendileri gibi düşünmediklerine şaşırıp kimseyi memnun edememe hissiyatına kapılıyor. Halbuki herkes karşı cinsin çok başka beklentileri istekleri ve motivleri olduğunu idrak edip ona göre davransa herkes daha mutlu olacak.

İlgili postlar :