Evlenilecek kadında aranacak özellikler

Hello evribadi.

 

Bu akşam size evlenilecek kadında aramanız gereken en önemli özelliklerden bahsedicem.

 

Sosyal inşalar – yani kadının akademik , sosyal başarısı, kültürü, ailesinin parası, tanıdığı insanlar vs çoğu zaman erkek için büyük mesele değildir.

 

Bunları dert eden erkeğin daha büyük bir problemi vardır – o da hayatını başkalarının onayına göre şekillendiriyor olma ihtimalinin yüksekliğidir. Bir erkek bir kadını begendiği halde, sosyal inşaları kafasına takıyorsa kendine sorması gereken “benim yaptığım seçimlerde kimlerin onayını arıyorum, kimlerin beni yargılamasından endişe ediyorum” sorusunu kendisine sormalıdır.

 

Bu konuyu netleştirmemiş erkeğin bırak aile kurmasını (baba olmasını) evlenerek tek bir kadına bağlılık yemini etmesini bile saçma ve riskli buluyorum. “acaba oksijen tüpü lazım mı” diye sormadan evereste tırmanmaya karar vermek gibi.

Daha kendi kendine karar bile veremiyorsun, aileye nasıl bakacak, ailenin iyiliği için karar verebileceksin? Önce git kendini realize et, kendi kriterlerini oluştur ve sadece kendine hesap ver; sonra başka insanların ve cocukların sorumluluğunu almayi düşünürsün.

Neyse..

 

Evlenmeyi düşündüğünüz kadında aranacak özellik şudur – alfa dul olup olmaması.

 

Bu ne demektir?

 

Kadınlar orgazm oldukları zaman oksitosin ismindeki hormonu salgılarlar. Bu hormon “aşık etme” hormonu olarak bilinse de magazin basınında, esas olayı “pair bonding” yani türkçesiyle “eşe bağlanma” görevi görür. Doğanın kadının hamile kaldıktan sonra erkekten uzaklaşmasını engellemeye çalışmasıdır bir nevi.

 

Aynı hormon hamilelikte vs de salgılanır ve kadının çocuğuna karşı koşulsuz bir sevgiyle bağlanmasını sağlar.

 

Oksitosinin salgılanması orgazmın şiddetiyle de ilgilidir. Bazı eşlerle atıyorum 5 birim salgılanan hormon, başka eşlerle 10 birim salgılanabilir. Tüm kadınların daha “iyi” seks yaptığı, “şiddetli” orgazma ulaştığı eşleri/sevgilileri olmuştur. Işte o sevgilinin diğerlerine nazaran zor unutulmasının sebeplerinden birisi oksitosin seviyesidir.

 

Orgazm şiddeti ve oksitosin seviyesini ne belirliyor peki ? Kadınlar için bir çok şey. Erkeğin ne kadar fit oldugundan tutun sosyal ortamlarda kendini ifade edişine kadar bir sürü madde var. Çoğu vücut diliyle alakalı. Onu da başka gün anlatırım.

 

Evlenilecek kadına geri dönersek – bir kadının ne kadar çok partneri olmuşsa, oksitosin seviyesini yüksek salgılatmış bir eşle birlikte olma ihtimali o kadar yüksektir. Bir kadın oksitosin seviyesini yükseklere çıkartabilecek tek bir erkekle birlikte olmuş olsa bile, o erkek o kadına çok kötü davranmış üzmüş olsa bile, evlendiği adam yatakta kötü olmasa, fit olsa, başarılı olsa ve kadına iyi davransa bile – özetle kağıt üzerinde her şey mükemmel olsa bile – kadın eşini sürekli diğer sevgilisiyle kıyaslayacak, eşine/sevgilisine gerçek bir arzu duymayacaktır. Bu arzu duymama halinden bazen utanır, bazen normal bulur ama rasyonalize eder her türlü. Bazen “yoğun çalışıyorum” der, bazen “başım agrıyor” der, bazen “yaşlandık artık, eskisi gibi genç değiliz” der vs.

Demek ki – mümkün mertebe partner sayısı az bir kadın seçilmesi gerekiyor öncelikle. Bu tamamen istatistiki riski azaltmaya yönelik. Namus vs gibi şeyler değil yani kriterimiz .

 

Ha belki eskiler bu durumu tam anlamadıkları halde gözlemle “namuslu” kadının daha iyi eş olduğunu falan farkettiler namus diye bi kavram icat ettiler bilemem.

 

Neyse, ne kadar az partner, oksitosin seviyesini eşinden daha fazla yükseltmiş bir erkekle birlikte olma riski o kadar az.

 

Basit bir benzetme yapayım.

 

Erkek şahin arabaya binmez diyelim, ama opel’e biner, mercedes’e biner, binebiliyorsa ferrariye de biner, ama ferrariye bindikten sonra atıyorum passat’a binince “amına koyayım bu arabanın… Ferrari gibisi yok” diye sürekli söylenmez. Biner gene yani o arabaya. Ferrari alamıyorsa atıyorum golf alabiliyorsa çok dert etmez. “he iyiydi ya… Ama benim araba da fena değil” der genelde.

 

Kadın bir kere ferrariye bindiyse, porsche de gelse mutsuz olacaktır. Bunu kendine bile itiraf etmeyebilir bazen, ama hissiyat bu.

 

Ikinci kriter.

 

Kadının bugüne kadarki “en iyi erkeği” olduğunuzdan emin olma. Özetle üstte tarif ettiğim oksitosin seviyesini maksimize etmiş erkeğin bizzat sizin olmanız. Eşinizin o güne kadarki en iyi erkeği sizseniz, eşiniz sizi diğer partnerleriyle kıyasladığında açık ara öndeyseniz, o ilişkide çok sıkıntı yaşamazsınız (bkz: hipergami)

Ama kadının hayatında sizden daha iyi bir erkek olmuşsa, kadın da kendi değerini otomatikman o seviyede görecektir.

 

Şöyle ki…

 

Erkekler belli kriterleri karşılayan tüm kadınlarla birlikte olabilirler.

 

Amerikan başkanı bill clinton stajyer monica lewinsky’le birlikte oldu mesela. Adam amerikan başkanı olm. Tek düğmeyle dünyayı havaya uçurabilecek güce sahip. 10/10 erkek.

 

Şimdi diyelim monica lewinsky 6/10 olsun (şişkoydu kabul edelim)

Kız amerikan başkanıyla birlikte olduğu için kendini otomatikman 9/10 olarak görmeye başlar. Sanal bir “değer yüksekliği” oluşur yani kafasında.

 

Benzer şekilde başarılı, yakışıklı, fit, zengin, ilginç vs erkeklerle birlikte olmuş, ama bu erkeklerin bağlılığını sağlayamamış kadın kendini gerçekte olduğu 6/10 seviyesinde değil atıyorum 8/10 görecektir.

 

Evlendiği adam objektif olarak 7/10 ise , aslında kadından her alanda bir tık daha iyi ise bile kadının kafasındaki bu bozuk realite o ilişkide problemlere yol açacaktır. Niye? Çünkü hipergami tatmin edilmiyor.

Demek ki ikinci kriterimiz neymiş?

 

Kadının hayatında sizin değerinizden daha yüksek bir sevgili olmamış olduğundan emin olmanız. Eğer siz passat ya da porsche iseniz, daha önce ferrariye binmediğinden emin olmanız lazım.

 

“ben eskiden olduğum kadın değilim, gençliğimde deneysel takılıyordum, kendimi arıyordum…” vs tarzı şeylere inanmayın. Kadın buna kendi de inanıyor tüm samimiyetiyle herhangi bir hainlik olmadan söylüyor olabilir, gel gelelim realite aynı. Kadın sizi o elinden kaçırdığı erkeklerle kıyaslayacak.

 

Işin kötüsü de şu – insanlar geçmişi hatırlarken kendilerini kötü hissettiren şeyleri unutmaya meyillidir. Bu da eski sevgililerin gerçekte olduklarından daha bile iyi hatıralar haline gelmesine sebep olur. “larger than life” bir durum vardır yani.

 

Malesef bu tarif ettiğim kadın tipini değiştirmeye çalışmak manasızdır. Bu tarife uyduğunu düşündüğünüz kadınlardan uzaklaşmak yapılabilecek yegane mantıklı eylemdir erkek için. Dünyada 7 milyar insan var. Evlenilebilecek çok kadın var yani. Dünyadaki kısıtlı vaktinizi bozuk bir arabayı yürütmeye çalışarak harcamayın.

 

Şimdi bu yazdıklarımı kadınların çoğu içgüdüsel olarak biliyor. Oturup yazmamış, konuşmamış ya da düşünmemiş de olsalar, feminizmden beyni sulanmamış kadınlar bu yazdıklarımın doğru olduğunu biliyorlar.

 

Bunu erkeklerin öğrenmesi ise hiç işlerine gelmez. Zira bu kriterleri erkekler bilirse üstte tarif ettiğim kriterlerdeki kadınlar şuursuz bir erkek bile olsa koca bulamayacaklar, 10 yıllık bir eglence döneminden sonra kedileriyle yalnız kalacaklar.

 

Bir çok kadın için hayat 16-30 yaşları arasında “easy mode”da oyun oynamak gibi. 30undan sonra zor level’lara geliyorlar ve daha önceki level’larda gerekli görevleri yapmadıkları için yetenekleri yeterli gelmeyebiliyor, vasat bir oyun çıkarıyorlar.

 

Erkekler içinse hayat rpg oyunu gibi. Oyuna zayıf ve ezik başlayıp (ergen) kadınların “easy mode” oynadığı süre zarfında karakteri geliştirip level alıyorlar. İtem alıyorlar. Kadın için oyun “hard mode“a döndüğü noktada erkek zaten level 60 hale geliyor.

inventory‘de itemlar var, level’i var hayatla daha kolay başa çikiyor.

 

Biraz dağınık anlattım idare edin. Bu akşam bi şişe yamazaki açtım. Yarın düzeltirim saçmaladığım yerleri.