Kırmızı Hap karşıtı nefret ve saldırılar

Naber gençler.

Zaman zaman hortlayan bir Kırmızı Hap düşmanlığını özellikle Ekşi’deki Red Pill başlığında görebiliyoruz. İtiraf etmem gerekir ki, tartışmayı (kah okuyan ama yazmayan okuyuculara dengeli bir resim çizmek, kah klasik ben daha uzağa işerim lan rekabetçiliği yüzünden) gereksiz yere uzattığım oluyor.

Elbette bu saldırıları “yaşlı şişman 22 kedi besleyen feminazi” ya da “kızların ilgisini çekmeye çalışan, virtue signalling yapan meriç” diye sallamamak mümkün. Ancak bu tam da onların “31ci ergenler, kadın düşmanların işte” diyerek Kırmızı Hap taraftarlarını sınıflandırmalarıyla aynı şey olur.

Bu tür saldırılar daha önce başka forumlarda (Sosuave, Reddit) defalarca yaşandı. Sebepleri de uzun uzun tartışıldı. Çoğunlukla bu saldırı sebepleri bir kaç ana başlık altına düşecek şekilde sınıflandırılabilir.

1-Kadınların avantajlarını ifşa ederek kurban statüsünü bozuyor- sorumluluk yüklüyor

Kadının fiziksel olarak narin yapısı, toplumsal olarak güçlü olan yapısını maskeleyen bir avantaj haline gelmiş durumda. En şanssız kadın bireylerin yaşadığı haksızlıklar, toplu olarak erkekler üzerinde bir suçluluk duygusu yaratma ve eşitlik ilkesini bozan bir ayrımcılık yaratmakta kullanılıyor. Kocası tarafından şiddete uğrayan kadının dramı, ailesinden her türlü desteği görmüş, y.dışında okuyup İstanbul Maslak’ta kadın erkek oranının 50% olduğu, insan kaynakları departmanının 90% kadın olduğu bir şirkette çalışan kadına avantaj olarak yansıtılıyor. Halbuki erkek plaza patronlarının erkek olmasının geri kalan erkeğe bir avantajı olmadığı gibi, az sayıdaki erkeğin yaptığının sorumluluğu tüm erkeklere yükleniyor.

Ya da kadınların otomatikman masum, erkeğin otomatikman suçlu olduğu, “arızalı kadın” olarak görüldüğü bir kültürün varlığının ifşasını ele alalım. Feminizmin daha çok kabul gördüğü ve siyasi kararlara etkili olduğu ülkelerde küçük çocukların kendini daha ergenliğe girmeden “arızalı kız cocugu” gördüğünü, erkek olmaktan bir nevi utandıklarından bahsetmiştim.

Bir diğer örnek yine y.dışındaki tecavüz kültürü tartışması. Taciz postunda kısaca bahsetmiştim – gece alkol alıp birlikte olduğu erkek ile olan ilişkisinden pişman olan kız için önerilen çözüm “sen de karar verme yeteneğini sekteye uğratacak ortamlara kendini sokma” yerine “tecavüz etti, resmi makamlara şikayet et” oluyor. 

Bu tam olarak şuna benziyor – alkollü araç kullanıp kaza yapan sürücüye “alkol almak senin kararındı, sonrasında karar verme yeteneklerinin bozulması da senin suçun” diyerek alkollü araç kullanmaktan cezalandırmak yerine “alkol almış olman o yayanın yola çıkmasını ve senin frene basamamış olmanı senin problemin yapmaz, suç yayada” demek gibi.

Kırmızı Hap çatısı altına düşen gözlemler bu ve bunun gibi daha nice genel kabul görmeyen, reddedilen durumu en açık çıplaklığıyla ortaya koyduğu, bundan faydalanan gruba “kraliçe çıplak” dediği için sevilmiyor.

 

 

2-Kırmızı Hap, egonuzu incitecek acı gerçekleri ortaya koyuyor. 

Hiç bir kadının, bir erkeği annesinin sevdiği gibi sevemeyeceğini, ikili ilişkilerde kadının lehine ve aleyhine olan şartlarda ağırlık aleyhe doğru kayarsa ilişkinin biteceğini, hipergamiyi, “kendin gibi ol” öğüdünün niye saçmalık olduğunu, insanların birbirini nasıl değerlendirdiklerini, nasıl test ettiklerini, karşısındakinin değerine ve çekiciliğine nasıl karar verdiğini Disney masalları yerine somut gerçeklerle anlattığı, bu gerçekler de en başta kadının masum lekesiz imajını zedlediği, sonra da erkeklere yüklediği sorumluluklar sebebiyle hayallerini yıktığı için Kırmızı Hap fikirleri sevilmiyor.

Bu hayatı boyunca namaz kılmış bir müslümana “cennet yok, kötülük yapanlar da cehennemde yanmayacaklar, yaptığın iyiliklerin bir karşılığını almadığın gibi, allaha havale ettiğin kötülüklerin durması için kıçını kaldırman lazım” demek gibi. Dileyen bir müslümana bu cümleyi söyleyerek bir anda nasıl femi-meriç’le aynı silahları kuşandığını test edebilir.

 

3-Kırmızı Hap, ezik olarak kabul edilmiş erkeklerin hayatlarını yoluna koyarak yarışta öne geçmesini sağlıyor.

Bunun iki önemli bacağı var.

A)Kendilerinden aşağı gördükleri erkeklerin, kendileri gibi dota 2’cilik, bitmeyen futbol muhabbeti, porno, goygoy vs ile vakit harcamayıp 1-2 senede kendilerinden daha fit, daha iyi sosyal çevreye sahip, daha çok para kazanan bireylere dönüştüğünü görünce bir çok erkek kendi vasatlığını hatırlayarak kendi vasatlığı ve karşısındakinin yükselen statüsünü disiplinli çalışma harici şeylerle açıklamak ve karşısındakini X-Y-Z ile yaftalamak için her şeyi yapıyor. Amaç tıpkı cinsel değeri düşen kadınların, çekici genç kadınları “koca memeli beyinsiz” diyerek ezerek saha şartlarını eşitlemeye çalışması. Artık işe yaramayan avantajlarını gören erkek karşısındakinin statüsünü eski alt seviyeye indirebilmek için “dünün pazarcısı bugün playboy” gibi şeyler söylüyor.

Evet, dünün pazarcısı bugün seni geçti. Para olarak da statü olarak da seni eziyor. Bunun suçlusu kıçını kaldırıp kendini yükselten pazarcı değil, götünün üstüne oturup Dota oynayan sensin. Seni uyaranlara saldıracağına kafayı kullansaydın pazarcı playboya bakıp kendini kötü hissetmek zorunda kalmazdın.

Bu erkeklerin kendini iyi hissetmek için bariz bir şekilde kendilerinden statü olarak iyi olan karşı tarafı yalanlama, rezil etme ve karalamaya ihtiyacı var. Kadın düşmanı ve homofobik olarak suçlamaya ihtiyacı var. Karşı çıktıları şeyin neticelerinin bariz bir şekilde iyi olmasını yalanlamaya, yok saymaya ihtiyaçları var. Tıpkı Ateist düşüncenin hakim olduğu yerlerin gelişmiş ve huzurlu, İslam düşüncesinin hakim olduğu yerlerin ilkel ve vahşi kaldığını türlü masallarla (amariganın oyunu bunnar) açıklamaya çalışan yobaz gibi. Yatırım yapmış olduğu şeyin yalan olduğunu kabullenmek her babayiğidin harcı değil.

 

B) Genetik olarak doğuştan avantajlı ve arzulanan bireylerler ve sonradan kendini geliştiren – esasen ezik olan bireyler arasındaki farkı ayıramama korkusu.

Kadınların hipergamik yapısı kendi çekiciliğinin müsade ettiği ölçüde en üst statülü erkeği kendine bağlamayı hedefler. Doğuştan gelen avantajları sayesinde başarılı olmuş “erkek olmakta doğuştan iyi” erkek modeli bu hipergamik eğilimin aradığı şeydir.

KH’a karşı çıkan kadınların yanıldıkları nokta şurası – sanıyorlar ki “doğuştan alfa var, doğuştan beta var, bunlardan doğuştan alfa arzulanır, doğuştan betalar da ancak işe yararlıkları ölçüsünde tolere edilir. Alfa taklidi yapan betalar da tiksinti kaynağıdır. ”

Nasıl “yeni zengin” diye bir tarif varsa, parayı yeni bulduğu için “varlıklı taklidi yapıyor, biz onun pazarcılığını biliriz” saldırısı yapılıyorsa, hayatını düzene koyarak eziklikten kurtulan erkeğe de “taklitçi-sahte” muamelesi yapılıyor.

Bu görüş 2 önemli noktanın yanlış anlaşılmasından kaynaklı.

Biyolojik olarak “alfa” denilebilecek erkekler Dark Triad adı verilen narsisisizm, sosyopati ve Makyavellizm üçlüsünde yüksek eğilim gösteren erkeklerdir. Bu erkeklerin büyük bölümü kanunla başı belaya girdiği için hapistedir. Küçük ve topluma daha iyi adapte olabilmiş bölümü ise yüksek mevkilere (devlet başkanı, CEO vs) gelmiş bireylerdir.

İkincisi, erkeklerin doğası zaten “erkek olmakta iyi olmak” üzere evrimleşmiş durumdadır. Bunu da küçük erkek çocukları gözlemleyen herkes görebilir. 5-6 yaşlarına kadar erkek çocuklar zaten sizin bugün “alfa” olarak yanlışlıkla tanımladığınız hareketleri doğal olarak yaparlar. Rekabet ederler, istediklerini almak için çabalarlar, başkasının ayağına basmaktan çekinmez, kızlara prenses muamelesi yapmazlar.

Ancak erkekleri ezikleştiren şey Ataerkil sistemin bu güdüleri kontrol altına alarak grubun yaşam şansını artırma çabaları neticesinde ortaya çıkmış sosyal inşalardır. Doğal olarak erkeksi içgüdüler sahip erkekleri sürekli baskılayarak, erkek çocuklara fedakarlık etmeleri, agresifliklerini törpülemeleri, kadınlara kendi hayatlarından daha fazla değer vermeleri, ait oldukları sosyal sınıfa ve gruba kendi hayatlarından daha fazla değer vermeleri, üretme ve değer gösterme yükümlülüğü ve karşılığını istemenin ayıp olduğu, eziklik olduğu telkin ediliyor.

Yani çocukluktan itibaren erkeklere bir “betalaştırma” uygulanıyor.

Yani sizin ofiste herkesin şakalarına güldüğü başarılı ve fit adam alfa ya da dark triad değil. Sadece çocukken “ezik” diye sınıflandırabileceğimiz erkeklere göre sosyalleştirmesi daha iyi daha bilinçli yapılmıştır. Ailesi, onun diğer erkekler arasında ezik bir piyon olarak değil, öne çıkacak bir birey olması için gerekli araçları ve mentaliteyi sağlamıştır.

 

KH’ın yaptığı şey de – normalde bu dengeyi kurması gereken ailenin – özellikle de daha yaşlı erkeklerin – yapması gerekeni yapmak. Erkeklerin hatalı sosyalleşmesini düzeltmek, Ataerkil yapı ve son 50 yıldır feminist ideolojinin iyice sikip attığı erkek rolü ile bireyin kendi mutluluğu arasındaki dengeyi, bireyin kendi mutluluğunun lehinde kurmaya çalışmaktır.

Burada amaç herhangi bir grubu ezerek haklarını gasp etmek, haksız avantaj sağlamak değil. Kötü bir şekilde sosyalleşmiş ve beklentileri bozuk olan erkeklere ve kadınlara gerçekçi bir resim çizmek, hayatın kaçınılmaz kurallarını ortaya koymak ve kendini doğru bir şekilde adapte edebilmesi için bir çerçeve yaratmaktır. Burada bahsedilen araçlar, çerçeveler çekiç gibidir. Kafa da patlatabilirsin gidip inşaat da yapabilirsin. Bu araçlarla ne yapılacağı bireyin kendi ahlaki seçimidir. KH “şunu yap bunu yap” demez. Tıpkı yer çekimi teorisinin “yüksek bir yerden bıraktığın nesne dünyaya doğru çekilir – yere düşer” demesi gibi amacı sosyal dinamikleri açıklamaktır. Sen yüksek bir yerden bıraktığın taşı birinin kafasına denk gelecek şekilde bıraktın diye yer çekimi nasıl sorumlu tutulamaz ise KH da bu gerçekleri kendine haksız avantaj sağlayacak bireylerin yaptıklarından sorumlu tutulamaz.

4-Yazılı iletişimin sosyal dinamiklerin en önemli bileşenlerini devre dışı bırakması

Gerçek hayatta KH ile ilgili konulardan bahsederken bugüne kadar kimseden, tek bir kişiden bile yazılı ortamda aldığım seviyede bir düşmanca cevap almadığım gibi çoğunlukla onaylamayla karşılaştım. Bunun sebebi açık – insanlar fikir ve yorumların kaynağına göre kendi algılarını değiştiriyorlar. Benim yazılı olarak ilettiğim mesaj ile konuşarak, vücut dili ve ses tonu, dış görünüşüm ve diğer sosyal sinyallerim ile ilettiğim mesaj birebir aynı olsa bile aldığım tepkiler arasındaki uçurum bunun kesin ispatı.

Bu özellikle kadın okuyucular için geçerli. Zira kadınlar sözlü olmayan sosyal sinyalleri yakalamada erkeklere nazaran kat kat daha iyiler. Erkekler mesaj ve mesajın kaynağını birbirinden izole etmeye daha meyilliler o yüzden yazılı mesaj ve sözlü-birebir mesaj arasındaki fark erkekler için daha az, ama özellikle kadınlarla iletişimde gözlemlediğim şey mesajın kimden geldiğinin daha önemli yönünde. Benim söylediklerimi birebir söyleyen ama aynı sosyal sinyalleri veremeyen bir erkek tahmin ediyorum ki daha çok tepkiyle karşılacaktır.