Feminizm

Kadınların gerçek düşmanıdır.

Feminizm malesef 1900lerin ilk 50 yılındaki haklı mücadelesinden sonra yolunu kaybetti.

Bugün feminizmi eleştirmek islamı eleştirmek gibi bir şey. Islamda pedofilinin kabul edilmiş olduğunu söyleyip eleştirince anında nasıl islamofobik, faşist, islamı bilmeden anlamadan saldırıyor yaftası yiyorsak, feminizmi eleştirince de anında kadın düşmanı, feminizmi bilmiyor, cahil yaftası yiyorsunuz.

Çünkü “nasıl olur da eldeki verilere bakarak başka bir sonuca varabilirler? Ben aklı başında, sosyal olarak iyi bir durumdaki bir insan olarak bu sonuca vardıysam, aynı sonuca varmayan herkes ya gerizekalıdır, ya eğitimsizdir ya da manyaktır özellikle yapıyordur” zinciri oluşuyor.

Herhangi bir şeyi yeterince tanırsanız ondaki aksaklıkları rahatlıkla görürsünüz.

Akademyayı yakından tanıdığınız zaman bilim adamları, hocalar arasındaki psikolojik şiddeti yüksek rekabeti, kurumsal hayatı yakından tanıdğınız zaman mobbing’i, başkasına para kazandırma baskısını, sporcuları yakından tanıdığınızda bireyi yıkıcı rekabeti, illegal ilaç kullanımını vs görürsünüz.

Bazen bu aksaksıkları görmek için çok çok yakından bakmanız da gerekmez.
Islamdaki problemleri görmek için Turan Dursun seviyesinde bilmeye gerek yoktur.

Dışarıdan bakan, bilgisi tesadüfi olanlar için üstte saydığım alanlar “oh ne ala, 3 ay yatıyor hocalar, iki makale yazıyor hop cepte mayış” ya da “negzel klimalı ofislerde çalışıyolar işte..” ya da “olm adam madalya aldı, ne sponsorluklar ne devlet ikramiyeleri vs” şeklinde değerlendirilecektir.

Feminizm de aynı durumdan elbette muzdarip. Dışarıdan bakınca şahane. Yakından bakınca hmmm…

Feminizm bazı çok temel insan deneyimlerini yok sayarak, ayıplayarak ve dışlayarak, mücadelesi türlü bezdirme ve utandırma taktikleriyle yürütülen bir güç mücadelesine dönüştü. Bir hak arama mücadelesi olmaktan çoktan çıktı.

Eşitlik istiyoruz derken eşitlikçilik oluşturmaya çalışıyor.

Feminizm kadınları daha mutlu etmedi.

Bunu sadece az sayıda bir erkek söylemiyor üstelik. Bizzat kadınlardan geliyor bu eleştiri.

Https://medium.com/…s/the-end-of-women-9796d97f741a

alıntı yapıyorum zira şahane yazmış (tamamının çevirisi değil – yazarın amerikalı olduğunu feminizmin türkiye’dekinden çok daha ileri seviyede olduğunu unutmayalım) :


— spoiler —
anlatmaya çalıştığım şey şu – toplum ve kanunlar şu anda gerçek doğamıza ters düşüyorlar. Biz kadınlar olarak istenmek ve ‘kovalanmak’ istiyoruz. Aynı zamanda korunmak da istiyoruz.

Feminizm yüzünden bunların hiç birisi olamıyor.

Modern feminizm erkek-kadın rollerini tersine çevirerek tüm kuralları belirleme, kültürü belirleme ve çevreyi hem politik hem de cinsel açıdan kontrol altına almaya çalışıyor.

Kadınlar “güçlü ve özgür” olmak adına sevgi dolu ve şefkatli erkeklerin korumasını reddediyor ve onlar yerine hukuk sistemi ve devlete yaslanıyor. Baskınlık, güç, kudret ve liderliği saldırgan tavırlar olarak tanımlayarak maskülenliği şeytanlaştırıyor.

Kadınların davranışlarının sorumluluğunu o anda almak yerine, (feminizmin geliştirdiği) kaynakları kullanarak skor eşitlemelerini öğütleyen veya devlet ve hukuğu kendi isteklerini gerçekleştirip korunma sağlamak için birer kabadayı olarak kullanmayı öneren bir düşünce ortaya çıktı.

Ancak bu koruyucuların (sosyal inşa ve kurumlar) kağıt kadar ince olduğunu görüyoruz zira kadınlar olarak bugün istediğimiz her şeye sahipken bugüne kadar olmadığımız kadar kaygılı, depresif, zihinsel hastalıklardan muzdarip, tatminsiz ve mutsuzuz.

Doğamız ve toplum birbirine zıt çünkü erkekler, kadınları memnun etmek uğruna kadınların kuralları koymasına müsade ettiler ve bu geri tepti.

Muhtemelen bu yüzden laf yiyeceğim ama kadınların ne istediğini bilmediğine dair söylenenler büyük ölçüde doğru. Bir şey istediğimizi söyleriz , o şeyin nasıl olduğuna dair bir fikrimiz vardır o yüzden de o şeyi istediğimizi sanırız, ama o şeyi elde edince mutsuz oluruz.

Yönetimde olmak istediğimizi düşünürüz çünkü dışarıdan bakınca şahanedir, liderlik eden ve her şeyi kontrol eden birini görünce bizi heyecanlandırır ama bir çoğumuz o pozisyonda kendimizi bulunca da endişeleniyor ve o gücü doğru dürüst idare edemiyoruz. Bunu sürekli görüyoruz. Bunu söylerken tüm kadınların eksik ve zayıf olduğunu, hiç bir kadının liderlik edemeyeceğini söylemiyorum. …

Eğer kadınların gerçek güçleri ve yeteneklerine değer verir, erkeklerle rekabete zorlamazsak hepimiz daha mutlu ve tatmin oluruz. Daha az kaygılı oluruz. Karşı cinsin doğasıyla tamamlayıcı oluruz.

Bu yüzden feministleri gerçek kadın düşmanları olarak görüyorum. Feminen özellikleri, kadınsı güçleri reddedip itibarını zedeleyenler onlar.

Bir erkek gibi başarılı olan kadını alkışlayıp bir kadın gibi başarılı olan kadını rezil eden ve aşağılayan onlar.

Kadınların rastgele seksi, agresif rekabeti benimsemesini, güzellik, alımlılık ve geleneksel ilişkileri reddetmesini onlar isityor.

Kadınsı taraflarını yaşamak isteyen, bir erkeğin sevgisiyle huzur bulan, o erkeği memnun edip kendini ona adamak isteyen; saldırganlık ve korkutma yerine kadınsı çekiciliğini kullanan kadınlara onlar hakaret ediyor, onlar küçültüyor.

— spoiler —

sorumlusu olmadığınız şeyler için suçlandığınız bir ortamda kendinizi bulduğunuzda, hayatınızda hiç bir kadına el kaldırmamış, ayağına çelme takmamış, profesyonel hayatta mobbing vs yapmamış, hatta -zor biliyorum ama- trafikte çemkirmemiş olsanız bile, gayet normal, ahlaklı ve üretken olduğunu düşündüğünüz hayatınıza karşı “tüm erkekler kadınların mutsuzluğunun sebebidir” gibi şemsiye bir suçlamayla karşılaştığınız ve kurumların da bu perspektifi benimseyip size karşı tavır aldığını gördüğünüz zaman bir erkek olarak yapabileceğiniz şeyler sınırlı.

1-ya o nefret edilen sosyal gruptan (ayrıcalıklı ataerkil erkekler) kendinizi soyutlar ve başka bir sosyal gruba geçersiniz (social justice warrior-sosyal adalet savaşçısı),
2-ya da direnir, kendi grubunuzu güçlendirmeye ve farkındalık yaratmaya çalışırsınız. Tahmin edin ben hangi gruba yakınım.

SJW ve bugün MGTOW, Red Pill , Mens Rights gibi birbirine karşıt görünen akımlar aslında aynı sebepten dolayı ortaya çıkan şeyler.

Sjw ve feminizmin bir çok temel doğal gerçeği reddetmeye çalışarak, yanlış grubu nazi gibi göstererek sorunlardan sorumlu tutmaya çalışması elbette bir yerde patlayacak.
Erkeklerin tümüne “2. Dünya savaşı sonrası alman suçluluk duygusu” yerleştirme, erkek cocuklarını “arızalı kız cocugu” olarak görme çabaları elbette geri tepecek.