Kadınların bilimde sanatta geri olmasının sebebi

Sebebi gayet basit.

 

Kadınlar sosyal alanlarda (bilim sanat spor her şeyi kapsayan şey) gerçekten çok iyi olmama seçeneğine sahipler. Kadın oldukları için zaten otomatikman bir değerleri var. Kadın olarak değerleri, kariyer değerlerine bağımlı değil.

 

Eğer erkeklerin gözünde kadınların kariyerinin bir değeri olsaydı, playboy dergilerinde koca memeli genç kızlar değil, gözlüklü yaşlı profesör kadınların ders anlatırken resimlerini görürdük.

 

Öte yandan erkeğin dış görünüşü, değerini tartmak için kullanılan donelerden sadece bir tanesi, ve çok da önemli olmayan bir tanesi. Bir erkeğin statüsü, sosyal ortamları domine etme başarısı, kariyeri, zekası ve son olarak da fiziksel özelliklerinin toplamı bir erkeğin değerini belirler.

 

Bu sebepledir ki erkekler 20li yaşlarındayken yakışıklı ve genç olmalarına rağmen 35-40 yaşlarında statü sahibi oldukları zamanlara kıyasla daha az arzulanırlar. Kadınlarda ise tam tersi geçerlidir, kadının arzulanırlığının tepe yaptığı yaş 23tür. Sonra lineer bir şekilde düşer bu.

 

Diğer bir deyişle, bir erkek bilim sanat spor iş yaşamı gibi şeylerde başarısız olmayı göze alamaz. Zira insan olarak değeri bunlara ayrılmaz bir şekilde bağlıdır. “işsizsen öl” köşesine sıkıştırılmıştır erkek. Başarısız olmak erkek için terkedilen bebek olmak gibi bir şeydir.

Öte yandan kadın evde çocuk bile baksa, bir profesörden ya da elit bir atletten ya da bilim kadınından çok daha az değerli değildir. Toplumsal açıdan insan olarak değeri aynıdır demiyorum elbette. Bir marie curie ile evde çocuk bakan naciye hanım elbette aynı değil.

 

Bu “kadınlar bu işleri beceremiyor” demek değil. Elit atletler, iş kadınları, bilim insanları vs elbette var. Ama sorunuz “neden daha fazla kadın yok” ise bunun sebebi ataerkil aile yapısı vs gibi şeyler değil. Bunlar feminist uydurması ve sadece ilkel cografyalarda geçerli şeyler.

 

Durum avrupa ve amerika’da bile hala böyle. Suudi arabistandan kaç tane bilim insanı çıkıyor ki “kadınlar az ataerkil aile ühü ühü ” diyebiliyorsunuz ? Kıstas amerika gibi tamamen feminize olmuş ülkeler olmalıdır.

 

Bunun sebebi kadınların gerizekalı beceriksiz olması erkeklerin süper olmaları değil. Sebep erkeklerin, insan olarak değerlerini ispat edebilmeleri için kariyerlerine daha büyük efor harcamak zorunda olmaları.

 

Bu yüzden her alanda – aklınıza gelecek her alandaki en iyi, elitlerin en iyisi her zaman erkek.

Hiç bir kadın yok ki erkeklerin de var olduğu bir alanda “en iyinin en iyisi” olmuş olsun.

 

Ha buna cinsiyetçilik diyecek feminaziler olacaktır.

 

Cinsiyetçilik öyle olmaz güzelim. Cinsiyetçilik en baştan “sen bunu beceremezsin” diyerek kadını (ya da kişiyi) o işe ya da eğitime vs hiç almamaktır.

Ben sana cinsiyetçiliğin alasını söyleyeyim. Şu anda bütün fortune 500 şirketler üstte saydığım sebeplerden dolayı doğal bir şekilde oluşmuş olan ve an itibariyle erkeklerin lehine olan çalışan sayısını (özellikle stem alanlarında) kadınlar lehine çevirebilmek için faşist bir pozitif ayrımcılık uyguluyorlar.

Ben bir erkek olarak 8 yıldır çalıştığım şirkette son 5 yıldır yaptığım işi bıraksam ve ertesi gün tekrar işe başvursam benim cv’me bakıp “oo bu adam bu işi 5 sene yapmış zaten” demeyecekler, bu işi hiç yapmamış olan, benden daha deneyimsiz, belki daha kötü bir okul bitirmiş bir kadını işe alacaklar. Sadece kadın olduğu için.

 

Işte esas cinsiyetçilik budur.

 

 

 

 

 

Bir insana anlatabileceğin miktar, onun sadece zekasıyla değil, ön kabulleri, içinde yetiştiği kültür, popüler görüşler ve konfor alanı (comfort zone?) Ile sınırlıdır.

 

Nasıl bir müslümana talak suresi 4. Ayeti anlatmak ve niye yanlış olduğunu göstermek zorsa, disney masallarıyla ve yanlış anlaşılmış cinsiyet rollerine dayalı politikalarla, telkinlerle büyümüş 2nci hatta 3üncü nesle bazı şeyleri anlatmak o denli zor.

 

Zor, zira kendim de bu sonuçlara varırken başka açıklamalar bulmak için kıçımı yırttım. Ama fotograf belli.

 

Kadınlar mutsuz. Depresyon oranları ortada.

Erkekler daha da mutsuz. Intihar oranları ortada.

 

Bunun sebepleri

 

1-endüstri devrimi neticesinde evden uzakta çalışıp vaktini özellikle erkek cocuklarından ayrı geçiren babanın ailedeki rolünün bir nevi bankamatiğe indirgenmesi. Erkek cocukların rol model eksikliği.

 

Daha önce tarlada, zanaatkarlık yaptığı yerde çalışan erkekler cocuklarının daha cok etrafındaydı. Cocuklar baba ve amcalarına dayılarına bakarak erkek olmanın ne demek oldugunu görerek öğreniyordu. Aile babası olmak ne demek, erkek olmanın ne tür fedakarlıklar gerektirdiği gibi şeyleri bizzat bunu yapan erkeklerden görüyordu. Zamanı gelince kendinden bekleneni de çok rahat bir şekilde yapabiliyordu.

 

Endüstri devrimi yetişkin erkekleri fabrikaya, madene ve cocukların gelemeyeceği diğer işlere (ofis vs) yöneltti. Cocuklar okula , erkekler akşama kadar işe gitti. Tüm gün cılkı çıkan erkekler eve geldiğinde bırak cocuga rol model olmayı, günün yorgunluğundan karısıyla muhabbet edemez oldu. Kendi ailesine yabancılaştı. Cocuk büyüyünce yapması gereken şeyin eşek gibi çalışıp eve gelip uyumak oldugunu zannederek büyüdü.

 

2-ekseriyetle kadınlar etrafında büyüyen (evde anne, okulda bayan öğretmen) erkek cocukların yetişkin erkek olmanın ne demek oldugunu anlayamadan evlenmesi, ve anne kucagından karısının kucagına transfer olması. Bu cocuk büyüyüp evlendiğinde karısından koşulsuz ve sonsuza dek (disney modeli) anne şefkati ve sevgisi beklerken, kadın yetişkin vücudunda bir cocukla muhattap olmak zorunda kalıyor.

Her iki taraf da yanlış beklentilerle girdiği evlilik müessesesinde mutluluğu bulamıyor. Kandırılmış hissediyor.

 

3-kapitalist düzen. Kadınların annelik ve ev idaresi rolünü yeterince verimli (karlı) bulmayan düzen, kadınları da iş gücüne katarak kadınlara maskülen bir görev yükledi. Kız ve erkek cocuklar , milyon yıllık evrimsel farklar göz ardı edilerek sanki aynıymış gibi yetiştirildi ve bu cocuklardan aynı şekilde performans göstermeleri beklendi. Rekabetçi ve zorlayıcı iş ortamı, meselelere erkeklere nazaran duygusal yaklaşan kadınları çok mutsuz ediyor.

 

4-kapitalist “iş gücünün 2 katına çıkarılması” planının uzantısı olan feminizm. Feminizm fırsat eşitliği olarak başlayan ama sonrasında hızını alamayarak dünyayı feminen bir hale getiren bir hareket oldu. Fırsat eşitliği ve meritokrasi modeli gayet hümanist ve medeni bir yaklaşımken “pozitif ayrımcılık”, “erkek utandırma” “tecavüz kültürü” “büyük ataerkil komplo” gibi saçmalıklar makul ve gerekli şeyler gibi gösterildi. Erkekler sanki nazilerin günahlarını taşıyormuşcasına başka erkeklerin yaptığı hatalardan dolayı komple sorumlu gösteriliyor. Aha bu başlık da güzel bir örneği. “erkek olmaktan utanıyorum” yazan sürüyle erkek var her tecavüz-cinayet vakasında. Erkek olmak kötü bir şey değilken bu baskı, erkeklerin erkek gibi davranmasını engelliyor, kadınlar da sümsük cocuk gibi mızmız erkeklerle mutlu olamıyorlar. Mantıken mutlu olmaları gerektiğine inanıyorlar, ancak cazibenin, çekiciliğin pazarlığı olmuyor işte.

 

Istediği erkeği elde edebilecek olan film yıldızlarına, şarkıcılara bir bakın bakalım hangisi duygusal, hassas, hisleriyle barışık, narin erkeklerle beraber, hangisi hakikaten erkeğe benzeyen erkeklerle beraber? Hepsine sorsanız üstteki narin erkek tarifini verir. Yanındakine bakın spartaküs.

Özetle elimize olan şey şu :

 

Acımasız ve vahşi kapitalist iş dünyasinda rekabet etmek zorunda kalan ve ya cocuk yapmayan ya da yaptiği cocuga istediği kadar vakit ayiramayan bu sebeple mutsuz olan kadinlar.

Mutsuz kadınlarla evli oldugu için sekssiz yaşayan, sürekli ipte yürüyerek düşmemeye çalışan ve gün boyu çalışarak harcadığı zaman ve kazandığı para, sağladığı olanaklar takdir görmeyen, kanıksanan üstüne dırdır çeken , gizlice depresyona giren ancak toplumdan gelen “erkek adam bunalıma girer mi, gel meyhaneye gidelim” yorumlarıyla doktora gitmesi engellenen (al sana cam tavan) ve depresyon tedavi edilmediği için intihar oranları hayvan gibi artmış olan erkekler.

 

Burda atar tutarken bazı mallar gibi yüzeysel “ataerkil ühüh ühü ” diye atıp tutmuyoruz. Bu işlere kafa yorduk. Mesaimizi yaptık. Gözlemimizi deneyimizi yaptık. Bugün bulunduğumuz nokta öyle basit bir çözümü olan bir problem değil. Çok kompleks ve belki de asla çözülemeyecek bir problem.

 

Bir erkek olarak yapabileceğimiz şey, problemi anlamak, gerçekleri görmek ve bunun bizi minimum etkilemesini sağlayacak önlemler alıp stratejiler geliştirmek olabilir. Yoksa dünyayı değiştirmek gibi bir şey disney filmlerinde olur ancak.

 

————————————————–

Hala kurban hep kurban daima kurban.

 

Zihinsel rahatlık lazımmış bilim için sanat için.

 

Kızım..

 

Erkekleri öldürüyolar yahu? Tarihte fikirleri için öldürülen kaç kadın var? Kaç erkek var?

Kadınları saysan sayılır. Erkekleri sayalım ? Ömrün yetmez.

 

Erkek hayatı harcanabilir. Önce kadınlar ve çocuklar. Erkek öldü mü istatistik. Kadın öldü mü kadın cinayeti.

 

“erkek kendini savunabilir – kadın savunamaz”..

 

Lan keko, erkek kendini savunabildiği zaman öldürülmüyor işte. Savunamamış ki öldürülmüş.

 

Bunu kadın cinayetini savunmak ya da hafifletmek için söylemiyorum.

 

Ama dünya genelinde cinayetlere bakarsak erkek ölümleri ezici çoğunlukta. Demek ki kendini savunamayan erkekler var.

 

Global istatistik -2011 rakamlarına göre cinayet kurbanlarının 80%i erkek (138. Sayfa)

http://www.unodc.org/…_global_homicide_book_web.pdf

 

Intihar oranlarında da erkekler açık ara önde. Https://en.wikipedia.org/…er_differences_in_suicide

Bu öldürülen erkeklerin tamamı uyuşturucu satıcısı mafya hırsız it ugursuz,

Öldürülen kadınların tamamı da eski kocasının kurbanı di mi ?

Dünya feminize olmuş, hala ataerkil hala ataerkil.

Biz erkeklerin anası zikiliyor, gıkımız çıkmadığı gibi 100-200 sene önceki vaziyetin utancı bize yükleniyor “pis ataerkiller” diye.

Kadınlar bi zahmet götünü kaldırsın, bilimde sanatta iş yaşamında erkeklerle yarışsınlar.

Yaptığı işi iyi yapan kadınlar pekala ciddiye alınıyorlar. Bu başlıkta sayısız örneği var.

Ben kadın düşmanı değilim. Ama göte göt diyorum.

Eyyorlamam bu kadar.