Kadınların ikili eşleşme stratejisi

Kadınlar ve erkekler, evrimsel süreçte türümüze hayatta kalma avantajı yaratacak çiftleşme/eşleşme stratejileri geliştirmişlerdir. Bunlar tıpkı vücut sıcaklığımız dengelemek için terlemek ya da titremek – veya bizi hasta eden yiyeceği uzun süre yiyememek (Garcia etkisi) gibi belli problemleri çözen stratejilerdir. Tıpkı blogda bahsettiğim diğer strateji örnekleri gibi eşleşme stratejileri de bilinçli olarak niyet edilerek yapılan manipülatif hareketlerden ziyade, otomatik pilotta yapılan hareketlerdir. Terlememizi kontrol edemememize benzer bir durum vardır.

Yani bireyler bu stratejileri kullanırken çoğu zaman tam olarak ne yaptıklarını, hangi problemi çözdüklerini bilmezler. Hatta muhtemelen bunu bilmemeleri, kişilerin üreme başarısı için yararlıdır zira bu stratejilerin sürekli farkında olmak, konuyu ahlaki bir seçime götürüp kişinin üremeye varacak hareketleri yapmasını durdurarak üremesini engelleyebilir. Bunlardan en temeli ve önemlisi dualist-ikili eşleşme stratejisidir.

“Kadınların ikili eşleşme stratejisi” En temel haliyle, kadınların üreme sürecindeki büyük risk ve yatırımı sebebiyle kaynaklara erişim ve hayatta kalma amacıyla bulabildiği en iyi erkekle eşleşme stratejisi izlerken, aynı zamanda en iyi genlere sahip babadan çocuk yapma eğilimini açıklar.

Bu stratejinin en önemli noktası – bu eğilimleri tatmin etmek için her zaman aynı erkeği kullanma zorunluluğu olmaması. Yani bir kadın (kendi ve cocukları için) kaynaklara erişim, korunma, barınma vs gibi ihtiyaçları için belli bir tip erkekle birliktelik kurarken, aynı zamanda iyi genlere sahip ama uzun vadeli birliktelik açısından avantajlı olmayan erkekten çocuk sahibi olmayı seçebilir.

University Of California araştırmacılarının yaptığı araştırmadan bazı detaylar paylaşacağım. Araştırmanın orijinali için tıklayınız.

Öncelikle iyi genetik ve iyi kaynak sağlama kavramlarını açalım.

İyi genetik dendiği zaman kastedilenler:

1-Maskülenlik. Testosteron’un vücuda yüksek seviyelerde zararlı olması, sadece en iyi bağışıklık sistemine sahip bireylerin yüksek testosteron salgılama lüksü olması, bu erkekleri eş olarak seçen dişilerin çocuklarının da bu genleri taşıyarak yaşam şansının artması sebebiyle yüksek testosteron nesiller boyu eş tercihine pozitif etki edecek şekilde evrimlemiştir. Bugün bizim kısaca maskülenlik olarak tanımladığımız kas kütlesi, geniş omuzlar, sert yüz hatları, derin/kalın ses, hırs gibi şeyler aslında testosteron seviyesinin yüksekliğini simgeleyen özelliklerdir.

2-Fiziksel çekicilik. Yine iyi genetik özellikleri simgeleyen bir özellik. Fiziksel çekicilik (fotografa bakınca görülen iki boyutlu çekicilik) yüzde simetri, güzel cilt, saçlar, dişler vs gibi sağlıklı bir bireyi simgeleyen özelliklerdir.

3-Fit vücut. Şişmanlık ve çok zayıflık yerine kaslı ve orantılı kiloda olan erkek ve kadınlar, diğer iki uca göre daha çok tercih edilmektedir. Bu durum da aynı diğer iki genetik gösterge gibi bireyin sağlıkl olduğuna işaret eden göstergelerdir.

4-Zeka. Hayatta kalma şansını artırıcı özelliklerin en başında gelen özellik. Akıllı adam-kadın aç kalmaz, eşini daha iyi seçer, genlerini sonraki nesle daha büyük oranda aktarabilir.

İyi kaynak sağlama becerisi

1-Potansiyel gelir. Henüz olmasa bile ileri vadede yüksek kazanca sahip olacak bireyler, ileride kazancının seviyesi muğlak olan bireylere nazaran daha çekicidir. Tıp öğrencisi, bu açıdan işletme öğrencisine oranla daha çekici bir eş adayıdır.

2-Eğitim – Zekanın olduğu kadar mevcut kaynakların da ispatıdır, zira 4-5 sene boyunca üretim yapmadan okuyabilmek aileden ya da başka bir yerden kaynaklara erişim olduğunu ispatlar.

3-Çalışkanlık ve hırs. Verimli bir şekilde üretken olan bireyler, oturup 9-10 saat Dota oynayan bireylere oranla daha çekicidir.

4-Sosyal statü. Diğer insanlar arasındaki sosyal statü, yani insanların bir bireye nasıl davrandıkları diğer insanların onlara bakışını büyük ölçülerde etkiler. Tek başınayken herhangi bir ilgi görmeyecek adamın etrafında güzel kadınlar, yakışıklı erkekler dolanıyor ve bu kişiye ilgi gösteriyorlarsa onu tanımayan diğer insanlar da “bi numarası var ki…” diye düşünüp benzeri ilgi ve saygıyı gösterirler. Her zaman diğer insanların davranışlarını gözlemlemek mümkün olmadığı için bir kişinin ünvanı, benzeri ünvana sahip diğer insanlara olan genel ilgi ve saygı ile kıyaslanarak otomatikman bir statü yükselmesi sağlar – doktorların ilk fırsatta doktor olduğunu belirtmesi bu avantajdan mümkün olduğunca erken yararlanmaktır. Yine ter bezlerimizde olduğu gibi bir çok birey “doktor oldugumu söyleyeyim de bana saygı duysunlar” diye düşünerek bunu söylemez. Statüsünü ispat ederek rekabette avantaj yakalamaya çalışmak evrensel bir eşleşme stratejisidir.

5-Dişiden daha yaşlı olma. Ortalama 3-4 yaş, evliliklerdeki en yaygın yaş farkı. Kadınlar kendilerinden daha fazla hayat deneyimi olan erkeği, daha az deneyimi olan erkeğe tercih ederler – ancak bunun bir azalan verimi vardır. Yani hayat tecrübesinin çok artması, eşler arası yaş farkını artırmak zorunda olacağından – ve erkeğin aileye kaynak ve babalık olarak faydalı olabileceği zamanın kısalttığından eşler arası büyük yaş farkı nadiren görülür. Hatta çoğu toplumda bu ilişkiler bireyler reşit bile olsa yadırganır.

Baba olma

Çocukları sevme, çocuklara uzun sürecek yatırım yapma niyeti, kaynaklarını (enerji, zaman, edinilen varlıklar) başka kadın/cocuklarla paylaşmaması vs gibi özellikler bir erkeğin eş olarak arzulanırlığını artıran özellikler.

 

Eş olarak değeri yüksek kadınlar (erkeklerin kadınlarda aradıkları özelliklerin bir çoğunu barındıran kadınlar) üstte sayılan tüm özellikleri taşıyan erkeklerle eşleşmeyi başarıyorlar. Film artistleri, şarkıcılar, mankenler, soylu ailelerin güzel kızları bir çok açıdan üstte saydığım erkek özelliklerinin çoğunu tek bir bünyede barındıran erkeklerle (diğer film artistleri, şarkıcılar, iş adamları, devlet adamları, diğer soylu erkekler vs) eşleşmektedirler.

Öte yandan eş olarak arzulanırlığı film aktrisleri, mankenler, şarkıcılar vs gibi olmayan kadınlar da, erkeklerde aradıkları özellikleri, karşı cinsi çekebilme becerilerine orantılı olarak standartları düşürerek değerlendirirler. Bu aşama toplumun büyük bölümünü oluşturan “normal” insanları ilgilendiren kısmı.

Zira maskülenlik özellikleri, çok başarılı olmuş azınlık haricinde ya az bulunuyor, ya da antisosyal davranış bozukluklarıyla bir arada bulunuyor. Çoğu zaman kaynaklara erişim ve baba özellikleri baskın, ama maskülenlik açısından zayıf erkekler toplumun büyük bölümünü oluşturuyorlar.

Mevcut söylem, bu tür erkeklerin değerli olduğu, mutluluğu bu tür erkeklerin sağlayabileceği çünkü iyi kalpli, şefkat dolu, güvenilir, çalışkan ve eşini rahat ettirme, çocuklarını yetişkinliğe kadar yetiştirme isteğine sahip olduklarıdır. Bu formüle uymayan erkekler de toplum tarafından garipsenir, hatta çoğu zaman bu formüle uymaları için aileleri başta olmak üzere tüm çevrelerinden baskı görürler.

Maskülen özellikler gösteren erkekler bile çoğu zaman bu baskıya ve çocukluklarından itibaren maruz kaldıkları sosyalleşmeye boyun eğerek hızlı yaşadıkları delikanlılık yıllarını evlilikle bitirerek bir kaç sene içerisinde maskülen özelliklerini kaybederek kaynak sağlayan baba rolüne geçiş yaparlar. Toplum bu tür erkekleri sosyal olarak kabul ettiği için de – diğer bir deyişle herkes aynısını yaptığı için – bu erkekler “doğru olan budur” diye düşünerek herhangi bir değişiklik arayışına girmezler.

Burada Kırmızı Hap farkındalığı için dikkat edilmesi gereken konu, erkeklerin mutluluğunda çok büyük rol oynayan cinsel olarak tatmin olma ve sağladığı kaynaklar, yaptığı fedakarlıklar için takdir-saygı görme noktasındadır.

Ancak gerçekte, maskülen özellikleri yeterince göstermeyen erkeklerin eşleri, onlara karşı samimi bir arzu duymayı bırakırlar. Erkekler, evlilikten önce eşlerine çekici gelen maskülen özelliklerini, kaynak sağlayıcı ve baba rolüyle çelişen çocukça ve toyluk göstergesi özellikler olarak lanse eden medya ve sosyal söylem yüzünden yavaş yavaş terk eder, eşlerinin arzu ve saygısının ona ve çocuklarına sağladığı imkanlarla oluşacağını düşünmeye başlar.

Erkek ve kadın arasında herhangi bir alış veriş yokken var olan arzunun, alış verişle canlı tutulacağı yanılgısındadırlar. Halbuki arzu, pazarlığı yapılabilecek, satın alınabilecek bir şey değil. Bir erkeğin ailesine sağladığı imkanlar, yaptığı fedakarlıklar, o ailedeki bireylerin vicdanına, düşüncesine göre değerli olabilir, ancak o erkek eğer arzulanmıyorsa, bugüne kadar yaptığı fedakarlıklar ve sağladığı kaynaklar bir yana bırakılarak erkek kenara atılabilir.

Kırmızı Hap farkındalığına sahip bir erkek, eşleştiği kadının samimi arzusunun başka, kaynak sağlayıcı rolü, korumacı rolü ve babalık rolünün neticesi olan takdir ve minnet duygusunun başka kulvarlardan ilerleyen şeyler olduğunu ve mutluluğun, bir ilişkiden ve aileden istediklerini almanın bu iki kulvarda birden iyi olarak başarılabileceğini bilir.

Bu sebeple Kırmızı Hap farkındalığına sahip bir erkeğin “ona neler verdim, ne istediyse aldım, nankör yine aldattı” diye ağlaması beklenmez. Onun yerine bu erkek kısa bir muhakeme ile özellikle maskülenlik ve arzu kulvarında neyi eksik yaptığını görerek hatasını çok net bir şekilde belirleyebilecektir.

Toplum, evlilik müessesesi ve evlilik harici ilişkileri cezalandıran ahlak kuralları ile, kadınların maskülen ve kaynak sağlayıcı-baba rollerinden birinden feragat etmesi gerektiği zaman (ki genellikle bu maskülenlik olur) istek duydukları iyi genlere sahip erkeklerle kaçamak yapmasını caydırıcı araçlar geliştirmiştir. Yakalanma durumunda kadının yüzleşeceği sonuçlar maliyetlidir. Ayrıca unutulmaması gereken şey kadınların da aynı erkekler gibi kaynak sağlayıcı ve babalık yanı güçlü erkeklerin arzulanır olması gerektiğine dair sosyalleşmeye maruz kalmalarıdır. Bu sebeple mevcut araştırmalara göre kadınların sadece 1-2%sinin başka erkeklerden çocuk sahibi olduğu ortaya çıkmıştır. Ancak bu durum kadınların evlilik dışı ilişkilere girmesinden farklıdır – zira kadınların 20-25%i evlilik dışı ilişki yaşadığını beyan etmektedir.

Kadınların özellikle ovulasyon dönemlerinde mevcut ilişki dışında ilişkilere girdikleri gözlemlenmiştir. Bekar kadınların yine ovulasyon dönemlerinde kendilerini seksle sonuçlanabilecek ortamlara ve durumlara soktukları (alkol alınan partilere daha sık gitmek ve normalden daha fazla cildi gösteren giysiler giymek gibi) gözlemlenmiştir. Ovulasyon dönemindeki kadınlar daha fazla maskülen özellikler gösteren erkekleri tercih ederken hamile kalamayacakları diğer zamanlarda ise maskülen özellikleri çok daha az bariz olan erkekleri tercih etmektedirler. Ancak istenmeyen hamileliğin maliyetinin riskli olması sebebiyle kadınların ovulasyon dönemlerinde tecavüz riskini azaltıcı eğilimler gösterdiği de -örneğin tek başına karanlık bir sokakta yürümemek gibi- gözlemlenmiştir. (David Buss:Handbook of Evolutionary Psychology – S363) Yani kadın sekse yol açacak makul riskleri ovulasyon döneminde daha fazla alırken (istenen hamileliği kovalıyor) aynı dönemde istenmeyen seksten uzak durmaya çalışıyor (istenmeyen hamilelikten kaçıyor).

Ovulasyon döngüsü – yeşil dilim hamile kalma penceresi

Sanırım buradaki problemi görebiliyorsunuz. Kadınlar aylık döngü içinde hamile kalabilecekleri ve hamile kalmak istedikleri (kızgınlık dönemi diyebiliriz) dönemlerde maskülen özellikler isterken, kendini bu erkeklerle birlikte olabilecek ortamlara daha çok sokarken, hamile kalamayacakları dönemde ise kaynak sağlayıcı-baba özelliklerini daha çok istiyorlar ve aktif olarak maskülen erkek arama eğilimleri azalıyor. Fakat bu kaynak sağlayıcı babalar da aynı maskülen erkeklerin arzulandığı gibi arzulanmak istiyor ve yaptıkları fedakarlık ve sağladıkları kaynaklar sebebiyle buna hakları olduğunu düşünüyorlar.

Manosphere forumlarında sürekli tekrar eden bir tema – kocasıyla tutucu bir seks hayatı olan kadının (sadece misyoner pozisyonunda sıkıcı bir seks hayatı) üniversitede grup seks ya da sevgilileriyle porno filmleri aratmayacak seks hayatı olduğunun ortaya çıkması. Bu kadınlar belli ki arzuladıkları erkeklerle herhangi bir sınır koymadan seks yapabiliyorken niye onlara hayatlarını ve tüm kaynaklarını (zaman-enerji-varlık) adayan erkeklere karşı seks konusunda bu denli cimri? Arzu yokluğundan. Arzu duymadıkları erkeğe sosyal olarak kabul gören minimum oranda seksi görev icabı vererek erkekten kaynak sağlayıcı ve baba olarak faydalanmaya devam ediyorlar.

Peki bu noktaya nasıl geliniyor?

Erkekler yeterince maskülen özellikler gösteremedikleri, bu döngüyü kıramadıkları takdirde ortaya çıkan manzara şu oluyor:

Kadın yüksek maliyetler (itibarının zarar görmesi, boşanma, terk edilme vs) yüzünden evliliğini/ilişkisini riske edecek hareketlere girmiyor. Ovulasyon döneminde canı seksi diğer dönemlere göre daha fazla istiyor, ancak bu istek eşine karşı çok yüksek değil. Cinsel hayatı yeterince tatmin edici değil. Kadın bu problemi çözebilmek için dırdır yazılarında detaylandırdığım “yetkinlik testleri”ne başvuruyor. Erkeği test ederek, damarına basarak maskülen tepkiler tetiklemeye çalışıyor. Bu tepkiyi alamadıkça testlerin şiddeti ve sıklığı artıyor. Aradığı şey, eşleştiği erkekten maskülen özellikler göstermesi ve arzusunu uyandırması. Maalesef bu bilinç altında yaşanan bir süreç olduğu, tıpkı ter bezlerimiz gibi işlediğinden bir çok kadın esas problemi fark edemeden “masayı silmedin, ayakkabılarını dolaba koymadın” döngüsünde kalıyor.

Erkek yaptığı fedakarlık ve sağladığı kaynaklar karşılığında sekse istediği kadar erişim hakkı olduğunu düşünüyor çünkü sosyalleşmesi (iyi bir kariyerin olursa insanları seni sever) o yönde, ancak kendisini beklediği oranda arzulamayan bir eşi var. Bunun çözümü olarak da yaptığı şey halihazırda yaptığı şeyi daha fazla yapmak. Eşinin ona karşı arzu duymamasının sebebi olarak yeterince iyi kaynaklar sağlayamadığını düşünüyor, bunu yapabilmek için de daha fazla çalışmaya yöneliyor. Bu da erkeğin evden ve ailesinden daha fazla uzakta çalışmasını gerektirdiğinden erkeği yakınlığını aradığı insanlardan daha da uzaklaştırıyor. Ya da erkek karısının dırdırlarını kelime manasıyla alarak evde daha çok iş yapmaya çalışıyor – ancak daha çok ev işi yapmanın daha çok sekse yol açmadığı araştırmalarla sabit.

Kırmızı Hap farkındalığı, kadınların bu ikili cinsel stratejisinin iyi bir şekilde anlaşılmasını, bireyin ona göre bir strateji ve taktik izlemesini sağlar. Erkek eşinin ovulasyon dönemlerini, yetkinlik testlerini, söylediklerinden ziyade yaptıklarını takip ederek hanzoluğa kaçmadan yeterince maskülen, sünepeliğe kaçmadan yeterince kaynak sağlayıcı-baba rolünü yerine getirerek uzun yıllar sürecek mutlu bir birliktelik ve sağlıklı çocuklar hedefini gerçekleştirebilir.