Kızlarla özgüvensizlik problemi nasıl aşılır?

“Abi selam, kızlarla özgüvensizlik problemi yaşıyorum nasıl üstesinden gelirim?”

“Merhabalar yazılarınızı okuyorum teşekkürler, ama hala kızlarla gidip konuşurken çok ezik ve özgüvensizim”

“abi kızla tam konuşucam tutuluyorum sesim fare gibi çıkıyor…”

Bana ulaşan mesaj-email vs gibi şeylerde ortak tema : “kızla konuşurken özgüvensizim”.

Şimdi burada problemin tanımını doğru koymazsak çözümünü bulamayız. Buradaki doğru kelime özgüvensizlik değil. Anksiyete – endişe. Özgüvensizlik kişinin kendi gözünden genel olarak değerine dair bir ölçüdür. Arkadaşlarıyla, ailesiyle, okulda, işyerinde, internette ve karşı cinsle – yani her ortamda ürkek, kendini değersiz gördüğü için savunmaya bile kalkmayan, hakkını yediren ve değersiz olduğunu düşündüğü için kendini başkalarına kullandıran ve sevdirmeye çalışan kişi özgüvensizdir.

Karşı cinsle ilişkiler haricindeki hayatında (okul arkadaş iş aile vs) kendini değersiz hissetmeyen, gerektiğinde hakkını ailesi, arkadaşları, okul ve işyerinde birlikte çalıştığı insanlar, yabancılar vs karşısında koruyabilen, kendini herkesin ezmeye hakkı olduğu ezik ve değersiz biri gibi görmeyen kişinin derdi özgüven değil anksiyetedir.

Bakın bunun çok olay bir testi var – eğer karşı cinsten romantik olarak ilgilendiğiniz birisiyle konuşurken heyecan-endişe vs duyuyorsanız ve bunun genel bir özgüven problemi olup olmadığını anlamak istiyorsanız yine karşı cinsten asla romantik olarak düşünmeyeceğiniz birisiyle konuşmanız esnasında kendi tepkinizi inceleyin. Mesela tipsiz, şişman, koca burunlu, salak vs olarak gördüğünüz karşı cinsten birisiyle konuşun – aynı tepkiler yoksa özgüven problemi değil anksiyete yaşıyorsunuz.

Peki neyin anksiyetesi? Sürüyle anksiyete var. Ben mesela kişisel olarak sağlık anksiyetesi yaşadım bir süre. Sürekli vücudumu monitor ederek (dinleyerek) en ufak tefek ağrı-sızı-gariplikte “lan yoksa tümör mü” diye strese giriyodum. Bunun adı hipokondria – hastalık hastası.

Karşı cinsle eşleşme amacıyla yapılan konuşmalar-hareketler-yazmalar kişide anksiyeteye sebep olabilir – bunun esas sebebi en başta reddedilme korkusudur. Peki reddedilme korkusu niye bu kadar anksiyete yaratıyor? Çünkü atalarımızın eşleşme ve üreme başarısına göre şekillenen cinsel ve sosyal stratejilerimiz için bazı anksiyetelerin pratikte hayatta kalma şansımızı artırıcı bir etkisi var.

Mesela yalnız kalmak (şehirde evde yalnız kalmak değil, dağ başında tek başına kalmak mesela) çoğu insanda anksiyete yaratır. Sebebi insanların bir an önce gruba geri katılmasının hayatta kalma şanısını artırıcı bir şey olmasıdır. Bu anksiyete genine sahip atalarımız yalnız kalınca hızla gruba dönüp yaşamaya devam ederken, bu gene sahip olmayan atalarımız ormanda dolaşmaya devam edip muhtemelen gen havuzundan elendikleri için anksiyete geni evrimsel olarak seçilime uğradı.

Ya da örneğin grup içerisindeyken ayağa kalkıp konuşmaktan çekinmek. Bir diğer tabirle “çıban başı” olmak. İnsanlar için topluluğa uygun davranmak, fazla çıban başı olmamak hayatta kalmayı (yanlış kişiyi kızdırmamak) artırıcı bir anksiyete. Öte yandan topluluk içerisinde rahat konuşabilen, dikkatleri tutabilen insanların takdir görmesi ve eş değerinin yükselmesi de yine aynı sebepten – “bu adam kalkıp 100 kişi içinde fikrini savunabiliyorsa dikkat çektiği için kendine gelebilecek tehditlerden korkmuyor demektir – o halde güçlü erkek – o halde iyi genler” mantığı işliyor.

Bakınız çok enterasan çok benzeri bir strateji kuşlarda var. Turdoides ya da Arap Yedikardeşi olarak bilinen kuşlarda yüksek dallarda tüneyip kendini daha büyük yırtıcı kuşlara potansiyel av olarak açıkta bırakan erkek kuşlar dişiler tarafından “vay be ne kadar da cesur kuvvetli bir erkek – korkmadan en üst dallara tutunabiliyor” diye algılanıp (ben basitleştiriyorum elbette kuşlar böyle demiyorlar) üreme başarısı açısından diğer erkek kuşlara kıyasla avantajlı oluyor.

İnsanlarda bu yüksek dallarda tüneme ve cinsel üreme başarısını artırma (topluluk içinde öne çıkma) stratejisi hiç bir anksiyete olmadığı durumlarda hızını alamadığı ve adamın kellesini götürebildiği için bugün bizde sadece belli durumlarda çıban başı olmayı riske eden ve bir miktar anksiyete duyan atalarımızın genleri var. Yani atalarımızı hayatta tutan fazla göze batmama – bunu korkutarak engelleme geni bize kadar gelmiş.

Zaten anksiyeteler “kertenkele zihnimizde bulunan eskale etmeme, durumu/olayı yükseltmeme, caydırma stratejileri” olarak tanımlanıyor. Yani işi bireyi harekete geçirmekten caydırmak.

Dönelim karşı cinsle reddedilme anksiyetesi yaşamaya. Buradaki anksiyetenin de çeşitli sebepleri olabilir – ama en temeli normalde herkesin birbirini iyi kötü tanıdığı 150 kişilik gruplarda yaşayan atalarımız için (sadece karşı cins tarafından değil – genel olarak) “reddedilme” grubun kendisini dışlaması gibi bir manaya geliyor. Grup/kabile tarafından dışlanmak da ölüm manasına geliyor. Bu yüzden evrimsel süreçler reddedilmeye karşı hassas bireylerin seçilimine yol açmış. Dışlanmaya sebep olacak hareketleri riske etmeyen bireyler (reddedilme anksiyetesini daha fazla hisseden bireyler) dışlanmayarak üreme ve hayatta kalma şansını artırmışlar, biz de onların torunları olmuşuz.

Bir de bu işin elbette sosyal boyutu var. Bireyin itibarının kaybı da sosyal dışlanmaya sebep olabileceği için bir caydırıcı katman daha var – yani erkek kıza yazarken reddedilirse bir de sosyal olarak itibarının bir kısmını kaybetmiş gibi olacak. Neticede karşı cinsin bir üyesinin istemediği bir birey olacak.

Artık 150 kişilik gruplarda değil milyonlarca insanın yaşadığı şehirlerde yaşıyoruz, gel gelelim evrimin milyonlarca yılda beynimize soktuğu eğilimler öyle 100 sene şehirde yaşadık diye bir anda “ha gerek yok mu tamam abi ben kapatıyorum bunu” diye kaybolmuyor.

Özetle karşı cinsle konuşurken derdiniz özgüvensizlik değil, evrimsel olarak gayet mantıklı ve faydalı bir caydırma taktiği olan anksiyete.

Peki bu anksiyeteyi nasıl aşarsınız?

Tüm diğer fobi ve anksiyeteler nasıl aşılıyorsa öyle – maruz kalarak.

Yüksekten korkan birisinin bu korkuyu yenmesi için yapılan tedavi: alıştıra alıştıra daha yükseklere çıkarmak.

Topluluk önünde konuşmaktan korkan birine yapılan tedavi: önce sesli olarak boş bir odada konuşturmak, belki topluluğa konuşma yaptığını hayal ettirmek, sonra 1 kişi, sonra 5 kişi, sonra 10 kişi vs…

Bunun ismi “Exposure Therapy” diye geçiyor. Maruz bırakma tedavisi.

Özetle mantık basit – korkulan şeyin üzerine giderek artan şiddetlerle karşı karşıya kalacak şekilde gitmek.

Peki bunu karşı cinsle olan endişeleri yenmek için nasıl adapte edersiniz?

Öncelikle yabancılarla konuşmak çok iyi bir başlangıçtır. Günde 10 tane yabancıyla herhangi bir yazma amacı olmadan konuşmaya başlayın. Saat sorun, adres sorun, üzerindekini nerden aldığını sorun, tavsiye isteyin, starbucks sırasında dolaptaki X sandvici yiyip yemediklerini sorun vs.

Bir süre sonra sadece güzel bulduğunuz ve yazmak isteyeceğiniz karşı cinse aynı şeyi yapın – saati sorun, adres sorun vs. Elbette özellikle güzel kızlar adres sorma ayağına yanaşıp yazan erkeklere karşı ekstra hassas olacaklar, ama bu da sürecin bir parçası – reddedilmeyi de yaşayacaksınız, ama bu reddedilme romantik yaklaşımınızın değil adres sormanızın reddedilmesi olduğu için diğeri kadar çok can yakmayacak.

Reddedilmek özellikle erkeklerin defalarca yaşayacağı bir şey. Zam isteyeceksin reddedecekler, vize isteyeceksin reddedecekler, kızdan tlf isteyeceksin reddedecekler vs. Reddedilme hissine alışıp bunun o kadar da kötü ve korkulacak bir şey olmadığını anlamak için şahane bir yöntem var – 100 günlük reddedilme terapisi. Adam reddedilmesi kesin 100 tane şeyi 100 gün boyunca yapıyor. Dominos pizzaya gidip “bu pizzayı ben teslim edebilir miyim para istemiyorum ” diyor. Özellikle reddettiriyor kendini. Es kaza istediği şey olursa, yani reddedilmezse o gün için reddedilecek başka bir şey yapıyor. Siteyi inceleyin videolar da var – ayrıca eleman TED talk ile deneyimini anlatıyor.

Son aşama romantik olarak ilgilenebileceğiniz karşı cinse yazmak. Kızlar nadiren reddedilir, ama erkekler bolca reddedilecekler. Bundan etkilenmemenin yolu da yukarıda anlattığım gibi bolca reddedilmek ve bunun korkulacak bir şey olmadığını bizzat görmek.

 

Erkekler için reddedilmeleri azaltmak içinse sürekli söylediğimiz Hipergamiyi tatmin etme hadisesi var. Yani yazdığınız kızın hipergamisini ne oranda tatmin ediyorsanız o kadar az reddedilirsiniz. Maslak plazalarda beyaz yakalı olarak çalışan hafif kilolu 170lik erkek Levent Zorlu center’da gezinen manken kızlara yazdığı zaman reddedilecektir, ama Bağcılarda kafede kızlara yazsa daha az reddedilecektir. Hipergamiyi kendi avantajınıza çevirin – kendinizi her açıdan geliştirerek hiyerarşide yukarı tırmanmaya böylece reddedilmeyeceğiniz karşı cins havuzunu mümkün mertebe büyütmeye çalışın.