MGTOW – Men going their own way – Kendi yoluna giden erkekler – Bir eleştiri

MGTOW ya da açılımıyla Men going their own way , Türkçesiyle “Kendi yoluna giden erkekler” hareketi, bir kaç yıldır internette bolca konuşulan bir akım haline geldi.

Tek cümleyle özetlersek, MGTOW “erkeklerin aleyhine, kadınların ve gücü elinde bulunduran elitlerin lehine bir şekilde oluşturulmuş sosyal düzen tarafından istismar edilmektense sosyal yaşama mümkün mertebe katılmayıp, kendi ilgileri, başarı tanımları ve isteklerine odaklanan erkeklerin benimsediği hayat felsefesi”ni temsil ediyor.

Temelde mantıklı görünen, ama biraz düşününce problemleri olduğunu düşündüğüm bir perspektif.

Öncelikle araya girerek bahsetmediğim ve çok faydalı olduğunu düşündüğüm bir pratik var – Keşiş modu veya “monk mode”.

Keşiş modu, bir erkeğin geçici bir süre keşiş gibi yaşayarak, bir çok dünyevi zevki hayatından çıkararak, tamamen hedeflerine odaklanması, kendini bu süre zarfında bir çok açıdan geliştirmesi, ve keşiş modu bittiği zaman, başladığı zamanki haline göre çok daha farklı, gelişmiş, üst versiyon bir erkek olarak hayatına kaldığı yerden devam etmesi olarak özetlenebilir.

Hayatında gerçek bir maskülen rol model olmadan büyümüş erkeklerin “bir şeyler yanlış” aydınlanması sonrasında önerilen ilk şey keşiş modudur.

-hayatından porno, bilgisayar oyunları, taraftar sporları, dizi-film maratonları, fast food, alkol, alışveriş bagımlılığı vs gibi şeyleri çıkar.

-Spora git, götü göbeği erit, kollarına omuzlarına biraz kas yap.

-Nasıl iyi giyinileceğini öğren.

-Sohbet ederken insanların ilgisini çekebilecek konularda kendini geliştir, kitap oku, belgesel izle, aktif olarak ilginç konularda amatör de olsa çalışmalar yap – kısaca “ilginç ol amk.”

-Finansal olarak seni daha iyi bir yere taşıyacak olan beceriler edin. Programlama öğren, sanatsal bir beceri öğren. Sertifikasyon programına git. Okulu bitir. Master yap. İş kur. Websitesi aç. Bişeyler üret ve sat.

-Kız peşinde koşma.

Ancak MGTOW bu geçici süreli keşiş modunu büyük ölçüde aynı şartlarla hayatın sonunda kadar uzatma üzerine kurulu.

Çünkü kendini geliştirmek için harcanan eforun karşılığında alınacak olduğu düşünülen şeyin (kadınların ilgisi başta olmak üzere sosyal statü yükselişi) bu efora değmeyeceğini, kişinin gelişmeyi diğer insanlara endekslemek yerine tamamen kendi istekleri ve kendi uygun gördüğü gerekçeler ile beslemesi gerektiğini düşünüyorlar.

Erkeklerin hayata düşük statüde başlayıp kafalarını kullanırlarsa giderek yükseldiğini, kadınların ise zaman geçtikçe statülerinin düştüğünü, bu yüzden evlenmek, uzun süreli ilişki vb. pratiklere “dezavantajları avantajlarını fazlasıyla ezen şeyler” olarak bakıyorlar.

MGTOW kadınlarla sekse karşı değiller, ancak bunu duş almak, 6 ayda bir dişçiye gitmek gibi bedensel bir ihtiyaç olarak görüyor ve bu “ihtiyacı” kendilerini birilerine ispatlamak için çalışmak yerine, çok daha pratik ve gerekirse finansal araçlar kullanarak giderme yoluna gidiyorlar. Bunlar tek gecelik ilişki, fuck-buddy ve/veya fuhuş şeklinde olabilir.

MGTOW felsefesinin düzgün uygulandığı zaman yarattığı değer gerçekten şaşkınlık verici.

Öte yandan MGTOW felsefesini takip ettiğini gözlemlediğim bireylerin büyük çoğunluğu bu felsefeyi hayattaki başarısızlıklarını düzeltmemek için bahane olarak kullanıyor.

Daha çok oyun oynayabilmek, daha çok cips yemek, daha çok dondurma yemek, tüm dizilerin tüm sezonlarını izlemek, hepsinin forumlarında sağı solu trollemek.. bunu yaparken de “abi ne gerek var yea…” modunda takılmak.

Burada olduğundan şüphelendiğim şey şu – hayata tersten bakıyorlar.

“ben ulaşmak istediğim şey için çabalamalıyım, onu kovalamalıyım”. Ulaşmaya çalıştığı şey – diğer insanların kabulu ve takdiri. Yaptığı şey doğrudan bu sonucu alacak şeyler yapmak yerine doğrudan insanları etkilemeye çalışmak.

Diğer bir deyişle, yemek kabını koyup kedinin ona gelmesini bekleyeceğine mahallede kediyi kovalamaya çalışmak. Sonra kediyi yakalayınca “öeh zaten dandik bişeymiş lan bu” demek.

İncici piç

 

Gerçekten zengin olan insanların nasıl zengin olduklarını bir düşünelim. Bill Gates elinde Windows disketleriyle sokakta insanların peşinden mi koştu? Hayır. Yarattığı değer – herkesin kullanabileceği kadar basit ama yine de kuvvetli bir yazılım üreterek bilgisayarları herkesin evine soktu. Bu değer de insanların adeta parasını Bill Gates’e atmalarına sebep oldu.

Televizyonda hiç Apple Iphone reklamı görüyor musunuz? Yılda bir kere yeni ürün çıkardıktan sonra Apple başka bir tanıtım, promosyon vs yapıyor mu? Hayır – çünkü ortaya koydukları değer zaten milletin sabahın köründe magaza önünde sıraya girmesini sağlıyor.

İnsani statü de buna benzer bir şey. Siz birey olarak ortaya ne gibi bir değer koyuyorsunuz? Aileden zengin olmak bile bir değer. Çünkü başka insanların o kaynaklara erişimini sağlama potansiyeliniz var. Fakir bir insanın nasıl bir değere erişim sağlama potansiyeli olabilir? Kendi ürettikleri, söyledikleri, yazdıkları – veya genetik olarak (güzel-yakışıklı-sağlıklı-zeki).

Parayı kovalamak size para kazandırmaz. Değer yaratmayı kovalayın, para zaten kendiliğinden gelecek.

İnsanları kovalamak sizi onların gözünde değerli yapmaz. Değer yaratın, zaten insanlar size kendiliğinden gelecek.

MGTOW eğer zaten düşük olan değerinizi yükseltmemek için kullanılan bir kalkan, bir bahane ise, o zaman çok yazık.

Eğer gerçekten kendinizi hatta insanlığı ileriye götürebilecek bir değer yaratabilmek adına dünyevi zevkler, zaman ve kaynaklarınızı boşa harcatacağını düşündüğünüz ilişkiler ve sosyal sorumluluklardan uzak duruyorsanız, bir sonraki Tesla olabilecekseniz o zaman yola devam – tüm iyi dileklerim sizinle.

MGTOW iyi bir fikirken bir “vazgeçme hastalığı”na dönüşüyorsa, işte bakın bu dramdır.