Narsisistik Anne

Dırdır postlarında incelediğimiz ve ekseriyetle kadınların hiyerarşi ve statüyü anlama aracı olarak kullandıkları dırdır’ın anne-cocuk ilişkilerinde nasıl oluştuğundan bahsetmiş

Narsisistik anneler ve kızları.

(bkz: anasına bak kızını al)

evlenmeden önce insanların eşlerini değil, müstakbel eşlerinin anne babasını iyice tanımaları lazım. Zira onlardaki problemler ve olumlu yanlar doğrudan çocuğa yansıyor 20+ yıl boyunca.

Öncelikle narsisistik annenin belli başlı karakteristiklerini sayalım :

1-yaptığı ve söylediği her şey kendisi tarafından reddedilebilir, yalanlanabilir, açıklanabilir. 

Her zaman bir bahanesi vardır. Her zaman bu bahane görünürde iyi bir niyetle sarmalanmıştır. Eleştirileri ‘sizin için endişelenmesinden’dir.
Sadece kızı için en iyi olanı ister.

Çoğu zaman sizin doğrudan yetersiz olduğunuzu söylemez. Onun yerine sizi başkasının cocuguyla, kardeşinizle kıyaslar. Bunu da doğrudan yapmaz, sadece diğer kişiyi ne kadar begendiğini başarılı vs bulduğunu söyler. Yetersiz hissetme kısmını zaten siz tamamlarsınız kendiliğinizden.

Hatta bu gizli agresiflik öyle bir noktaya gelir ki sürekli olarak endişeli ve “nerede hata yapacağım acaba” hissiyatıyla yaşamaya başlarsınız. Özgüven inşa etmek imkansız olur.

Işin kötüsü, anneniz dışarıdan bakıldığında çok iyi bir annedir. Ancak birazdan ayrıntılandıracağım gibi zaten narsisistik kişilerde diğer insanların takdiri çok önemli olduğu için yaptığı ve söylediği şeyler başkaları tarafından ayıplanmayacak şekilde ayarlanmıştır.
Annenizle ilgili kötü tarafları başkalarına anlatmaya çalıştığınızda insanlar sizin deli olduğunuzu düşünür. “sorun annede değil sende” derler.

Hatta narsisistik bir anneyle büyüyen cocuk sorunun kendisinde olduğuna o kadar inanmıştır ki, annesini başkalarına karşı ölesiye savunduğu bile görünür.

 

 

 

 

2-sınırlarınıza saygı duymaz 

sizin yerinize, sizin için kararlar ve sözler verilebilir.
“aa tabi ayşe yapar ne olacak ki” diyebilir sizin aslında yapmak istemediğiniz ya da yapamayacağınız bir şey için.

Kendini iyi göstermek için sizin işiniz, statünüz, tanıdıklarınız vs rahatlıkla kullanılabilir ve sizin adınıza sözler verilebilir. “tabi yeğeniniz hemen yollasın cv’sini ayşe verir patronuna”

eşyalarınız başkalarına hediye edilebilir, cocukken kardeşlerinize “ama o ağlıyor paylaşman lazım” vs diyerek oyuncaklarınız yemeğiniz vs hibe edilebilir.

Özellikle çocukken özeliniz olmaz. Odanız karıştırılır, telefon/günlük/bilgisayar vs gibi şeyler kurcalanır. Büyüdükten sonra doğrudan soramaz ama sinsice bilgi toplamaya çalışır hakkınızda.

Siz bir birey değil, annenin bir uzantısı, 3. Bir kolu gibi görünürsünüz ona.

 

3- adam kayırır. 

Narsisistik anneler birden fazla cocukları oldugunda bir tanesini kendileriyle özdeşleştirir ve onu “altın cocuk” seçer. Diğer kardeşler de asla altın kardeş kadar iyi olamayacak olan cocuklar olarak kalırlar.

Altın cocugun tüm ihtiyaçları giderilir, tüm problemleri çözülür ve suç asla onun değildir.
Günah keçisi cocuklar ise ihtiyaçları karşılanmadığı gibi, altın cocugun ihtiyaçlarının karşılanmasında aktif rol oynamaya mecbur bırakılırlar. Altın cocuk olan abisinin ödevlerini yapmak zorunda bırakılan kız kardeş mesela. Altın cocuk abi goygoyla tembellikle geçirdiği zamanları annesinin yardımıyla meşrulaştırır. Sorumluluğunu yerine getiren ve abisinin kayrılmasına yardım etmek istemeyen kız bencillikle suçlanır, utandırılır.

Burada önemli olan şey altın cocuk ya da günah keçisi cocuk değil, annenin kendini üstün hissetmeye devam edebilmesidir. Altın cocuk sadece anneye itaat ettiği ve onun istediği gibi olduğu sürece (başarılarıyla övünebileceği sürece) altındır.

Dırdır postlarında bahsettiğim narsisistik annenin kız ve erkek cocuklara karşı olan tutumundaki fark burada çok belirgindir.

Erkek cocuk genellikle altın cocuk seçilir. Kız cocuk günah keçisi.

4-baltalar. 

Başarılarınız sadece onun övünebileceği oranda önemlidir. Onu iyi gösterecek şeyler süper, onu iyi göstermeyecek şeyler önemsiz ve geçiştirilebilir şeylerdir.
Hatta sizin ilgi odağı olacağınız olaylarda (mesela düğün) kendi varlığını mutlaka göstermek için aşırı hareketler yapabilir, kavga çıkarabilir, veya erken ayrılarak ilgi odağı olarak kalmanızı engellemeye çalışır.

Aslında sizi desteklemediği işlerde başarılı olduğunuz takdirde kendi “fedakarlıkları”nı öne çıkararak o olmasaydı bunları asla yapamayacak olduğunuzu göstermeye çalışır. Kendisi cocukları için kendini feda etmiş bir şehittir, siz de bundan faydalanmış ve meyvesini haksızca yiyen bir fırsatçı. Tabi bunları da açıktan söylemez – her zaman “ben öyle demek istemedim” açıklamasıyla kurtulabileceği şekilde formülize eder.

 

 

5-küçük görür. Alçaltır

ne yaparsanız yapın, hep başkaları haklıdır. Sizin mutlaka bir kusurunuz vardır.
Çocuklugunuzdan bahsederken “sen ne yaramazdın. Cok ugrastık seninle. Bazen delirtiyordun beni” gibi şeyler diyerek kendi zorluklarını öne çıkarırken sizin ideal bir evlat olmadığınız mesajını verir. Buna karşı bir şey diyemezsiniz zira o asla “öyle demek istememiş”tir ve siz “fazla hassasınız”dır. Zaten “cocukken de küserdiniz böyle”.

6- sizi akıl hastası gibi gösterir. 

Size yaptığı bir istismara dair çok net anılarınız olmasına rağmen siz bunu dile getirdiğinizde asla bunu kabul etmez ve bunu uyduruyormuşsunuz gibi bir tavır takınır. “hayır ben asla böyle bir şey yapmadım” dan tutun “benden nefret mi ediyorsun böyle yalanlar uyduruyorsun”a kadar varacak karşı suçlamalara kadar konuyu yalanlamaya çalışır.
Sinsice gaslighting yapar. (bkz: gaslighting)

7-kıskançtır. 

Sizin sahip olabildiğiniz şeyleri kıskanır. Özellikle kızlarının diğer erkekler (ve babaları) ve gelinlerinin oğulları üzerindeki cinsel etkisini kıskanır. Cocuklarının evliliklerini bozmak için çaba sarfeder.
Kendi eşini damadıyla kıyaslar, kızı ve eşine psikolojik istismar yapar (ama damadını el üstünde tutar, asla haksız bulmaz)
eğer oğlu ve gelini varsa gelin asla oğlu için yeterince iyi değildir, gelinin ailesi asla kendi ailelerine yakışan bir aile değildir. Otomatikman günah keçisi olurlar.

Yine özellikle kız çocuğun başarılarını önemsizleştirme veya kendi fedakarlıkları sayesinde olduğunu göstermek için çaba sarfederler.

8-yalancıdır. 

Ufak yalanlar. Büyük yalanlar. Sayılacak gibi değildir yani yalanları.

Dışarıya karşı yalanlarını dikkatli söylerler ve çoğu zaman meşrulaştırılabilir ya da reddedilebilir yalanlar söylerler. (bkz: plausible deniability) en sevdikleri taktiktir.

Size karşı yalanları daha dikkatsizdir. Zira burada bir “sana yalan söylüyorum, sen yalan söylediğimi biliyorsun, ben de bildiğini biliyorum ama bu konuda elinden hiç bir şey gelmeyeceği ve ben seni sallamayacağım için sana dikkatli yalan söyleme zahmetine girmeye gerek görmüyorum” hissiyatı yatmaktadır.

Ancak yüzeyde elbette ki bu da diğer istismarları gibi daha sosyal olarak kabul edilebilir kılıflara sokulabilecek şeylerdir. Her türlü “yırtar” yani.

9-ilgi odağı olmak zorundadır. 

Kocası ona bakmak ve rahat ettirmek zorundadır.
Cocuklar söylediğini tam olarak yapmak zorundadır.
Aksi takdirde (bkz: winter is coming).

Üzücü olaylar olduğunda önemli olan annenizi nasıl etkilediğidir.
Mutlu olaylar olduğunda önemli olan annenizin nasıl bunda payı olduğudur.
Eğer kendine henüz bir pay çıkaramıyorsa bundan sonrası için kendini iyi gösterecek planlarını açıklar.

Anne yaşlandıkça kendini kurban pozisyonuna kolayca koyabileceği durumlar arar. Sağlığına dikkat etmeyerek hastalıkla ilgi çekmeye çalışır.

10-duygusal vampirlik yaparlar. 

Üzüntünüz ve hayalkırıklıklarınız onun beslenmeyi en sevdiği şeylerdendir.
Sizin kötü durumda olmanız onu üstün ve daha iyi gösteren bir şey gibi gelir. Bu yüzden de sizi üzmek ve tepki alabilmek için manipülasyonlar yaparlar.

11-aşırı savunmacıdır. 

Herhangi bir eleştiri, serzeniş, suçunu gösterme gibi hareketler sert ve kati direnişle karşılaşır, manipülasyon yaparak eleştiri kaynağını suçlu göstermenin yolunu bulur.

Hata onda değil sizdedir.

12-korkuyu kullanır. 

Korku yaratan sözlü istismara ek olarak (ne zaman hata yapıcam ve beni kötü hissettirecek korkusu) fiziksel istismarda da bulunur. Bu klasik cinsel istismar ya da darp şeklinde olmaz. Genellikle sosyal olarak kabul edilebilir şekillerde ve reddedilebilir bir biçimde olacaktır.

Örneğin hastayken okula gitmeye zorlanırsınız. Ayagınız vuran ayakkabıyı giymeye zorlanırsınız.

Ya da altın cocuk size fiziksel istismarda bulunurken araya girmez ve fiziksel acı çekmenize izin verir.

13-çocukça davranır. 

Istediği olmadığında vurmaya çalışır, kendini camdan atmaya çalışır, eşya kırar, bagırır. 3-4 yaşında cocugun yapacağı türden tantrumlar parlamalar gayet rutindir.

14-size ebeveyn sorumlulukları yükler. 

Küçük sayılabilecek bir yaştan itibaren kendi işinizi kendiniz görmek zorunda kalırsınız.
Pratik, ekonomik, sosyal, manevi ihtiyaçlarınızı karşılamaktan bir nevi tiksindiği için bunları mümkün olan ilk anda size yıkarak sizi “hayat karşı hazırlar”.
Bazı durumlarda küçük kardeşe ya da yaşlı akrabaya bakım sorumluluğu yükler.
Part time işlerde çalışıp giysi vs gibi şeyleri almanızı bekler.
Sizin bu yükten dolayı yaşadığınız duygusal zorluklar önemsenmez.
Siz büyüyüp yetişkin oldugunuzda da ona bakmanızı ona ebeveynlik yapmanızı bekler.

15-özür dileyemez. 

Özür dilemesi gerektiği durumlarda bile tam bir özür dilemez. “böyle hissettiğin için üzgünüm” “eger böyle davrandığımı düşünüyorsan üzgünüm” ya da “üzgünüm ama bu konuda artık bir şey yapılamaz” gibi özür gibi görünen ama aslında karşıdakinin davranışından duyduğu hayalkırıklığını ifade eden tavırlar takınır.

Asla hatalı olamayacağını inandığı için asla özür dilemek zorunda olduğunu hissetmez. Hatalı olan ve yok yere hassas davranan kişi karşıdakidir.

16-başka insanların hisleri olduğunu düşünmez.

Solipsizmi doruklarda yaşar. Sadece o vardır evrende. Sadece onun hissetikleri ve etrafta olan bitenin onu nasıl etkilediği vardır. Karşıdakinin de eşit derecede geçerli ve değerli bir ruh halinde olabileceği düşüncesi aklından geçmez. Bunları hesap ederek hareket etmez. Empati yoksunluğu gösterir (bkz: psikopati) den farkı yanlış-doğru ve sonuçların farkındadır. Kurallar olduğunu ve bunların onu da etkileyeceğini bilirler. O yüzden istismarları asla gerçek ve zor sonuçlar doğurmayacak türdendir. Fiziksel şiddet, asla polisin karışacağı seviyeye çıkmaz. Karşıdan “dayakla disiplin” olarak görülecek seviyededir.

17- karşısındakini suçlar. 

Yaptığı kötü şeyler için sizi suçlar. “sizin yüzünüzden öyle davranmak zorunda kalmıştır”.
Başınıza gelen kötü şeyler için de sizi suçlar. Erkek arkadaşınız sizi terk etmişse sebebi “senin dediğin bir şeye takılmış” olmasıdır.

18- belki de en önemlisi , ailevi ilişkileri mahveder. 

Narsisist anneyi idare eden daha güçlü bir figür (baba) yoksa (ya da baba da anne tarafından idare ediliyorsa) ailevi ilişkiler yüzeysel ve sosyal minimumu karşılayan görevler şeklinde olur.
Kardeşler arası ilişki özellikle yetişkinlikte iyice azalır. “altın cocuk” olan kardeş, annenin ona hayatı “easy mode” olarak sunmasından dolayı gerçek zorluklarla başa çıkamaz, buna ek olarak kendisine vadedilen muhteşem hayatı elde edemediği için kendinden de bir tiksinme bir utanma hissiyatıyla yaşar. O yüzden cocukluğunu “altın cocuk” olarak geçiren bireyler ileriki hayatlarında vasat bir profil çizerler.

Tüm cocuklar kendi ikili ilişkilerinde, yanlış inşa edilmiş özgüven (altın cocuk) ve inşa edilememiş özgüven (günah keçileri) sebebiyle büyük sorunlar yaşarlar. Erkekler şiddete meyilli olur. Kadınlar asla kendini güvende ve rahat hissedemez.

Narsisistik bir annenin kızından şu cümleleri duymak gayet rutindir :

“ben yeterince iyi değilim değil mi, o yüzden benimle x,y,z, olmuyor. O yüzden benim sözüm dinlenmiyor, beni sallamıyorsun. Çünkü ben sallanacak kadar değerli bir insan değilim arızayım di mi ben?”

hayatı boyunca öz annesi tarafından böyle hissettirilen bir kadın, en ufak can sıkıntısında yine bu hislere kapılacak ve erkek arkadaşı-kocası hiç bu şekilde düşünmezken “yeterince iyi değilsin” denmiş gibi suçlamalarla karşılaşacaktır. Erkekler için bu bir ikilemdir zira eğer “saçmalama hiç de öyle değilsin, ben senin yeterince iyi olmadığını düşünsem seninle birlikte olmam…” tarzında yaklaşsa kadının tehditlerine boyun eğmiş gibi görünecektir ; öte yandan bu saçma suçlamalara meşruiyet kazandırmamak için cevap vermeme yoluna giderse sessizliği yine bunu teyit etmiş gibi olacaktır.

Işin ilginç yanı, kadının annesinin narsisistik olduğuna dair bir çok işaret vardır, ve bunları bizzat kadın kendisi anlatır “annem böyle yapardı şöyle yapardı” vs diye. Ancak bunun tam olarak ne manaya geldiğini bilmeyen, ve sevgilisini “kurtarmak” ve hayatında belki ilk defa kahraman olmak isteyen erkek bunu bir uyarı olarak değil, fırsat olarak görecek ve bu ilişkiye daha sıkı sarılacaktır.

Açıkçası benim fikrimce insan hayatı bu tür bir dinamiği yönetmek için fazla kısa. Bu tür işaretleri gördüğünüzü hissettiğiniz anda gerçekten var olduklarını varsayıp ona göre ilişkiyi çok uzatmamak bencil de olsa yapılacak en mantıklı harekettir.

Bu hem kadın hem erkekler için geçerli. Annesi narsisistik olan bireyler sağlıklı ve mutlu ilişkiler kurma yetisi ellerinden alınmış, bu hakları çalınmış şanssız bireyler ne yazık ki.

Şimdi diyeceksiniz ki lan dalyarak bir tek kadınlar mı narsisistik oluyor ?

Hayır. Aksine psikologlara göre narsisizm 75% oranında erkeklerde görülüyor. Yani tüm narsisistlerin sadece 25%i kadın.

Peki niye uzun uzun kadınları anlattık?

Çünkü narsisistik erkekler aileyle kalma eğilimi olmayan bireyler. Genellikle anneyi ve bebeği bırakıp gittikleri için verebilecekleri zarar sadece “ortada olmayan, destek olmayan baba” rolüdür. Aktif olarak aileyle kalıp yıllar boyunca gün be gün zarar verme ihtimali çok daha düşüktür.

  • Kaynak : http://parrishmiller.com/narcissists.html – Yazarı bilinmiyor.
  • Kaynak 2: Bol miktarda 1. elden gözlemlediğim vakalar