Sosyal Fobi

Hayalgücünün gereksiz kullanımıdır.

Bir kaç sene önce psikosomatik tepkiler çıkaracak kadar (ellerde uyuşma, seğirmeler, sürekli 90-100lerde gezinen nabız vs) anksiyete bozukluğu geçirmiş birisi olarak diyebilirim ki “fake it till you make it ” yani diğer bir deyişle “gerçekten olana kadar oluyormuş gibi yap” düsturunun işe yaradığı şeylerin en başında gelir anksiyete.

Beynimizin hormonları vs kontrol eden kısmı (hipotalamus), bilincimizden (ön loblar) ayrı.

Bilincimizle vücudumuza yaptırdığımız hareketler, beynimizin hormonları vs kontrol eden kısmını etkileme gücüne sahip.

Mesela tırstığınız ve gergin geçmesinden korktuğunuz bir toplantı öncesinde tuvalete gidip, ayna karşısında vücut dilinizi agresif, rahat ve özgüvenli bir hale getirirseniz (dik durmak, omuzları geriye atmak, elleri önde kavuşturup vücudu korumamak – aksine vücudu saldırıya açık halde tutmak, hatta elleri kolları kaldırarak saldıran ayı gibi durmak vs) beyniniz “ha ok gerilecek bişey yok ” diye algılayıp adrenalini vs kısıyor, rahatlatıcı, mutlu edici hormonlar salgılıyor. Zira hipotalamus’un bilincin yaptığı gibi eldeki verileri değerlendirip şu şöyledir bu böyledir deme yetisi yok.

Ön loblar hipotalamus’a “olm bak durum bu, haberin olsun” şeklinde sinyaller yolluyor, hipotalamus da “o zaman şu şu hormonları salgılayayım” diyerek vücudu ya “kaçma-savaşma-hareketsiz kalma” moduna sokuyor ya da rahatlama moduna.

Başka bir örnek vereyim, trafikte mesela önünüze birisi atladı, ya da önünüze kırdı az daha giriyodunuz adama. Beyin hızla adrenalin vs salgılayarak adama kızmamıza ve küfretmemize sebep oluyor. Sonra o hormonlar doğal haline gelene kadar sinirli gergin oluyoruz.

Halbuki olay olduktan hemen sonra bilincimizde “ya bu adam önüme kırmasaydı ve ben 5 km sonra saniyelik bir farkla başkasına çarpsaydım, belki arka koltuktaki 4-5 yaşlarında iki kardeşin ölümüne sebep olsaydım… Oha olm ucuz yırttım lan” gibi bir düşünce geçirdiğimiz anda ön lob hipotalamusa “olm ucuz yırttın bak ne kadar kötü olabilirdi..” şeklinde bir sinyal yollayarak hipotalamusun “oh be” dedirtecek hormonları salgılamasına sebep oluyor.

Ancak buna aktif olarak müdahale etmezsek ne oluyor? Ön lob, hipotalamusa yanlış değerlendirmeler göndererek (bu kız beni kesin begenmez, dalga geçer… Vs) stres hormonları salgılanmasına sebep oluyor, bu hormonlar ön lob’un düşünme şeklini etkiliyor ve olay kısırdöngüye giriyor. Halbuki insan bu döngüyü kolaylıkla kesme yetisine sahip.

Bir çok insanın problemi rahatlamak için önce realitede rahatlamayı meşru kılacak şartların oluşmasını beklemek. “yeterince fit olursam…” “yeterince param olursa…” “yeterince güzel bir sevgilim olursa…” “şu sınavı atlatırsam…” “şu terfiyi alırsam…” “şu hastalıktan kurtulursam…” vs vs.

Halbuki vücuttaki stresi gerginliği kontrol eden hipotalamusun bunlardan zerre haberi yok. Tamamen ön lobun (ve reflekslerimizin) emrinde. Dışarıdan bir “tehlike var” sinyali gelince basıyor hormonu basıyor hormonu.

Bunu engellemenin en kolay ve etkili yolu da davranışları değiştirmek.

Önce hareket et, sonra analiz yaparsın.
Başına görünürde kötü bir şey mi geldi? Çok daha kötü bir şeyi engelleyen ufak bir sıkıntı olduğunu düşün, daha kötü olaydan yırttığını hayal et. Aşı olup tetanoz olmamak gibi yani.

Olay korksan da yapmakta.

Zaten cesaret dediğin de tam olarak budur. Korkusuz olmak değil, korkmana rağmen yapman gerekeni yapmak.