The Red Pill başlığındaki entrylerimin tamamı

Mesajla “ekşideki the red pill başlığındaki entrylerine ulaşmak istiyoruz” diyen arkadaşlar için. Önemli gördüklerim altta copy paste.

Format falan hak getire.


çok yanlış anlaşılmaya müsait bir şeydir. o yüzden yeni gelenlere “2 gün okuyup sağda solda konuşmayın tecavüzcü damgası yersiniz hayatınız kararır” derler.

red pill – blue pill hepinizin bildiği matrix modeli “güzel masallar mı acı gerçekler mi” sorusunda “acı gerçekler”i seçmeyi temsil eder. ve redpill genel olarak “manosphere” adı verilen çeşitli forumlardan sadece bir tanesidir.

acı gerçekleri kabul etmenin tıpkı ölümcül hastalarda olduğu gibi 5 aşaması olduğuna dair açıklamalar var.

1-kabul etmeme. yadsıma. yok öyle bişey deme. (bkz bir üstteki entry)
2-kızgınlık. sorumluluk alarak neyi yanlış yaptığını anlamak yerine karşıdakini (kadınların tamamı) suçlamaya başlama (bkz bir üstteki entry’nin hedef aldığı kitle)
3-pazarlık. “ya tamam haklı oldukları yanlar var, ben işime geleni, yapabildiğim kadarını yaparım, hayatım süper olmasa bile 1-2 gömlek iyileşir.
4-depresyon. “en anlamı var ki? hiç kimse beni istediğim şekilde sevmeyecek. asla istediğim gibi mutlu olamayacağım. mna koyayım böyle dünyanın”.
5-kabullenme. “tüm verilerin gösterdiği şey bariz ve kaçınılmaz. o halde buna adapte olmalıyım. ‘kendin gibi ol’ modeli takılıp vasat bir hayat yaşayacağıma potansiyelimi gerçekleştirmek için çalışmalıyım”

ve esasen red pill’deki 1000lerce “kızgınlık” mesajının arasında gerçekten kıymetli olanlar, 5. aşamaya gelip kendini gerçekten geliştirmiş insanların yazdıkları postlar.

felsefe, pratik bilgiler, taktik ve stratejiler sadece ve sadece 5. aşamayı aşmış ve bir süredir bu aşamada yaşayıp sonuç almış kişilerden alınmalı.

nasıl 3 ay önce ilk kez yumurta kıran birisinin yazdığı yemek kitabını okumuyorsak, 3 michelin yıldızlı şef’inkini okuyorsak, hayat felsefesi, kişisel gelişim ve benzeri konularda da ergen kızgınlığıyla yazılan şeyleri baz almamak lazım.

red pill’i merak edenler gidip günlük reddit postlarını okumamalı. redpill’i merak edenler aynı sayfanın solundaki “new here?” başlığı ve altındaki “theory reading” kısmından başlamalı. ancak belli bir perspektif kazanıldıktan sonra genel günlük postların ne manaya geldiği anlaşılabiliyor.

peki bahsettiğim acı gerçekler ne?

acı gerçek şu :

“anneniz hariç hiç kimse sizi gerçekten sevilmeyi hayal ettiğiniz şekilde sevmiyor, sevmeyecek. sevmediği gibi eğer onlara herhangi bir değer yaratmıyorsanız sizi umursamayacaklar bile. eğer iyi genleriniz, paranız, ve/veya statünüzü yükselten özellikleriniz yoksa tüm insanlığın – ama en başta kadınların – radarında görünmez haldesiniz.

insanların sevgi adı verilen ama aslında beğenisi olan şeyi kazanmak için yaratmanız gereken değer için de kıçınızı sıkıp çalışmanız gerekiyor. değer yaratabildiğiniz sürece “var”sınız. değer yaratmayı bıraktığınız anda kendi değeriniz hızla düşmeye başlıyor. o yüzden en başta kendinizi düşünmeli, yarattığınız değeri de dikkatli paylaşmalısınız. erkek için gardını düşürmek, rahatlamak, güvende hissetmek gibi şeyler çok zor kazanılan ve genellikle geçici olan şeyler. hayat adil veya mutluluğu garantileyen bir yer değil. iyi şeyler bekleyenlere gelmez, kıçını sıkanlara gelir.”


ben size bu mevzunun çıkışını 10+ senedir uzaktan izlemiş birisi olarak anlatayım bu nerden çıktı nedir, niye bu kadar kavga çıkarıyor anlarsınız belki.

sene 1990’ların sonu. erik von markovik diye bi eleman var.
gençliğinde bizim bu dota 2’ciler gibi 31ci, dungeons and dragonscu, badak bi eleman.
önceleri sihirbazlık vs gibi şeyleri denemiş, ama o aralar kızlarla şansı yaver gitmeyince kafayı “olm ben bunu çözerim” diyerek 7/24 buna takmış bir arkadaş.

nam-ı diğer mystery.

bu eleman, her gece, los angeles’ta, hollywood’daki barlara clublara vs giderek süreki kızlara yazıyor, süreki reddediliyor, reddedildikçe analiz ediyor, şansı yaver gittikçe analiz ediyor ve belli bir pattern farkediyor.

bu pattern’leri tekrar edilebilir formüllere dönüştürüyor ve kızlarla şansı hayvan gibi yaver gitmeye başlıyor.

bunu yaparken de internet forumlarında, benzeri şeylere kasan diğer erkeklerle fikir alış verişi, teoriler, taktikler üzerinde konuşuyor, bunları deniyor, deneyimlerini diğer erkeklerle paylaşıyor.

sonra bu erkekler – ki ekseriyeti aynı bu erik lavugu gibi doğal olarak kızları kendine çekecek özelliklere ve becerilere sahip olmadıkları için bu işi bir mühendislik problemi gibi ele alan elemanlar – karşılıklı geliştirdikleri taktiklerin işe yaradığını görse de, neden işe yaradığını henüz bilemiyorlar.

gazeteci neil strauss’un yazdığı the game isimli ve mystery’nin 2000ler başında hollywood’da yaşadığı ve kendi gibi olan erkekleri bir nevi himayesine alarak eğittiği dönemle ilgili bir kitap yazıyor.

kitabı okuyan görecektir ki işe yaradığını anlattığı taktiklerin neden işe yaradığını hakkaten bilemiyorlar. bazı sığ açıklamaları var, ama derinlemesine, bilimsel sosyolojik vs açıklamaları yok. sadece “x-y-z hareketleri yapar, a-b-c şeyleri söylersen kızı yatağa atarsın, sonrası allah kerim” modeli takılıyorlar.
hatta sonrasında “rules of the game” diye taktikleri öğreten bir kitap daha yazıyor neil strauss. onda da mevzu çok sığ anlatılıyor.

neyse bu ilk kitap yazılıyor, meşhur oluyor, “pick up artist” cemiyetleri oluşturuluyor, badak erkeklere “bu işi böyle yaparsınız” diyerek radar’lara nasıl girecekleri öğretiliyor. hala var. “real social dynamics” vs. gibi seminerler veren şirketler var. elemanlar “olm ben kel şişman ve kızıl saçlıyım, ben yapabiliyosam sen de yaparsın” sloganıyla sürekli seminerler dersler veriyorlar.

ancak bu öğretilen taktikler sadece taktik. stratejik değil. kalıcı bir değişiklik vadetmiyor. vadedemez.

yani erkek bu taktikleri uygularken sıçarsa, uygulamayı bırakırsa, hop – baştaki haline dönüyor.

sene geliyor 2005 civarları. yer sosuave forumları.

bazı kafası çükünde olmayan akıllı ve meraklı erkekler “bu p.u.a. taktikleri nasıl oluyor da işe yarıyor” sorusunu düşünmeye başlıyorlar ve yine anonim internet forumlarında bu konuya dair onbinlerce postluk başlıklar açılıyor. bildiğin kollektif bir çalışma var yani.

yavaş yavaş, ama hakkaten yavaş bir şekilde bugün redpill’le ilk karşılaşan ve kızgınlık evresini atlatamayan oğlan çocuklarının yaptığı kuru gürültünün arasından cımbızla seçilerek üzerinde çalışılması gereken bazı genel geçer kaideler oluşuyor.

bu kaidelerin bazılarının zaten 2000 yıllık olduğunu fark ediyorlar.

kaideler oluşuyor dediysem, belki cinsiyetler arası dinamikler, tarih, felsefe, psikoloji, evrimsel biyoloji , insan hakları, erkek hakları, kadın hakları, feminizm vs gibi konularda elime ne geçirebilirsem okumuş ve iyisi kötüsüyle 50+ kitabı bitirmiş, sayısız forum postu, yine sayısız blog postu vs okumuş birisi olarak hala net bir şekilde tüm olayı toparlayan, özetleyen ve redpill ormanındaki 3-5 tane meyve veren agacı ortaya düzgünce koyan tek bir kaynağa rastlamış değilim.

bilgi hala çok dağınık.

ama bu dağınıklık sayesinde gelişiyor bir yandan. 45 yaşına gelmiş adamın tek bir postu, 100000lerce okuyucusu olan, 10000lerce post arasında sıyrılan bir cevher doğurabiliyor. bunu alıp not ediyorsun, sonra devam.

redpill erkekler açısından çok tatsız gerçekleri, çıplaklığıyla ortaya koymaya çalışan bir hareket. zaten ismi o yüzen kırmızı hap. mavi hapı al, mutlu mesut takılmaya devam et değil, kırmızı hapı al ve acı bile olsa gerçeği gör diyor.

o gerçeğin ne olduğu hala net değil ve sürekli de evriliyor. o gerçeği anlamaya çalışan erkeklerin (ve kadınların – evet hatırı sayılır miktarda kadın tarafından da bu felsefe benimseniyor) demografiği, normal toplum demografiğinden farklı değil.
gerçekten çok akıllı ve bilgili – bunları aktarabilecek kadar yazı yazabilen az sayıda erkek var.
akıllı ve bilgili olmasına rağmen kısa postlarla çok ufak konuları aydınlatan erkekler var.
büyük oranda akıllı ve kendinden önce gelen akıllı erkeklerin bulgularını çalışıp, anlayıp sonra onları geliştirmeye kalkanlar var,
bir de 3 gün okuyup hayatı çözdüğünü sanan, sağa sola saldıran, kadınları şeytanın tohumu gibi gören oğlan cocukları var.

sözlükte de var bu arkadaşlardan.

ve işin güzel tarafı bu faz gerekli. bu kızgınlık fazı gerçeği kabullenmenin bir aşaması sadece. redpill gibi yerlerde bu gibi kızgınlıkla dolu postları fazla görmenizin sebebi tıpkı x firmayla ilgili şikayetlerin, övgülere kıyasla daha fazla olması gibi.
mutsuz insanlar ses çıkarır.
mutlu ve bazı şeyleri aşmış insanlar böyle işlerle çoğu zaman uğraşmazlar.

o yüzden reddit’i açıp “oo bunlar ezik dotacılar” deyip kapatmak işin kolay yolu.
mgtow’cilere bakıp “oo bunlar kafayı yemiş ” demek işin kolay yolu.

mesela mgtow’cuların bir çoğu kadınlara kötü hisler beslemezler.
çoğunun mentalitesi aslında şudur :

“benim bir kadına ihtiyaç duyacağım yegane şey seks, geri kalan her şeyi kendim için yapabilirim. ama kadın benden seks harici şeyler de isteyecek ve ben onları ileride sağlayacakmış gibi yaparak onu kandırmak yerine, bunu yapmayacağımı baştan beyan ediyorum – bu da benim uzun süreli ilişkiler kurmamı engelliyor. belki benimle aynı şekilde düşünen bir kadına denk gelirsem farklı davranırım, ancak karşıma çıkanların neredeyse tamamı benimle aynı fikirde değil. o yüzden de ben aktif olarak enerjimi ve kaynaklarımı kadınlarla birliktelik kurma amacıyla harcamayacağım.”

bakın bu bir küsme, bir el çekme değil. bir saygı belirtisi. adam “ben evlilik ya da uzun süreli ilişki vs vaadiyle kimseyi seks için kandırmak istemiyorum, açıkça bunu baştan beyan ediyorum” diyor.
men going their own way demek adam ormana gidip kulübede yaşıyor demek değil.

ama işte bu yaklaşımı net bir şekilde ortaya koyan merkezi ve genelin kabul ettiği bir otorite, bir manifesto vs yok. o yüzden konuya aşina olmayanların 3-5 tane forum postunu okuyup “olm bunlar fetonun ışık evlerinde maklube yiyen lavuklar gibi yeeaa” demesi çok olası.

özetle redpill x – y- z zümreye düşman, takipçilerine a-b-c konularında tatkiklerle silahlandırmak gibi endişeleri olan bir felsefe değil.

tek cümlede özetlemek gerekirse, erkekler öncelikli olmak üzere tüm insanların toplumun ve insan türünün devamı için doğal avantajlarını maksimum düzeyde kullanmak ve potansiyellerini realize etmeleri için yol göstermeyi hedefleyen bir oluşum.

tekrar okuyun bak bunu.

insanların doğal – yani evrimsel süreç neticesinde miras olarak aldığımız –

avantajlarını – erkeklerin fiziksel gücü, problem çözme yeteneği ve isteği, kadınların besleyici koruyucu annelik rolü –

maksimum düzeyde kullanmak – daha iyi problem çöz, daha güçlü ol, daha dayanıklı ol, daha sorumlu ol, daha iyi bir anne ol, daha faydalı bir insan ol –

ve potansiyellerini realize etmeleri için yol göstermeyi – cılız mısın? agırlık kaldır. cahil misin, şu şu kitapları oku. hayatında bir yön mü yok? şu şu filozofları oku. paran mı yok, şunları öğren, bunları yap… –

hedefleyen bir oluşum.

ne kadar da dinlere benziyor aslında.

dinlerden farkı merkezden gelen ve tepeden inme değil, deneme yanılma yöntemi ile kollektif ve tümevarımcı bir şekilde, dayanabildiği yerde bilimsel verilere dayanan ve sürekli gelişen – değişen bir sistem oluşu.

ne erkekler kadınların düşmanı ne kadınlar erkeklerin.
problem, post modern dünyanın bazen salaklığından, bazen karlı olduğu için cinsiyet rolleri, hayat beklentileri ve “doğru olan” şeyleri bozarak bir kaç nesildir özellikle medya aracılığıyla pompalayarak (burada parantez açarak psikolojik sosyolojik tüm belden aşağı vuruşları daha çok mal satmak için istismar eden new york madison avenue’daki reklam ajanslarının afedersin amına koyayım. merak eden mad men izlesin, büyük ölçüde tarihi olarak tutarlı) bizlerin beklentisini çözmesi çok zor bir probleme dönüştürmüş olması.

evet uzun oldu paragraf – tekrar yazayım :

modern dünya, beklentilerimizi bozdu. beklentimiz yerine gelmeyince onu ikame ettirecek başka şeylere yönelmemiz kapitalizmin işine geliyor. kız bana bakmadı mı? gideyim daha pahalı bi araba alayım…

hani komplo yok yazmış yukarda birisi. var. ama merkezden yönetilen bir komplo yok. sadece kar etmenin en kolay yolu insanların zayıf noktalarını sömürmek. ufak ufak tüm aktörler bizi bu geldiğimiz noktaya getirdiler. 1 cm birisi ittirdi, 2 cm diğeri. evet yukarıdan tutup bizi 10 km öteye götüren bir komplocu üst akıl yok. ama işte toplayınca tüm post modern kapitalist aktörleri bizi getirdikleri nokta burası.

işin daha da acısı hepimiz bu makinenin hem dişlisi, hem yakıtı, hem atık maddesiyiz. yani bize yapılan bir şey yok. kendi kendimize yapıyoruz ne yapıyorsak.

böyle sikik bir ortamda, bazı bireylerin “mna korum böyle işin, bunun daha mantıklı akılcı bir yolu olmak zorunda” diyerek alternatif bir açıklama peşinde koşmasından daha doğal bir şey olamaz.

bunların çoğunun da işin kurallarını gördükten sonra kendini bu sistemden en fazla kar edecek şekilde pozisyonlaması da kaçınılmaz. o mu kurtaracak dünyayı? sikerler. adam keyfine bakar. maksimum 80-90 sene yaşayacak zaten. evrenin sikinde değiliz. ben ekmeğime bakarım diyerek takılıyor.

bak hayvan gibi yazdım kafadan. dağınık. elemanlar da böyle yazıyor işte. cımbızla alsan belki 3 paragraf adam gibi bilgi var burada. işte redpill de böyle. sen benim bu yazdığım entry’deki doğru noktalara odaklanmazsan yanlış mesajı alman kolay .

ama işte ben de senin doğru mesajı alıp almamanı sallamıyorum. o yüzden de 3 paragraf yazmadım. yazdıktan sonra başa dönüp editlemedim. yazdım tepeden, “yolla”ya bastım. yapıştır devam.


meriçlerin şu fonksiyonunu atlamamak lazım :

atm modeli koca arayan kadınları ayıklamaları.

yeterince meriç varsa, kendini geliştirmeye gerek duymayan, sığ ve öyle kalacak, solipsist, yaşlandıkça da çirkinleşecek kadınlar evlenerek potansiyel birliktelik havuzundan çıkmış olacaklar.

kafası çalışan adamın riskini azaltacaklar.

şahsen bu tarif ettiğim kadınlarla işim olmasını, kazara bile istemem.

öte yandan bu salakolar kendilerini ve evrendeki yerlerini o kadar bilmiyor, o kadar işlevlerinin (ve işlevsizliklerinin) farkında değiller ki, bu onları biraz tehlikeli yapıyor.

çünkü her kıskanç erkek tehlikeli olabiliyor.

realistik bakan adam “lan benim niye yok” diyerek kıskançlık ve nefretle dolup atıyorum eline tüfek alıp sağa sola saldırmaz kolay kolay. bilir çünkü hayatında olduğu noktanın en büyük sorumlusu kendisi. içinde kendini bulduğu şartların sorumlusu olmasa bile (doğuştan gelen dezavantajlar, kontrolünde olmayan travmatik olaylar, yaşadığı coğrafya vs) bu problemlere karşı nasıl tavır alacağı kendi sorumluluğudur – ve realistik adam bunu bilir.

ama meriç hepimizin üstte gördüğü gibi yeaeeaaa diye kendi hariç her yerde hata ve suç arar.

özetle bu erkeklerin akıllı ve realistik adamların asla bakmayacağı kadınlarla çift olması iki açıdan süper olay. hatta ataerkil toplumun bence çıkış noktası bu lavukların sağa sola saldırmasını engellemek üzerine. (bkz: ataerkil toplum/@skeptico)

büyük resmi gördüm.


nasıl mı bu kadar net konuşuyorum?

çünkü 15 sene önceki halim bu. ben de 15 sene önce boşluk gibiydim.

kırılgan ego, reddedilme korkusu, comfort zone’dan çıkamama, iyi bildiğim şeyleri tekrar etme, yatırım yaptığım fikir ve görüşleri ölümüne savunma, hata yapıyor olabileceğimi düşünmeme, confirmation bias.. ne ararsan.

fiziksel olarak var olan, sınırlar çizen ama yönlendirme açısından ortada olmayan bir baba,
aynı dertten muzdarip bir annenin pamuklara sararak kendini avuttuğu bir çocuk olarak toplumsal kurallar dahilinde yetişen, sonra aynı kuralları şansımın ve genetiğimin müsade ettiği en iyi seviyede uygulayarak sosyal açıdan başarılı bir yere gelmiş olmasına ve narrative’e 100% uymasına rağmen mutsuz bir şekilde orta yaşa ve alkolizm, oyun ya da başka bir müptelalığa doğru emin adımlarla ilerleyen birisiydim.

neden? çünkü bilinçli bir yönlendirme, bir akıl hocası olmadan yetişkinliğe girdim.
çünkü rol modelim yoktu.
çünkü rol modele ya da başka bir stratejiye ihtiyacım olduğu söylenmediği gibi, ihtiyacım olduğu söylenen stratejiyi uygulamakla meşguldum.

gel gelelim mutsuzdum işte.

mutsuzluk psikosomatik tepkiler gösterecek boyuttaydı hem de.

doğuştan “alfa” diye bir şey var elbette. ama bunlar ya kurumsalda ultra başarılı fakat kimsenin sevmediği karakterler (bkz: snakes in suits) ya da hapiste.

mevcut medeniyet alfa diye tanımladığımız dark triadları nadiren ödüllendiriyor. çoğu zaman da cezalandırıyor.

kendime dönersek burada bir seçim söz konusu idi.

ya akıntıya kendimi bırakıp bir çok hemcimsim gibi mutsuz bir hayatı obez, kalp hastası ve alkolik olarak sonlandırarak trilyarda bir ihtimalle elde ettiğim evrende var olma şansını çöpe atacağım,

ya da götümü kaldırıp bir şeyler yapacağım.

red pill’i mystery gibi roosh gibi pick up artist adı verilen şaklabanlarla karıştırmak ancak konuyla ilgili bilgisi tesadüfi ve ikinci el olan birisinin yapacağı hatadır.
ya da feminist falan olsa gerek bilemedim. aynı şey neticede. eheh…

ancak şu da bir gerçektir ki, erkeklerin bir çoğu için başarının ispatı, kadınların kendine olan ilgisidir. bir “başarımetre” gibidir yani. bunu inkar eden de gerizekalıdır.
çünkü genlerimiz bencil. çünkü genlerimiz sonraki kuşaklara aktarılmak istiyor.
hemen her hareketimizin arkasında bu güdü var.
çok nadiren irade, genetik mirastan baskın çıkıyor. baskın çıkınca da atatürk gibi, tesla gibi adamlar oluşuyor işte.

o yüzden kadınların ilgisizliği erkek için en temel mutsuzluk kaynağı olabiliyor. ,
bir çok erkeği red pill’e getiren de bu.

erkeğin bildiği sevme şekli fedakarca. sevgi görmek için bildiği en iyi yöntem fedakarlık yapmak. kendinden vermek. çünkü böyle sosyalleşiyor. bebekliğinden beri.
erkek gerekirse kendi hayatını feda edebilecek şekilde sosyalleşiyor.
bunun karşılığını alamadığı, sevgiyi bırak, saygı ve takdir bile göremediği zaman da mutsuz oluyor.

mevzu “kız tavlamak” değil. objektif bir şekilde konuyu önerilen esas kaynaklardan okuyan herkes görür.
hatta kız tavlamak 6 aylık bir pratikle çözülebilecek en kolay problem. mevzu değil yani.

esas mevzu insanların takdiri saygısı ve sevgisini doğal olarak ortaya çıkaracak bir insan haline gelmeniz.

karşınızdakini manipüle etmek kısa vadede işe yarar. manipülasyon yapmadığınız zaman işe yaramaz.
bakın zamanında ne yazmışım pick up artist’lerle alakalı . (bkz: #62017463)

insanları kontrol edemezsiniz. kontrol edebileceğiniz yegane şey kendinizsiniz.
bu fikir yeni değil. ta marcus aurelius’tan beri var. tüm dinlerde var. insanlığın ezelden beri bildiği bir şey.

bu bilgiler kolektif. 1 cümle oradan, 2 cümle buradan. sonra hepsi rehash. tıpkı muzik gibi

lennon: “all music is rehash”. playboy röportajı 1981.

ve red pill’in insan doğası hakkında 20 senedir pick up artistlerin deneye yanıla farkettikleri şeyleri david buss gibi evrimsel psikoloji uzmanlarının anlattığı cinsel dinamikler ile bağdaştırması zaten bir zaman meselesiydi.

kız tavlamak ile ilgili bilimsel gerçek tarafı sabit. bunu pick up artistler zaten defalarca test ederek teyit ettiler.
teorik kısmının takip etmesi dediğim gibi zaman meselesi.

o yüzden derdini bana değil, git david buss’a anlat. jordan peterson’a anlat ne bileyim. klinik psikolog olan onlar.

özetle red pill bir alfacı taklidi olmanızı değil, hayatın özellikle erkeklere ne kadar acımasız olduğunu göz önünde bulundurarak değerinizi artırmanızı öğütleyen bir… fikir kollektifi. felsefe bile diyemem.

şimdi bu stratejiler ve perspektif bana yıllar içinde neler kazandırdı (övünüyorsam ne olayım)

kariyer:
1. kariyerim – ulusararası kurumsal. bu sikik ekonomide bile gayet yerinde. fast track’te ilerliyor. normal işimin üzerine senede 5-6 kez y. dışında bir çok milletten insana eğitim veriyorum. maddi ve manevi olarak fazlasıyla doyurucu.
2. kariyerim – sanatsal. 4. müzik albümüm bu hafta mastering’den gelecek. 5. üzerinde calısıyorum. yaza onu da yayınlayacağım. ufak tefek produktörlük ve düzenli sahne işleri devam ediyor. maddi olarak düzensiz olsa da yıllık hesaplayınca güzel bir ek gelir, manevi olarak hayvan gibi doyurucu.
3. kariyerim – yayınlanmış 1 kitabım var. albüm işi bitince 2. kitaba başlayacağım.
henüz istediğim noktada değil. ama bunun sebebi sikik polisiye romanlar yerine sıkıcı konularla ilgili yazıyor olduğum için muhtemelen.

sağlığım:
5 yıldır checkuplar şahane çıkıyor. masabaşı çalışmaktan ve bol seyahatten kaynaklı 5-6 kilo fazlam var. (allahsız foursquare ve meşhur yerel lokantalar)

sosyal hayatım:
boş vaktimin çoğunu oğlumla geçiriyor olsam da (ergenlik loading, son iyi yıllarımız) gayet iyi.
detay verip dotacıları kıskandırmak istemiyorum 😉
yine de güzel kızlar eqlesin.

aile hayatım:
daha çok vakit ayırabilmek istemekle beraber ailem peşinde koştuğum şeylere saygı duyuyor ve destekliyor. kavgalı ya da küs olduğum kimse yok.

benim baktığım yerden gayet iyi görünüyor… bilemiyorum kesinlikle şikayet edemem.

sözlükte beni gerçek hayatta tanıyan arkadaşlarım var. yalanım varsa yazsınlar alta ne bileyim..


sosyal ve ekonomik tarafını anlattığını sanan ama konuyla alakası tesadüfi olan kişileri de açık eder.

bi boktan haberin yok atıp tutuyorsun.

(bkz: yanlış bile değil)

edit: gelmiş cognitive bias falan yazıyor.

yayınlanmış kitabım var dedim ya. hah işte o kitap komplo teorileri, misinformation taktikleri, demagoji, mantıksal safsatalar ve insanların niye bunlara inandığıyla ilgili.
tahsilim de bu alanla ilgilendiği gibi kişisel olarak da meraklı olduğum bir konu.
tereciye tere satmaya çalışıyorsun, üzülürsün.
6 06.04.2017 14:52 ~ 17:37 skeptico
(bkz: #67310407)
steam’de indirim kovalayan eziklerin “peçete eheheuh” diye güya dalga geçtiği şey.

steam’de indirim kovaladığın için fakirsin ve ful ücreti düşünmeden verip oyun alamıyosun.
azıcık kafanı kullansan düşünmeden bmw alacak para kazanacaksın ama.. bnane mnkym. anan baban düşünmemiş ben mi düşünücem.

http://prntscr.com/eth2ao
6 07.04.2017 10:28 skeptico
spoiler
9 07.04.2017 10:51 skeptico
niye bu konu “31ci ezikler”le karıştırılıyor net anlatayım.

internette bunu bulan erkeklerin 99%u travmatik bir ilişki sonrası buluyor.
kimse mutluyken hayatı iyi gidiyorken (ya da gidiyor sanarken) kalkıp değişme zorunluluğu hissetmez. bir çoğu zaten sorumluluğu almaz – orospu bana böyle yaptı – der bırakır. sonra aynı şeyi tekrarlar.

bu bilgi kolektifini bulan erkekler kendi gibi şeyler yaşamış erkeklerin hikayelerini, ve bunu nasıl aştıklarını okurlar.

hayatın, annelerinin anlattığı gibi olmadığını, çok farklı kurallar işlediğini, bu kurallara göre oynamanın da günde 4 saat bilgisayar oyunu oynayıp, ruffles ve kola ile beslenip vasat bir işte çalışmakla aynı yerde bulunamayacağını görürler.

kimisinin egosu bugüne kadar oldukları kişiye o kadar bağlıdır ki, bu iluzyon bozulmasın diye okuduklarını yalanlayabilmek için yırtınırlar. “31ci ezikler yeaa” tepkisi de budur. egosunu koruyor adam. bir müslümanın 9 yaşında evlenen ayşe hikayesini ilk kez duyduğunda inanmak istememesi gibi aynen.

kimisi ise mütevazi bir şekilde kendi gibi başlayıp olmak istediği türden adamlara dönüşmüş kendinden önce gelenlerin yazdıklarını söylediklerini okur, onların yaşadıklarından ders çıkarmaya çalışır.

kendindeki eksiklere objektif ve acımasızca bakar, sonra olmak istediği kişiyle aradaki boşluğu değerlendirip nasıl bir yol haritası izleyeceğini belirler.

daha dün reddit’te “bir tane kızı tavlamak için buraya geliyorsan siktir git. biz sana bir çok kızın sana ilgi göstermesini sağlayacak türden bir erkeğe dönüşmenin yolunu anlatabiliriz” diye bir başlık açmışlardı. kimbilir kaçıncı kez açıldı bu başlık.
sanıyor ki cocuklar bunlar 3-5 manipülasyon tekniği ve kendini sallayan kıza bu teknikleri uygulayınca kız kucagına düşecek.

hayır. kafayı çalıştıran adam bunun mümkün olmayacağını bilir zaten. ama modern erkek o kadar oğlan cocugu ki, steam’den oyun almak gibi sanıyor bunu.

kızın kendini niye reddettiğini anladığı zaman, o eski halini reddeden kıza karşı herhangi bir kötü his bile kalmıyor – çoğu “az bile yapmış kibar bile davranmış” diyor.

çünkü redpill’i bulan erkeklerin bir çoğu ilk geldiklerinde o kadar kötü durumda. ben şanslı azınlıkta hissediyorum kendimi, ama ben bile 3-4 sene önceki halimle muhattap olmazdım heralde bugün. ve memnuniyetle gördüğüm şey gidecek dünya kadar yolum olduğu.

özetle – bu bir “xyz numarayı yap kızı kap” oyunu değil.
bu bir manipülasyon tekniği değil.
bu bir kimlik siyaseti değil.
bu bir “sen alfasın sen betasın” zümreleştirmesi değil. bunu yazana götüyle gülüyorlar.

bu “hayatta bulunduğun noktada olmanın tek sorumlusu sensin. başına gelenlerin sorumlusu olmasan bile (ki çoğu zaman yine sensin) bu duruma nasıl tepki vereceğinin yegane sorumlusu sensin. bu sorumluluğu alıp, yapılması gereken şeye taş gibi bir objektiflikle bakıp sonra bunu yapmak zorunda olan da sensin. yoksa bu sikik hayatın iyileşmeyecek. kimse sana elini uzatmayacak. hatta insanlar seni engellemek için çalışacak. bunu aşabilirsen, mutluluk senin olacak. aile de kursan, tesla da olsan bunun için çalışmış ve bunu kendi şartlarınla gerçekleştirmiş olacaksın. başkasının isteklerine boyun eğmiş olarak değil.”


hala amacı afedersiniz “am” diyenlerin uzun uzun analiz kastığı şey.

“am problemi” adını verdiğiniz şey 6 ayda çözülüyor. çoğu zaman daha az.
bahsetmeye değer bir problem bile değil.

“am problemi” bir semptom.

esas problem bir erkek olarak doğduğunuzda değersiz bir insan oluşunuz.
değer yaratmadığınız sürece erkek olarak kanunun zorla dayattığı insan hakları harici hiç bir sempati, haklılık, özgürlük, anlayış vs görmeyeceğiniz.

bakmayın feminist solcu saçmalıklara, insanoğlu eşşek gibi yarattığı değer üzerinden ölçülüyor.
o değeri de başkaları belirliyor. sistem bunu ödüllendiriyor.
bunun aksini söyleyen de ya romantiktir ya saftır ya da yalancıdır.

kısır kadınlara, doğurganlığı geçmiş kadınlara sorun nasıl değersizleşiyorlar birden toplum gözünde. nasıl gençliklerindeki “rockstar” hayatından bir anda iniveriyorlar görmezden gelinenler arasına.

flaş haber – tüm erkekler oradan başlıyor işte. zengin aile cocugu erkekte bile performans yükümlülüğü var. o bile performans göstermezse “mirasyedi” diye aşağılanıyor.
geri kalanlar da ancak götünü kaldırırsa “rockstar” oluyor.

bu sikik bir düzen evet. ama böyle. ben doğduğumda da böyleydi, ölürken de böyle olacak. sebeplerini de burada uzun uzun anlatmaya pazartesi günü mesai esnasında ayıracak vaktim yok.

insanların söylediklerine değil, yaptıklarına bakın.
söylenenlere göre herkes sevgi kelebeği, herkes insan haklarına saygılı, herkes adil.
ama gel gelelim her gün bebekler ölüyor bu sikik dünyada. nasıl iş bu?

bak bir kere “am problemi” dedim mi?

derdi sadece bu olanlara satış yapmak için hazır bekleyen sürüyle üçkagıtçı var elbette. bunlar zayıflama çayı, bel inceltme hapı, bölgesel incelme esansı satanlarla aynı türden insanlar. talep olduğu sürece arz da olacak.

ama sen hala kendini iyi hissetmek için bir çok eski ve akıllıca felsefeden beslenen bir şeyi “31ci ergenlerin mala vurmak için kullandığı manipülasyon”a indirgemeye çalış.

anca mizah oluyorsun böyle yaptıkça.


çizerek de anlatılmıyor ki…

x kişinin onayı önemsiz.
kişi başarılıysa genel olarak takdir görecektir. talep görecektir.

x kızın seni reddetmesi önemsiz.
y şirketin seni işe almaması ya da işten atması önemsiz.
genele baktığında neredesin?

tüm kızlar reddediyorsa problem var.
hiç bir işe giremiyorsan problem var.

ama yazdığın 20 tane kız içinde atıyorum 2 tanesi reddetti, bu sana olan talebi gösteriyor.
işten atıldıktan sonra 1 sene boşta kalmadın da 1 ay sonra yeni işe başladın, bu senin becerilerine yarattığın değere olan talebi gösteriyor.

hem okuma, hem anlama, hem de laf sok.


cımbızlamaksa ben de yaparım. hem de çok daha kolay yaparım. feministlerin agzı yeterince frensiz nasılsa.

ı feel that ‘man-hating’ is an honorable and viable political act, that the oppressed have a right to class-hatred against the class that is oppressing them. robin morgan, ms. magazine editor

ı want to see a man beaten to a bloody pulp with a high-heel shoved in his mouth, like an apple in the mouth of a pig. andrea dworkin

the more famous and powerful ı get the more power ı have to hurt men. sharon stone

men who are unjustly accused of rape can sometimes gain from the experience. catherine comins

gerçeği reddetmeye çalışmak ilk tepki. daha önce bu türden köklü bir perspektif değişimini ateist olurken yaşadığım için kendimi ve bildiklerimi sorgulayıp, kabaca redpill adı altında tarif edilen tatsız gerçekleri objektif değerlendirmek ve yaptığım hatalarla yüzleşmek bana çok da zor gelmedi.

bu sayede zaten kızgınlığım geçti. yoksa en kolayı egomu korumak ve suçu bugüne kadar bana “yanlış yapan”lara atmak olurdu.

şunları kabul etmek kolay değil .
(bkz: erkekler ne ister/@skeptico)
(bkz: bir kadının seni çok seviyorum demesi/@skeptico)

ama malesef çocukluğumuzda yaşayamadığımız “yetişkinliğe geçiş” süreci bunu çok sonra zorla öğrenmemize sebep oluyor. bazısı başına gelse de anlamıyor.

benim söylediklerim yıllar süren değerlendirme, deneme yanılma neticesinde çıkan şeyler. 2 hafta önce okuyup getirip yazdığım şeyler değil.

ha beni sallamayın zaten, ben size kaynaklarımı yazıyorum. x konuda kaynak isteyene de listeden veriyorum kitap ismini.

şu kitapları defalarca entrylerde mesajlarda önerdim, bilmem kaç kişi okudu :

https://www.amazon.com/…words=desire evolution buss

https://www.amazon.com/…ords=myth of the male power

https://www.amazon.com/…-1&keywords=manipulated man

https://www.amazon.com/…ords=thinking fast and slow

https://www.amazon.com/…71&sr=8-3&keywords=zimbardo

https://www.amazon.com/…2&sr=1-1&keywords=iron john

sadece şu bir kaç kitabı okumak bile muazzam bir perspektif kayması yaratır.

insanların rasyonel, ahlaklı ve fedakar olmadığı,
içgüdülerin sanıldığından fazla ilişkiler ve hayatta rol oynadığı,
sistemin vitrinde erkeği güçlü gösteren ama içeride ipleri kadınların tuttuğu bir şekilde kurulu olduğu,
erkeklerin nasıl giderek daha kötü sosyalleştiği ve niye mutsuz olduğu 1 aydan kısa sürede okunabilecek kitaplarla görülebilir.

kayıp vaka diye bir şey olmaz. senin gibilerin kayıp vaka dediğin görmezden gelmeye çalıştığın erkekler bundan fayda görüyor işte. sana beni şikayet eden mesajların 10 katı bana sizinle ugrasmamamı çünkü amacının makul fikir alış verişi değil, aşağılama olduğunu söyleyen mesaj geliyor.

kadın erkek tavsiye isteyen ve bundan fayda gördüğünü söyleyenler çok daha fazla.
bunların çok çok az bir kesimi “abi nası karı düşürürüz” temalı mesajlar. böyle gelenler de 99% cevap alamıyor zaten.

64 sayfa mesaj var bugün itibariyle.

işin güzel yan ne biliyor musun?

işin güzel yanı, bu erkeklerin etrafındaki kadınlar da fayda görüyor. hatta meyvesini onlar yiyorlar.
çünkü sen istediğin kadar kızgın ergenlerden cımbızlama yap, buradaki esas mesaj bu değil.
kimse kimsenin düşmanı değil.
bazen göte göt demek düşmanlık değil.

(bkz: kadın düşmanlığı/@skeptico)

win/win yani.
yani bize win.
sen loser takılmaya devam ediyorsun mızmızlanarak.


şuna hastayım bak.. “zamanında tekme yemiş erkeklerin…”

yarraam.. sen hasta olmadan doktora gidiyor musun?
şişkolaşmadan diyet yapayım diyor musun?
merdiven çıkınca öksürmeden sigarayı bırakayım,
paran bolken “ya benim başka iş yapmam lazım” diyor musun?

mutlu mesut takılan insan zaten değişmek gibi bişeyle uğraşmaz ki?

ayda 2 kez sadaka seksi yapabilen atm modeli koca olmayı, takdir görmeden, dırdır dinleyerek hayatını geçirmeyi normal sanan milyonlarca zavallı adam yeterince mutsuz olmadığı için, daha iyi bir seçeneği olduğunu bilmediği ve kendine bunu reva gördüğü için değişmeye ihtiyaç duymuyor- ama siz bunları “kazanan”,

“lan olm burda saçma bişeyler var” diyerek oturup düşünen kafa yoran, hayatını bariz bir şekilde bir çok açıdan upgrade eden adamlara “kaybeden” diyorsunuz.

beyin yerine bonibon mu taktırdınız naptınız anlamıyorum ki?


olm anlamadığınız şey şu:

size hayatınız boyunca duvara çivi çakmak için gerekli araç tahta yemek kaşığı denmiş.

birisi de kalkıp hayır bu iş için çekiç daha uygundur çünkü çelikten yapılmış, daha ağır, vs. diye alternatif bir araç gösteriyor.

çekiç bir araç. çivi de çakarsın, yumurta da kırarsın kafa da patlatırsın. çekiç burada belirleyici değil. çekiçle ne yaptın o önemli.

redpill gözlemleri ve belli problemlere olan çözüm önerileri çekiç gibi.

senin kendini yükseltme amacıyla da başkasını manipüle edip çıkar sağlama amacıyla da kullanabileceğin araçlar.

çekiçli katil nasıl milyonlarca inşaat ustasını katil yapmıyor ise, redpill de kimseyi otomatikman kadın düşmanı vs yapmıyor.

nasıl çekiç kullanmanın güvenli ve verimli, üretken bir yolu yordamı varsa, öğrenilmesi gerekiyor ise redpill dahil her şeyin var.

senin gördüğün kadın düşmanı yorumlar kadar evliliğini bu sayede kurtaran adam hikayesi, hayatını yoluna koyan genç hikayesi de var. intihar eşiğinden dönen de var zengin olan da.

redpill sana öyle yap böyle yap demiyor. çekiç bu, böyle işler, ağırlığı uzunluğu budur diyor. artık onunla ne yaptığın senin sorumluluğun. ahlaki seçimler senin seçimin.


“red pill nedir fikrim var ancak tam olarak bilmediğimi belirterek başlamam doğru olur. ve itiraf edeyim, durumum vardı, ama okumadım.”

türkçesi “önemli olan doğru bir analiz değil, konuyu yukarı taşımak değil, benim fikrim”

ben ben ben ben ben ben ben


ne yazdıkları hakkında en ufak fikri olmayanların hala bıkmadan usanmadan yazdıkları konu.

baya şuursuzca kafanızda kurdugunuz şeye inanıp eleştirmişsiniz.

kuantum fizikçileri arasında cinlerden bahseder gibisiniz, başka türlü tanımlayamıyorum.

işin komiği hepiniz de “okumadım ama.. bilmiyorum ama… duymuştum…” gibi itiraflarla başlıyosunuz. 15 dakka baktınız çözdünüz di mi hepsini?

özgüvene gel amk. işte bunlar hep ana kuzusu yetiştirmenin prensesciliğin etkileri. herkes rockstar. herkes ceo. herkes oscar’lı.

red pill isteseniz de istemeseniz de büyüyecek, kabul edenleri artacak.
çünkü redpill işe yarayan, teorik ve pratik karşılığı olan bir kollektif.

ama önemli özelliği bu değil. en önemli özelliği bir “problem çözücü” olması.
alternatif yaklaşımlardan ikinciyi 5 katlayan bir etkinlikte problem çözücü olması.
red pill sayesinde hayatını eziklik istikametinden çıkaranlar bunun ispatı.

insanların mutluluğunu hiçe sayan ataerkil-feminist-kapitalist düzen var oldukça resme pembe gözlüklerini çıkarıp gün ışığında bakarak ona göre adapte olan insanlar da var olacak.

bir kere anladıktan sonra yukarda yazıldığı gibi “unsee” imkansız. bu başlık altında güya red pill’i eleştirenlerin yerenlerin saldıranların tamamı red pill’i onaylıyor haberleri yok.


red pill’in yegane amacı karı kız işleri mi?

kırmızı hap’ın ortaya koyduğu tezlerin hazmetmesi zor olduğundan bahsetmiştim. elbette bu gerçekleri, yanında getirdiği hayal kırıklığı ve sorumluluklarıyla birlikte kabul etmek herkesin üstesinden gelebileceği bir şey değil. egosunu korumak amacıyla kh tezlerini ölümüne reddetmek, ilk tepki.

bu reddedişlerin en kolayı ve popüleri de şu: 31ci şişko ergenlerin karı kız tavlamak için takip etmeye çalıştığı manipülasyon teknikleri.

bir çok erkeğin kh’ı karşı cinsle olan problemlerden dolayı bulduğu su götürmez bir gerçek.

ancak kh malesef bu sebeple gelenlerin önüne “bir dakika, eğer amacın sadece kız tavlamaksa onun için pick-up artist grupları var, oraya git” şeklinde bir duvar koyuyor. duvarda bir kapı var – ve üstünde yazan şu :

“senin aşk ve cinsel hayatındaki aksaklıklar bir problem değil, bir semptom. senin problemin doğana aykırı bir şekilde sosyalleştirilmiş ve potansiyelini gerçekleştirememiş olman. kariyerindeki, ilişkilerindeki, karşı cinsle olan ilişkilerindeki problemin kaynağı büyürken sana gösterilen yolun yanlış olması, sana anlatılan hayata dair kuralların yalan olması. perspektifini ve en temel anlayışını düzeltmeden hayatında hiç bir şey değişmeyecek, yine mutsuz olmaya devam edeceksin. “

hayatta elde etmek istediğin şeylerin doğasını anlamadan o şeyleri elde etmeye çalışmak aptallık. etini yiyip yiyemeyeceğin, karnını doyurup doyuramayacağı, seni öldürüp öldürmeyeceği, zehirleyip zehirlemeyeceği belli olmayan bir hayvanı avlamaya çalışmak gibi.

kh erkekler başta olmak üzere insanlara, mutluluğumuzun en büyük kaynağı olan diğer insanlarla olan ilişkilerimizle ilgili ataerkil–feminist düzen tarafından ustaca (veya salaklıktan) gizlenen gerçek kuralları göstermeye çalışıyor. “kendin gibi ol, seni sen olduğun sevecek birisi mutlaka var olacak” ya da “ruh ikizin orada bir yerlerde, onu bul” tarzı disney masalları anlatmak yerine bireyler arası çekimin nasıl işlediğini eldeki veriler ve deneyimlerle teorik ve pratik zemine oturtarak daha iyi anlaşılmasını, bireylerin de stratejilerini buna göre şekillendirmeleri gerektiğini anlatıyor.

300-400 yıllık hayal ürünü romantik fikirlere, insana gerçekte olduğundan daha üstün bir ahlak anlayışı atfederek inşa edilmiş ve neticesi evlilik dışı birlikte yaşama toplumda kabul görmeden önceki dönemlerde evliliklerin %50e yakının boşanmayla sonuçlanması, asla büyüyemeyip oğlan çocuğu olarak yaşlanan erkekler, her zamankinden daha çok psikolojik problemlerle boğuşan kadınlar, intihar eden erkekler olan mevcut ataerkil-feminist sosyalleştirmesinin hatalarını ve yalanlarını teker teker göstermeye çalışarak doğanın nasıl işlediğini açıklamaya çalışıyor.

tüm umutlarımıza rağmen tekrar tekrar ve kaçınılmaz olarak vardığımız neticeler kh’ı yutanlar için geri kalanlara göre daha acısız değil. hatta kh’a olan karşıtlığın en büyük sebeplerinden birisi olan kızgınlık safhası esnasında konuyla ilgili yazan, konuşan kişilerin yaptıkları hatalar bunun en büyük kanıtı. ama kendinize sorun, hayatınız boyunca size adeta bebeğe mama yedirir gibi yedirilen fikirlerin çoğunun yalan olduğunu öğrenmek sizi kızdırmaz mı? çektiğiniz acıların, geri döndürülemez hataların, kaybettiğiniz insanların ve hayal kırıklığının aslında önlenebilir olduğunu fark etmek, ama bu yalanlar yüzünden önleyemediğinizi, ormanın gözünüzün önünde yandığını ama bir şey yapamadığınızı çünkü kimsenin size “su ateşi söndürür” demediğini anlamak – sizi de kızdırmaz mıydı?

ikili ilişkiler, kariyer, okul, aile, saygınlık, seks – bunlarda yaşanan problemlerin hepsi birer semptom. bunları teker teker ele alıp nerede hata yaptığını, acımasız gerçekler ışığında nasıl değişmek gerektiğini açıklayan, bireyi yükseltmeye çalışan, mutluluğu yakalamasına yardım etmeye çalışan bir fikir kollektifine saldırıyı, aşağılamayı anlamak kolay, ama meşru görmek zor.

keşke kh sadece kız tavlama ile ilgili olsaydı. keşke asla istediğimiz gibi hayal ettiğimiz gibi sevilemeyecek olmamız, yarattığımız değer kadar değerli olduğumuz, sürekli bir rekabet ve toplam sıfır bir oyun içerisinde olduğumuz, mücadele içinde olduğumuz, belli şartları yerine getirmediğimiz takdirde yaşam hakkımızın bile önemsenmediği bir dünyada yaşamıyor olsaydık. bunun ne derece gerçek olmadığını bilen birisi olarak böyle bir dünyada yaşıyor olmamızı benden daha fazla isteyen kişi sayısı azdır.

ancak su ıslaktır, ateş de yakıcı.

biz ne kadar aksini dilesek de insanlar arası ilişkiler bu şekilde işliyor.


homofobik-transfobik olarak görülmesi normal – zira maskülenliğin kötü ve zehirli olduğu (bkz: toxic masculinity) , küçük çocukların biyolojilerinden farklı bir “toplumsal cinsiyet” zırvasıyla geleceklerinin katledilmesi (bkz: isveç’te yapılan sistematik erkek çocuk istismarı) yine erkek çocukların “arızalı kız çocuğu” muamelesi görmesi, daha çok kız çocuklarına uygun olarak geliştirilen okul müfredat ve eğitim ortamına ayak uyduramayan erkek cocuklara hemen ritalin gibi şeyler ittirilmesi gibi daha saymaya üşendiğim saldırılara karşı duran bir pozisyonu var.

konuyla ilgili daha önce de uzunca yazdım : homofobi

öte yandan bir çok redpill’i benimsemiş erkek meritokrasinin her türlü dil din ırk cinsiyet vs’yi ezen en önemli şey olduğunu düşündüğü için alan turing gibi, ne bileyim freddie mercury gibi efsaneleşmiş ve alenen gay olan erkekleri takdir eder ve sever.

ben mesela büyük elton john ve queen hayranıyım. elton john’la tanışabilsem altıma kaçırırım muhtemelen.

hatta redpill reddit’te zaman zaman büyük homo ve sağ görüşlü ultra zeki ve hazırcevap (oha baya hayranmışım herife) milo yiannopoulos’un feminist yalanlarını nasıl tokatladığının videoları paylaşılır.

özetle redpill’in sistematik bir homofobisinden söz edilmesi saçmadır.

öte yandan merkezi bir manifestosu olmayan, tamamen decentralized (gayrı-merkezi?) bir yapı olan redpill’de de, tıpkı diğer fikirlerde olduğu gibi her kulvardan insana rastlamak mümkündür.

benzeri örnek feminizm’de kadın sünnetini savunan ünlü feministler olması.
germaine greer’a bakarak feminizm kadın sünneti destekliyor denemez.
13 31.08.2017 13:46 skeptico
saçmalık diyenleri de görüyoruz:

http://prntscr.com/gfk3df

şunu ben yapmam mesela.

olm bak rekabet artmasın diye yapıyosanız çok ayıp ediyosunuz *


bkz: https://eksisozluk.com/entry/70566478

 

1-evrimsel psikolojiye yöneltilen herhangi bir “hard science değil” matematiğe dayanmayan tüm bilimlere (antroplojiden tut psikolojiye kadar) tüm bilimlere yapılabilecek bir eleştiri. o yüzden bir eleştiri kabul edilemez. “erikli su ıslaktır” demek gibi bişey. e tüm sular ıslak?
ankete, gözleme, klinik testlerde limitli sayıda insana, meta analize dayanan tüm bilimler böyledir. eşyanın tabiatı bu.

2-heuristic diye bir kavram var. redpill ve tüm diğer sosyolojik-psikolojik bilimler heuristic kullanır.

örn: erkekler futbol sever.
ben şahsen futbol sevmem ilgilenmem.
ama bu sokakta karşılaşacağınız bir erkeğin futbol seviyor olasılığını düşüren bir şey değil. erkeklerin futbol sevdiği genellemesini yalanlayan -veya- her erkek istisnasız futbol sever demek de değil. bu bir heuristic.

hipergami de bir heuristic. bir genelleme değil.

bunu “tüm kadınlar hipergaminin kuklasıdır, robot gibidir başka türlü davranamaz” diye anlayan da salaktır.

3-madem beynin tek bir rakam ve net yüzdeler istiyor, bunların değişmemesini istiyor, bu işlerle uğraşmayı bırakacaksın. bu konularda öyle bir rakam yok. git matematik fizik vs kurcala.

4-bu da olmamış. bireyler arası statü ve cinsel pazar değeri farkına dair değerlendirmeler için : bkz: david buss – david schmitt – 1993
https://www.bradley.edu/dotasset/165805.pdf 

sizin taşak geçtiğiniz 10 üstünden 5-6 gibi değerlendirmeler gerçek ve türümüzün cinsel stratejisinin bir parçası.

5-evet evrensel. evet evrimsel temeli var. ekşide yazar yok diyor, dünyanın ilk 30 psikologu arasında gösterilen david buss var diyor. napak inanak mı kanka?
yine david buss – 1989
http://labs.la.utexas.edu/…man-mate-preferences.pdf

6-eş tercihi sosyoekonomik şartlanma kadar biyolojiye de baglıdır.
https://www.evolution.uni-bonn.de/…-preferences.pdf

ayrıca kadınların mal edinememesi otomatikman kadını köle yapmıyor.
örneğin ingilterede kadının yaptığı borç yüzünden kocasının hapis yatmasına dair kanun var. mal varlığı erkek üzerine geçiyor ama kadının sorumluluğu da erkekte.

http://www.historyrevealed.com/facts/nutshell-debtors%E2%80%99-prisons 

1857ye kadar boşanma da mümkün değil.
kadının kendi malından ve borcundan sorumlu olması 1882 womens property act ile geliyor. https://en.wikipedia.org/…women’s_property_act_1882

objektif bakan herkes kadının tarihin başından beri korunan cinsiyet oldugunu görebilir.

7-kadın erkek eşitliği arttıkça eş seçimi yakınsamıyor.

kadınlar hala hipergamik egilim göstererek kendinden 6-7 yaş daha yaşlı, daha uzun boylu ve sosyoekonomik olarak en az eşit veya daha üst seviye eşleri tercih ediyorlar.

http://journals.sagepub.com/…177/147470490800600116
139. sayfa

8-redpill ve insan türünün cinsel stratejileri ile hakkında ne kadar sığ bir anlayışla yazdığının en büyük bayrak sallayan ispatı bu işte.

(bkz: yanlış bile değil).

9-evet içgüdülerimizi reddetmenin sonuçları hakkaten süper oluyor.

https://www.sciencedaily.com/…6/07/160715114739.htm

ahlaki olmayanı söyleyeyim :
(bkz: isvecte yapilan sistematik erkek cocuk istismari)

10-yine sığ anlayış ve straw man.
(bkz: straw man/@skeptico)

evrimsel psikoloji “cinsel stratejide sadece daha iyi genlere gitmek var” diyo sanıyorsun. “hipergami sadece genetik üstünlükle karar verilen bir şey” diyor sanıyorsun.
insanların “tek ve asla değişmez bir stratejileri var” sanıyorsun. aksi takdirde bunları yazmazdın, salak değilsin. bilmiyorsun sadece.

11-dark triad olarak bilinen kişilik tipine sahip olan erkeklerin zaten çoğu hapiste.
az ve sosyal uyum konusunda başarılı olanları da yüksek yerlere gelip gücü elinde biriktiren karakterler. ceo, devlet adamı, asker vs.

bunların genleri ise sonraki nesillere gayet güzel aktarılıyor merak etme. sadece anneyle kalıp cocuklara babalık yapmıyorlar. başka erkekler kendi cocukları sanıyor cocukları.
https://www.theguardian.com/…ildrensservices.uknews

12-sağlaması var zaten?
genetik olarak hepimiz sınırlı sayıda erkeğin torunuyuz.
https://psmag.com/…ent/17-to-1-reproductive-success

pair bonding normal doğal ortamımızda sadece max 3-4 sene. bir cocugun kendi laf dinleyeceği biraz otonomi kazanabildiği süre kadar. sonrası yok.
dorothy tennov 1979 – love and limerence.

pair bonding’in modern haline evlilik demen hakkaten konuyla ne kadar alakasız olduğunu gösteriyor.

evlilik, statü olarak aşağıda olan erkeklerin tüm kadınları üst seviye erkeklerin hamile bırakması ve elinden almasını önleyen, statüsü düşük erkeklerin toplulugun yaşam şansını azaltıcı isyan hareketlerini sınırlayan ve herkesin kurallara göre oynamasını sağlayan bir sistem. kurallara göre oynamayanların cezalandırıldığı (tıpkı az önce yazdığım dark triad alfa erkeklerin cogunun hapiste olması) sosyal adaleti sağlamaya calısan ve grubun hayatta kalma şansını artırmak için gelişmiş bir sistem.

adalet duygusu farelerde bile var. stephen siviy – farelerin güreştiği deney.

13-yine konuyla ne kadar kel alaka oldugunu göstermişsin manuelo.

redpill “kadınlar nankordur daha iyisini bulunca kaçar” demez.
redpill “arzu pazarlığı yapılabilecek bir şey değildir, senin maddi manevi yatırımın, rüşvetlerin, sağladığın imkanlar vs başkasına arzu duyan bir kadının kalmasını sağlayacak şeyler değildir – fiziksel olarak kalsa bile arzusu başka yerdedir” der.

redpill’i anlamış hiç bir erkeğin “ben bu kıza bunları bunları sağladım beni asla terketmeyecek” gibi bir beklentisi olmayacağı gibi, terk edildiği takdirde bunu nankörlük olarak değerlendirmeyecektir. çünkü arkasında yatan mekanizmayı anlamıştır. erkeğin yaptığı fedakarlıkların , arzuya bir etkisi yok. vicdana var, empatiye var, kadının sosyal itibarı açısından etkisi var (nankör olarak görülecek) ama arzuya hiç bir etkisi yok.

valla kadına salak demiyorum ama sanırım sana diyicem az kaldı.

toplumun değer verdiği şey mantık, ya da anaçlık vs değil. toplumun değer verdiği şeyler başka insanlara sağladığı yarardır.
bir kadının anaç olması cocuguna yararlıdır. komşusuna milletine vs değil.
aynı şekilde bir çok insanı etkilemeyen bir iş yapan adamın değeri de kendi sınırlı çevresi kadardır.
ancak bir çok insanı etkileyen, bir çok insana değer olarak dönen şeyler (temiz su’dan tut, iphone’a kadar) evet mantıkla, mühendislikle, bilimle vs ortaya çıkmıştır.
bunların da büyük bölümünü başka yerlerde anlattığım sürüyle sebeple erkekler yapmıştır.
bu kadın yapamaz demek değil. kadın salak demek değil. erkek zeki demek değil. bu sadece bariz bir gerçeği dile getirmek.

insanoğlu kendine faydalı şeye değer veriyor, onu takdir ediyor.
takdir edilen şeyleri bulanların çoğu erkek.
o yüzden “erkek mantığa mühendisliğe, mekanizmalara meraklıdır” , kadınlar sosyal ilişkilerde daha başarılıdır yatkındır dediğimiz zaman erkeklerin değerli gibi algılanması normal. bu yatkınlıkların yarattığı değer yüzünden.

ya bari şu “kadınlar kaç savaş çıkartmışlar” masalını tekrar etmeseydin..

tarih boyunca kadın yöneticiler, erkeklere kıyasla daha fazla savaş çıkardılar (sayıca değil oran olarak) :
https://qz.com/…e-more-likely-to-wage-war-than-men/
kadınlar evde daha çok fiziksel şiddete başvuruyorlar http://www.aeesq.com/…n-initiate-domestic-violence/

kadınlar da savaş çıkaran hükümetlere oy veriyorlar. obama’ya oy verenlerin 55%i kadın. trump 35%i. türkiyede kadınların 36%sı tayyip’e oy vermiş.
hitler de 6.5 milyon alman kadınından oy almış 1932’de.

bu “erkekler her boku yiyor kadınlar masum” masalını tekrar etmeyin komik oluyosunuz. madem kadınlar masum, savaş hiç bir şekilde istemiyorlar niye hep birlikte savaş çıkartmayacak adaylar çıkarıp onu seçmiyorlar? ben şahsen oy veririm öyle bir adaya.

kadınlar da insan. melaike değil. onların arasında da şiddete meyilli olanlar var, olmayanlar var.

güya romada erkek karısını öldürse ceza almazmış. süpermiş lan sıfır dırdır politikası. adamım julius sezar :p

https://en.wikipedia.org/…_in_ancient_rome#adultery

açıp baksan göreceksin öyle bir şey olmadığını. ama belli ki derdin anlamak değil kendi sesini dinlemek .

15-“mantık kapasiteleri olduğunu ama bunu fazla kullanmayacak şekilde evrimleştiklerini” okuyorum. ”

gene yanlış anlamışsın.

kadın ve erkek beyni farklı.
https://www.theguardian.com/…ains-wired-differently
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/…/articles/pmc4129348/
http://files.eric.ed.gov/fulltext/ej834219.pdf

bunun tartışması yok. farklı işte. ikisinin de evrimsel olarak avantajına olan özellikleri var.

kadına “mantıksız gerizekalı denmiş” gibi okuyosunuz yazılanı.

kadının hafızası daha iyi deyince kimse bişey demiyor, ama erkek matematikte iyi deyince oouuvvvv..

———

bak biraderim, benim gidip bilmediğim konularda, futboldan, sinemadan, modern sanattan, ne bileyim şaraptan vs bahseden yazımı göremezsin.

bu konular hakkında sıfır bilgim olduğundan değil, sadece tutup internete yazılacak vasat ve herhangi bir etkisi olmayacak bir bilgiyi sırf yazmış olmak için yazmayacağımdan.

tavsiye ederim, sen de yazma. kafam rahat. kimse kalkıp galatasaray diye küfür etme ihtiyacı duymuyor.

varsa kafana takılan bir nokta, düzgünce sor, mesaj at ne bileyim, ama böyle nazikçe küfrediyomuş yazılarda saçmalamak sana yakışmıyor.

ya da yakışıyor ne bileyim amk meriçi eheh.. düşüyo mu böyle?

https://twitter.com/…auss/status/904074176260071424


Kırmızı hap farkındalığı 


Kırmızı hap “daha çok karı sikmek” temelli bir öğreti değil.
kaç kere daha yazsam tutar bilmiyorum ama yazıyorum işte.

https://kirmizihap.org/…e-amaci-kari-kiz-isleri-mi/

bir erkeğin seks yapamaması sadece bir semptom.

eş olarak değerini en bariz şekilde gösteren bir semptom.
erkek doğuramadığı, insanlık açısından kadında olduğu gibi baz bir değeri olmadığı, sadece ve sadece yarattığı değer kadar değerli olduğu için erkeğin eş olarak değersizliği (veya değeri) insan olarak değeriyle ayrılmaz bir bütün. kadının 15-40 yaş arasında sahip olduğu avantaja sahip değil.

nasıl grip tedavisinin amacı ateş düşürmek değil, grip virüsünü yenmek ise, kırmızı hap’ın amacı seks yaptırabilmek değil.

seks yapamamak, karşı cins tarafından sürekli reddedilmek, hemcinsleri arasında saygı vs görmemek, para kazanamamak hepsi birer semptom. problemin ne olabileceğine dair işaretler veren birer semptom.

problem – erkekliğinizin iğdiş edilmiş olması. zihnen iğdiş, ruhen iğdiş edilmiş olması.

bu nasıl yapıldı ? dinle, medyayla, masallarla, telkinlerle, romantizmle, siyasetle, ekonomiyle. ataerkil sistemle.

hepimiz, kadın ve erkek olarak – ortalama erkeği üreten, gerektiğinde savaşan, ailesine kaynak sağlayan, cocuk yapan, sonra yaşlanıp ölen ama bu 60-70 sene boyunca mutluluğunu önemsemeyen, üstteki formüle uygun hareket etmenin mutluluk vereceğini kafamıza sokan düzenin kurbanlarıyız.

kırmızı hap, isteklerini elde etmek isteyen insanlar için hayattaki öncelikleri tekrar belirlemeye yarıyor. çilek tarlası tabelasının arkasında yatan mayın tarlasındaki mayınların yerlerini haritayla gösteriyor. o haritayı nasıl kullanacağı bireyin kendi sorumluluğu. ister koşarak girer, ister hoplayarak girer, ister hiç girmez. ama kırmızı hap çilek tarlası vadetmiyor, bunu yutan adam zengin olur, harem sahibi olur, sixpack’i olur, saçları geri çıkar, çükü 25 cm olur demiyor.

“senin istediğin şey buysa, karşındaki engeller budur” diyor sadece.

kırmızı hap farkındalığı sayesinde hayatını yoluna koyan, felakete giden yoldan geri dönen insanlar gün geçtikçe çoğalıyor. ve işin güzel yanı bu nadiren karşı tarafın maliyetini sırtlandığı şekilde oluyor. hayatını yoluna koyan adam etrafını da yükseltiyor. en yakınlarından başlayarak başkalarına faydalı oluyor. hepsi probleme feminist-romantik bakış açısı yerine realist bakış açısıyla bakmakla başlıyor. hatalı varsayımları, gerçeğe daha yakın varsayımlarla değiştirerek başlıyor.

o yüzden karşıdan tartışmayı izleyen arkadaşlara tavsiyem akıllarına yatmayan bir şey gördükleri takdirde istedikleri soruyu sormaları. “amk 31ci ergeni” diye girmedikçe lafa, karşınızdakinden saldırgan tepki alma ihtimaliniz çok düşük. hatta kendi adıma amk 31ci ergeni diye lafa girseniz bile saldırgan tepki almazsınız.

bi de imanuel’in sevgilisini hanginiz aldıysanız geri verin olm. ayıptır. *


merkezi bir manifestosu, peygamberi vs olan paket program bir din olmadığından insanların aklına yatan, işine yarayan kısımlarını alıp saçma gelen taraflarını reddedebileceği bir şeydir.

sanıyosunuz birisi “kadınlar bok gibidir” yazınca herkes “hurraaaa aynen panpa hepsi bok gibi biz kralız yeaaa” diye alkış tutuyor. öyle bişey yok.

Cinsiyetçilik

100.000 abonesi olan bir reddit forumunda 200 upvote nedir ki? binde iki.

x bir zümereye düşman zaten o kadar insan var dünyada. kırmızı hap farkındalığına sahip olup kadına düşman olan adama karşılık galatasaraylıya düşman daha çok fenerli var.

insan anlamadığı şeye düşman olur. anladığı şeye değil.


benim rastladığım yorumlarda “feminizm kötüdür” değil, “feminizmin şu şu şu pratikleri kötüdür” deniyor. mesela oy hakkı eşit işe eşit para hakkı gibi konular değil, erkek cocuklarını “arızalı kız çocuğu olarak yetiştirme” pratiği reddediliyor. diğer konularda da öyle. hepsinin eleştirilebilecek yanları var.

meriç – kendi değerini, diğer erkeklerin değerini azaltmaya çalışarak yükseltmeye çalışan sinsi bireydir. virtue signalling yapar, rekabetin kredibilitesini ve değerini manipülatif tekniklerle azaltmaya çalışır. “üzülecek bir şey yapmanı istemiyorum burcu” cümlesinin altında yatan şey tam olarak budur. naif ve safça aşık olan, sevdiği kişiyi mutlu etmeye çalışan birey değildir meriç. meriç manipülasyoncudur. naif, saftır.

sjw – benzer şekilde saman adamı argümanlarla “kazanım”larını korumaya çalışır. virtue signalling yapar. meriçle benzer modus operandiye sahiptir.
bizzat kendi agızlarından duyduk burada.

postmodernizm’le ilgili eleştiriler dünya kadar. jordan peterson diye youtube’da arat, otur dinle. hayatını değiştirsin.

kırmızı hap kontekstinde beta male : ilgi ve sevgiyi “satın almaya” çalışan erkektir. sağladığı kaynaklar, yaptığı yatırımlar, bedavaya sağladığı onay vs gibi şeylerle karşı tarafın ilgisini sevgisini kazanmaya çalışan erkektir.
a.t.m. koca derken kastedilen erkektir.
yaptığı yatırımın karşılığını alamadığı zaman kadınlara “nankör” diye saldıran erkektir.

bence gayet iyi anlıyorum eleştirdiğim şeyi.

problem üstteki modelde davranarak istediğini elde etmeye çalışanların , bugüne kadar yaptıkları yatırımın işe yaramaz ve değersiz olduğunu, sinsilikle yapıldığı için esas kadın düşmanı davranış olduğunu kabul etmeme inadı.

bu sinsiliği, bu içten pazarlığı, bu gizli sözleşmelerle hareket eden erkeği ahlaklı kabul eden, arzulanır gören erkek de kadın da bana uzak olsun ltf. tşk.

üstte örnekleri verilen “kadın düşmanı” yorumların 99.99999%u bu sinsi meriç hareketlerinden keyifle nemalanırken ikili eşleşme stratejisini sonuna kadar kullanan manipülatif kadınların davranışlarını hedef almaktadır. amerika ve diğer gelişmiş batı ülkelerinde bu tür kadınların miktarı inanılmaz boyutlarda.
yani pratikte bu adamlar için kadınların büyük kısmı malesef yorumlarda anlatılan pratikleri sergiliyorlar.


kadınlar niye komik değil:

https://www.vanityfair.com/…/2007/01/hitchens200701

tl;dr: ihtiyaç duymuyor.

varsa komik kadın örneği gösterin çok samimi rica ediyorum. amy schumer falan demeyin valla ömrü billah tefe koyarım. kaç tane kadın standup’ı yarıda kapattım bilmiyorum.

kadın zaten zarafeti alımı tatlılığı mistikliği ile yetip artıyor. bilim, medeniyet, komedi, teknoloji, edebiyat hepsi erkeğin o feminen ve mistik dünyaya dahil olabilme çabası.

sizi kastetmiyorum tabi üstünüze alınmayın. allahtan zehrinizi yutmayacak kadar akıllı yeterince çok kadın var.

 


hayatında tek nota basmamış, bilgisayar oyunları harici satır yazmamış, güzel bir şeyin fotoğrafını çekmemiş resmini yapmamış adam bana gelip güzel şeylerden bahsediyor.

adam mesela pink floyd’a bunu yazabilirken :
http://prntscr.com/gn355y

bir kağıt oyununa şunu yazmış:
http://prntscr.com/gn35f9

sen hayatta ne yaptın da bana akıl öğretiyosun olm? bi tane başarını göster

bak hep diyoruz – en çok ihtiyacı olanın en çok karşı çıktığı şey diye:
http://prntscr.com/gn36eq

git assasins creed oyna birader sen. senin vasatlığın beni aşar.

ahah bonuslar:
roger waters’a yazdığı : http://prntscr.com/gn37dl

vasatlığının ispatı : http://prntscr.com/gn37se

sen gibi adamlar ancak türkiye gibi ülkelerde akademisyen olabilir işte.
evet gördüm o entry’ni de.

millete akıl dağıtmadan bi aynaya bak ben neyim de kime akıl veriyorum diye.


“3 günlük ömrü fayda ve verimlilik maksimizasyonu adına kafa yorup hesap yaparak, kıçımı gereğinden fazla sıkarak, birilerini ezmek suretiyle sürekli daha yukarı tırmanarak yaşamaya çalışmayı ben erdemli bulmuyorum.”

loser mentalitesi. ayrıca yukarı tırmanmayı sadece başkalarını ezerek olacak bir şey sanarak false dilemma yapıyorsun. korktuğun şey başkasını ezmek değil, başarısız olmak. yukarıda örnekleri vermişsin zaten. startup kurarım batar.
batsın amk. nolacak? canını mı alacaklar?
100 tane kurarsın batar. 1 kere başarılı olsan yeter.

“hayat denen kısa hikayeyi lütfen bu kadar abartmayın.”

evrende sana bana dair başka herhangi bir şey yok. sadece hayatımız var.
onu da hafife almak büyük salaklık.
trilyarda bir ihtimalle doğmuş hayata gelmişim, onu da hafife alıcam öyle mi?
bsg.

sen nihilist olabilirsin. trp zaten halinden memnunların işine yarayacak bir şey değil.
hayattan daha fazlasını isteyenlerin işine yarayacak bişey.

en büyük dram, hayatta daha fazlasına sahip olabileceğine dair ihtimal vermeyen insanların bu kadar çok olması.

bu arada sen dediğime bakma, sen belli bir mentaliteyi yazıya döküyorsun. sen gibi düşünen çok insan var.


karşı çıkılmasının en büyük sebebi bence şudur:

(bkz: sunk cost fallacy)

daniel kahneman thinking fast and slow’da zihnimizin kazanç ve kayıp karşısındaki bias’larını çok güzel anlatıyor. “kaybetme riski” bizi kazanma ihtimaline karşı çok daha fazla etkiliyor.

elbette kolay değil senin 10 sene 15 sene boyunca izlediğin yolun yanlış olduğunu, belki istismar edildiğin (iş-aşk-ailevi) ilişkilerde olduğunu kabullenmek. zaten ondan diyoruz başından beri “bu mevzu öyle keyfi ‘eh işte’ olan kimsenin dönüp bakacağı bir şey değil” diye. “travma lazım”. bir “dönüm noktası” lazım diye.

red pill’i “bulan” adamların ezici bir çoğunluğu zaten hayatlarındaki kötü gidişat değil kötü bir olay neticesinde buluyor. yavaşça ısınan tencere misali, su kaynamadıkça, canı yanmadıkça atlamaya yeltenen adam olmaz zaten.

2 aydır seks yapmaya yanaşmayan karısının fotograflarını başka bir erkeğe yolladığını gören adam,
iş yerinde 4. kez kendisinden sonra şirkete giren adamın terfi aldığını gören adam,
yıllarca prenses muamelesi yaptığı kızın 10. kez göt heriflerden tekme yiyip gelip koşa koşa kendisine ağlamasından bıkan çocuk..

açın “düşün ki o bunu okuyor” başlığını sıradan okuyun. binlerce entry var.
neredeyse tamamı silkinip olaylara objektif ve gerçekçi bakmaya ihtiyacı olan insanlar. başlarına travmatik olay gelmiş ama daha iyi bir seçenek olduğunun farkında değiller.

red pill “birader-kızım, sen sıçtın. ağır sıçtın. sıçmanın sebepleri de muhtemelen bu bu bu budur.. artık kendi değerlendirmeni yap – ama sünepe gibi yapma, dosdoğru – acımasızca yap” diyor.

bu ilk aşaması.

red pill sonra diyor ki “anladın mı niye sıçtığını? güzel. bu zaafiyetlerini gidermek için yapman gerekenler bu bu bu bu… artık hangisi öncelikliyse senin için bunlardan başla” diyor.

bak burda meriç mentalitesinin çok yaygın bir “kaçış”ı var. burda da kaç kere yazıldı “amk düzgün insanlar seçin hayatınıza almak için”.

bu kadar büyük sorumsuzluk olamaz. yetişkin insan hayatta karşılaştığı olayları “başıma geldi” diye kurban mentalitesiyle görme lüksüne sahip değil. o senin “başına gelmedi”. onu sen yarattın. hareketlerinle, yaptıklarınla, yapmadıklarınla, seçimlerinle “başıma geldi” dediğin – görünürde senin kontrolün dışında olan şeyler bile senin sorumluluğun.

red pill bu kurban mentalitesinden kurtulmanı sağlayan araçlardan biridir (bence en işe yarayanıdır).

bak örnek vereyim. kışın 3 gün elektrik kesildi evde ışık yok, kombi calısmıyor, buzdolabı çalışmıyor. sıçtın yani. elektrik kesilmesi senin suçun değil. ama ısınma, aydınlanma, yemeklerini muhafaza etme, varsa ailenin sefil olmamasını sağlama sorumluluğu senin.

red pill “elektrik giderse şunu şunu yap” demez.

“iyi talih kendi inşa ettiğin bir şeydir. iyi talih: iyi karakter, iyi niyet, iyi hareketlerdir”
bak bunu 2000 sene önce yaşayan roma imparatoru ve stoik filozof marcus aurelius demiş. red pill yeni bişey söylemiyor. önerilen okuma materyallerinin en tepesinde eski stoik filozoflar var. sadece onları okumak bile red pill’i anlamaya ve uygulamaya yeter ve artar bile.

bugün yaşayan insanların çoğu hayatı o kadar istikametsiz yaşıyor ve bunu o kadar normal ve iyi bir şey sanıyor ki – inanılır gibi değil.

red pill “elektriklerin gitme olasılığını bil, buna hazırlıklı ol (atıyorum jeneratorün ve yakıtın olsun), kurban olma, ortalama olma, vasat olmakla yetinme, sorumluluk sahibi ol ki sen ve umursadıkların gereksiz yere sıkıntı/acı çekmesinler” der.

“başıma geldi” dediğin şeylerin tamamının sebebi senin yaptıkların.
ama bu kötü bişey değil.
çünkü problem sendeyse, çözmek de senin elinde.
gün gelip bir şey seni öldürene kadar vereceğin tepki tamamen seni elinde.

edit: şu sahne aklıma geldi sonra : https://youtu.be/lv11id634lk?t=82
tam olarak bu. walter reis.

bu da bizi karşı çıkılmasındaki bence ikinci büyük sebebe getiriyor:

o götünü sikee sike kaldırıp bugüne kadar yaptığının 10 katı eforla çalışacaksın.

kimse seni kendin olduğun için sevmeyecek, annen ve belki baban harici tüm insanlık, – cocuğun dahil – tüm insanlık senden alabildiği şeyler ile orantılı olarak seni sevecek. sana anlatılan masalların aksine senin birey olarak sırf doğduğun için pek bir değerin yok. insanların büyük çoğunluğu için harcanabilir bir kaynaksın. istatistiksin. hele erkeksen çok daha az değerlisin. istatistik bile değilsin.

ağır mı geldi? daha onda birini bile anlatmadım.

muhtemelen zaten elektrik kesik doğdun. o ışıkları yakmak için o götü kaldırıcaksın. vaktini ve eforunu verimsiz işlere harcamak yerine (dota’cılar, steam’ciler, friendzone’daki meriçler, her gün 3 saat futbol izleyenler, yılda 3 kitap okumayanlar – hepiniz) kendine ve etrafında umursadıklarına değer yaratabilecek şeylere odaklanıp, etrafındaki ortalama insanların makul bulduğunun 10 katı eforla bu hedeflerine saldıracaksın.

Boş zaman

bunu insanların takdiri, onayı için değil, kendi kendine onayın için yapmalısın. çünkü başka insanların onayına kıyasla kendi eksiksiz onayın çok daha zor. kendi zaafiyetlerini eksiklerini senden iyi kimse bilemez.kendi mutfagını biliyorsun. insanlar ise mutfağını değil, vitrinini biliyorlar.
sen kendi onayını aldığın anda zaten çoktan diğer insanların onayını almış olacaksın.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *